Arşivimi karıştırırken dikkatimi çekti… Görüşlerine, düşüncelerine itibar ettiğim Dr. Rüştü Bozkurt hocanın yıllarca önce, Dünya Gazetesi’ndeki köşesinden aldığım yazıdan, insan ya da toplum davranışlarını anlatan, üç cümle... Bakalım, insanımızı ve toplumumuzu ne ölçüde anlatıyor.
***
- Bir insan, hem yetki ve hem de sorumluluk istiyorsa, “yurttaş”tır.
- Bir insan, yetki istiyor sorumluluktan kaçıyorsa, “şark kurnazı”dır.
- Bir insan, yetki istemiyor ve sorumluluk da almıyorsa, “kul”dur.
***
Bir insan hem yetki ve hem de sorumluluk istiyorsa, “yurttaşmış!” Ama “güce tapacaksın” doğru bildiklerini söyleme, yazma, çizme cesaretini gösteremeyeceksin, kapalı kapılar arkasında “ben demiştim” süfliliğini yaşayacaksın ondan sonra, “yurttaşım” diye gezeceksin ortada öyle mi?
Olsa olsa sen, en azından “şark kurnazısın!” Ne kokarsın ve ne de bulaşırsın!.. Mesela, bunların baskın karakteri; “iki yüzlülük”, başkalarına çok iyi yaptığını, iyi yazıp çizdiğini söylemek; “aferin devam et!” falan demek, devamında arkasından attığı insanlarla, ekiple can ciğer kuzu sarması olmak.
***
Bunlara, etrafınızda çok rastlarsınız… Sanayi Odası’nda çalışırken, Başkan Çapar’a gelip; “Haberin olsun, Kilci senin için şunu söylüyor!”, deyip hemen Ticaret Odası Başkanı Kilci’ye gidip; “Çapar, senin için şunu söylüyor” diyenleri çok gördüğüm için kanıksadım artık.
***
Rüştü Hocamıza göre, “şark kurnazlarının” temel vasfı, “yetki” istemek ama “sorumluluktan” kaçmakmış… Biliyorsun bunlara ister kamu olsun isterse özel, bürokraside çok rastlarız.
Adam her şeye yetkili ama sorumluluğa asla yanaşmaz, başkasının üstüne yıkmaya çalışır sorumluluğu. Hemen satar adamı… İyi işleri de üstüne almakta çok mahirdir. Sonuçta bunlar; kendi saadetini, başkalarının felaketi üstüne kurarlar…
***
Bir insan yetki istemiyor ve haliyle sorumluluktan kaçıyorsa, tam bir güdülecek “kul”. Bunlara, güdülecek “sürü” de diyebiliriz. Bir tadımlık ot için kendilerini yardan atarlar. Devlet çalgısına da ayak uydurmayı iyi bilirler.
“Gelen ağam giden paşam”, “etek öpmekle ağız pislenmez”, “köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin” sözleri bunlar içindir.
***
Biliyorsunuz “kul”, “vatandaşın” zıddıdır… Az gelişmiş demokrasilerde, otoriter ve totaliter rejimlerde; lider egemen toplumlarda çok görülür, “kullar”… Temel yaklaşımları da; “o dediyse doğrudur!” Bunlar, sanki Tanrı ya da Peygamber buyruğu…
***
İşte, bundan 102 yıl önce, bir 19 Mayıs günü, Samsun’a ayak Mustafa Kemal’in kafasında, Türkiye toplumu ya da Türk milletini “kulluk” koşullanmasından, “vatandaşlık” koşullanmasına dönüştürmek vardı. “Siz kul değil vatandaşsınız. Eşit haklara sahipsiniz!” diyordu.
***
Tabii, bu dönüşümün en önemli argümanı da “laiklik” idi. Zira, “laiklik” aklın özgürleşmesi, insanın başkasının “aklını” kullanmamasıydı. Halkı, “kul” olarak gören egemenler ve onların temsilcilerinin, laikliğe hücumları ve “dinsizlikle” suçlamalarının altında yatan buydu. “Güdücülükleri”, “ayrıcalıkları” ellerinden gidiyordu.
Öyle ya, ellerinden kayıp gidiyordu, “kulları”. Ağaların, ulemanın, kedilerini “seyit” ve “şerif” görenlerin, tarikat ve tekke şeyhlerinin, “efendilerin” endişesi de bu noktadaydı.
Bunların, “Köy Enstitüleri”ne karşı olmamalarının altında yatan neden de buydu… “Maraba” gördükleri köylü çocuklar, “çağdaş, laik eğitimin” çekim alanına giriyor; “Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy” amacı ile yetiştirilmeleri isteniyordu.
“Anadolu aydınlanmasının” önemli kilometre taşlarından birisiydi, Köy Enstitüleri. Ama maalesef, “popülist siyaset”, tepkilere direnemedi; kapattılar Enstitüleri… Son darbeyi de; bunların yerine ikame edilen, zaten var olan, “Öğretmen Okulları”nı üniversitelere bağlayıp, “Eğitim Fakülteleri” haline getirmeleriydi.
***
Niyetim, asla Köy Enstitüleri’ne güzelleme yapmak falan değil. “Araçlar” tartışılabilir ama “amaç” doğruydu. Bugün, ilk ve orta öğretimin, şakır şakır dökülmesinin temel nedeni, bu dönüşümler. Bizim nesil, Köy Enstitüleri ve Öğretmen okul mezunu öğretmenlerde okumak şansına yakaladı.
***
19 Mayıs’ın, 102. Yılında eli öpülesi, “Cumhuriyete kol kanat geren!” o öğretmenleri ve en büyük öğretmen Mustafa Kemal Atatürk ile serdengeçti arkadaşlarını saygı, sevgi ve özlemle anıyorum. Aziz ruhları şâd olsun.