Gün geçmiyor bir zincirleme kaza haberleri basına düşmesin… Bu haber, hem kent içi ve hem de kent dışı mahreçli olabiliyor… Kimi ölümcül, kimi yaralanmalı, kimi ikisi bir; tabii hepsi maddi hasarlı oluyor. Yolların, özellikle şehir dışı yolların niteliğinin bu kadar artmasına rağmen, neden bu kazalar oluyor?
***
Şehir içinde“yol geometrileri”, bilgi ve uyarı işaretlerinin yetersizliğini anlarım ama gün geçtikçe nitelikleri artan şehirlerarası yollarda da sıklaşmasının nedeni ne olabilir? Anlamakta zorluk çekerim.
***
Yolların ve araçların niteliğinin artmasına rağmen acaba sürücülerin “niteliklerinin” artmaması, “sürüş tekniklerini” yeterince bilmemelerinden, “kurallara” uymamalarından kaynaklanıyor olmasın?
***
Bu soru bizi, doğal olarak “sürücü belgesi” alma süreçlerine götürüyor… Mesela, bizim dönemimizde ve öncesi, “U” parka üç manevrada giriş ve çıkış testi vardı… “U” park, bir tarafı açık, üç tarafı iple çevriliydi… Geri geri geleceksin, üç manevrada girecek ve çıkacaksın ama bir şartla, girsen bile iplere dokunmayacaksın…
***
Bir de kurnazlık yaparlardı, arka tekerlerin geleceği yer hafif rampa olurdu. Çıkmak için kalkarken, aracı kaçırdın mı ipe değerdi. Gördüğüm için söylüyorum, bir manevrada girip, bir manevrada çıkanlar olurdu.
***
Mesela, “sürati intikal” testi yapılırdı… Düşen bir ölçekli, metre benzeri bir tahtaya, bir sopa ile yatay vuracaksın, metre üzerinde vurduğun yer senin “suratı intikal”performansın olarak kayda geçerdi. Bir de, karşıya bakarken, sağından ve solundan hareket eden bir parmağı yüz seksen derecelik bir skalada nasıl gördüğüne bakarlardı…
***
İlginç bir imtihan daha vardı, imtihan heyeti sizi hızlandırır, sonra “fren patladı” der, siz de ara gazı vererek, vites küçülterek aracı durdururdunuz… Rampada durdururlar, yarım debriyajla, aracı geri kaçırmadan”, hareket etmenizi isterlerdi… Araca bindiğinizde ilk işiniz, aynaları kontrol etmek olurdu. Bunu yapmazsanız, olumsuz puan alırdınız.
***
Profesyonel ehliyet alacaklar, motor ve elektrik aksamından da sınava girerlerdi… Mesela, buji kablosunu sökerler ya da yer değiştirirler; akü kablosunun birisini gevşetirler; hava hortumuna üstüpü sokarlar, arabayı çalıştırmanızı isterler… O arızayı bulup arabayı çalıştıracaksınız, yoksa sınavı geçemezsiniz…
***
Sanırım, bir dosya ile üç seferde girerdiniz, üçünde de başarısız olunca, “dosya yanardı”, “sil baştan” yeniden başlardınız… Yazılı ve uygulamalı sınavı tek seferde kazananlar, gururla gezerlerdi… “Tek girişte aldım” derlerdi…
***
Bunu yazarken, Hisarcık yolunda pardon kırk iki kilometrelik Mehmet Özhaseki Bulvarı’nda, “Yumurtacı Emmi Gediğinde”, şimdi yerinde cami var, yapılan sınavlar aklıma geldi… Buradan aklımda kalanları yazdım… Bizler de orta okul talebesi falandık, merakla izlerdik. İzlerken, çok şey öğrendik.
***
Mesela, askeri araç kullanacak askerler de burada imtihan olurdu… Ben, 1973 yılında, Erkilet yolunda sınava girmiş ve “profesyonel ehliyet” almıştım… Demek ki, yarım asır olmuş… Tabii, şimdi sınav şekli ve içeriğini, heyetler kimlerden oluşuyor, bilmiyorum.
***
Tabii, kazaları sadece yol geometrilerine, sadece sürücü davranışlarına yıkmamak lazım… Bunların, hepsi bir arada da olabilir. Ama sürücüfaktörünün önemini küçümsememek lazım…
***
Trafik ihlali yapanlara acımazsızca ceza vermek gerekir…Yanlış park, çift sıra park, kavşaklarda park, bilgi ve uyarı levhaları önünde, kaldırımlarda park yapanlara, bilgi ve uyarılara uymayanlara, yol çizgisi ihlal edenlere vs. ikinci uyarı yapmadan cezayı basmak lazım… Bu halk, biraz da cebinden çıkacak paradan anlar…
***
Mesela, çok yazdım, bir kez daha yazayım, Erciyes Hisarcık girişi mezarlık ile Meydan arasına sabit radar konsun, para basar gibi para basarsınız… Ha keza, Hisarcık çıkışına ve şehirden Hisarcık girişine de bu uygulamayı yapmak lazım… İnanın, Hisarcık düğün salonu civarında, fren balata kokusundan burun direğiniz kırılıyor… O kadar suratlı geliyorlar ki, inanamazsınız.
***
Tabii, kaza riskini azaltmak için basit önlemlerde var. Bu görev de belediyelerin. Mesela, sağa dönüşlerle, yaya geçişlerinin iç içe olduğu yerleri çok yerde göremezsiniz. Ama Kayseri’de var… Bu örneği de çok verdim ama kimse dinlemedi. Hunat tramvay durağı güneyinde, Hunat katlı otoparka giren dönüş… Dönüş yapan araçlarla yayalar iç içe… Her an bir kaza ve can kaybı olabilir…
***
Oysa yapılacak şey çok basit… Yaya geçişini, haliyle ışıkları on beş, yirmi metreMeydan tarafına çekmek… “Şekil a’da ki gibi!” deme şansım yok; “arif olan anlar’” ama anlamayan varsa ve tenezzül ederlerse, yerinde de gösterebilirim…
***
Kazasız, belasız bir yıl dileğiyle…