İlk, orta ve lisede yeni öğretim başladı… Başladı başlamasına ama “ehem mühimme tercih” edildi. İlk tebliği, ilk icraat kadın öğretmenlerin, “kadına uygun” önlük giymeleri üzerineydi. Öyle ya, “örtünme” iktidar için “ehem”, çocukların hali, açlığı, susuzluğu, imkansızlığı“mühim”min de ötesinde.
***
Çocuk okula aç gelsin ama öğretmeni mutlaka önlük giysin. Şu lafımı unutmayın; “Önlük boyu, şeri şerife uygun mu, değil mi?” tartışması açılacak. Göreceksiniz, “topuğa kadar örtünmesi gerekir!” diyenler, sonunda galip gelecek.
***
Tabii bu tartışmanın yanında, yine “ehem” olan “değerler eğitimi” ve“Arapça” dersleri tartışmaları ön plana çıkacak. Öyle ya, riaziye, “Ulumu fenniye” önemli mi ki? Yine öyle ya;“dünyamız berbat hiç olmasa ahiretimizi kurtaralım!”
***
Nedençünkü bir “kavle” göre ahirette sorgu ve sual “Arapça” olacak. İnanmayanlar hadis ve fıkıh kitaplarına bakarlar. O nedenle, aman çocuklar, bugün okula aç, susuz ve imkânsızlıklar içerisinde gitseniz de, hiç olmasa iyi çalışın da Arapça’yı öğrenin, öteki dünyanızı kurtarın…
***
Ha bana “uydurma uydurma!” diyenlere, birkaç kaynak vereyim (www.yeniakit.com.tr/):
- “Cennet ehlinin konuştukları dil Arapça’dır" (Feyzü'l-Kadir)
- "Arap kavmini üç şeyden dolayı seviniz. Ben Arabî'yim. Kur'ân Arabî’dir. Cennettekilerin lisanı da Arabîdir". (Hâkim,Taberânî, Beyhakî)
- Tabii, Farslar da kendini kurtardı. Farsça'nın da cennet lisanı olduğunu ifade eden bir rivayet var: “Ehl-i cennetin lisanı Arabî ve Farisî’dir.” (Müsnedü’l-Firdevs)
***
Yani, anlayacağınız, bizim garibim Türkler yandı ki hem de nasıl. O nedenle; “Arapçanın eteğine sımsıkı sarılın” ki necat bulasınız. Peki, Arapça öğrenmek ne kadar olası?
***
Bizim kuşak iyi anımsar… 1950’lerde, İmam Hatip Okulu Arapça hocaları, meslekten değil, alaylı, ağırlıklı olarak imam ve hatiplerden oluşurdu… Onların da ne kadar Arapça bildiklerini, arkadaşlarımız, acı acı anlatırlardı. Tabii, onların hepsi şimdi rahmetli oldu. Ne yapsınlar, elimizdeki malzeme buydu… Bir anlamda boşluk dolduruyorlardı…
***
Mesela, yine bizim dönemlerde, bazı üniversitelerde Tük Dili ve Edebiyatı bölümü vardı… Muhtemelen hala devam ediyordur, bu isim altında… Çok güzel Osmanlıca dersi okurlardı… Öğretmenliğe atılınca, doğal olarak okuma ve yazmayı “çürüttüler”. İçlerinde çok nadir kısmı, ilerletti. Tembelliklerinin ceremesini şimdi çekiyorlar. Öyle ya; “işleyen demir pas tutmazmış”.
***
Mesela, mektepli olarak Osmanlıca hem okuyup hem de yazan ilahiyatçı merhum İsmet Hocamız vardı, Hoca, hem hüsnü hattı da iyi becerirdi. Fen grubu öğretmeni olmasına rağmen Hüseyin Cömert Hocamız da güzel okur, kendi kendine öğrenmişti.
***
Mesela İstanbul’da tanımıştım, bir Abdullah Abimiz var (Gücür), esnaf idi, hiçbir formel tahsili yoktu ama çok güzel Osmanlıca okur ve yazardı.
***
Tabii, bunlar ekstrem örnekler… Çoğunluk böyle değil… O nedenle bir birimizi kandırmayalım… Hele hele, 1928 Harf Devrimini bahane edip, “bir gecede cahil kaldık, dedelerimizin mezar taşını okuyamaz olduk!” diyenler şunu unutmasın; yazma bilen ne kadardı bilemem ama okuma bilenlerin, nüfusun yüzde 8-10’unu geçmediği söylenir. Onlar da genellikle erkek. Ki, doğrudur…
***
Şimdi, “dedelerimizin mezar taşını okuyamaz olduk!”, diyenlere bir tavsiyem var. Yarın Seyid Burhanettin Mezarlığı’na gitsinler, mezar taşlarına bir baksınlar, ne görecekler, kendi gibi düşünenlere anlatsınlar.
***
Çok çok az sayıdaki ricali devletin, ilmiye ve askeriye sınıfın mezar taşlarına bakıp, hepsi böyle sanmasın. Mesela, bizim kuşak, şehir merkezinde tek kalan, Seyid Burhanettin mezarlığındaki, dedesinin mezarını bilmez. Belli değil ki… Sonradan yapılıp isimlendirmelerin çoğu da tarif üzerinedir… Kaldı ki, lafa geldi mi; bu kent “makarr-ı ulema!” deniyor. Kadim mezar taşı varlığınız bu kadar…
***
İşi uzattım biliyorum… Bu gün, dar gelirlileri bir yana bırakın orta gelirli bir aile dahi, çocuğunu iyi bir okulda okutamaz oldu, hele hele metropol kentlerde… Hele hele, yurt yok, kreş, anaokulu vs.’nin yanına yaklaşılamıyor. Öğrenciler, cemaat ve tarikat yurt ve okullarının önüne atılmış durumda.
***
Bu konuda sağ ve merkez sağdan çıt çıkmıyor, siyasetçileri de ortada yok; solun da bağırıp çağırmasına rağmen güçleri yetmiyor. Peki, TV’ler çıkıp ahkam kesenlere, geçmişte siyaset yapan, kamuda önemli görev almışlara ne demeli? Bu sizin eseriniz…
***
“Eğitim ve öğretim tesisleri” adı altında kamplar açacağınıza, sırf kendi kurumlarınız mensubu çocukları için yurt yaptırtsaydınız olmaz mıydı?
***
Ne gezer… Şimdi de, tarikat ve cemaatlerden sızlanıp duruyorlar… Yok öyle yağma, bu noktaya elinizle getirdiniz, bu ülkeyi.