Evet. Yol medeniyettir… Refahtan başka toplumların kaynaşması, insanların sosyalleşmesi için de gereklidir. Birbirinden izole toplumlar “millet” de olamaz… O nedenle, dönemin Sivas Valisi Halil Rifat Paşa (1827-1901), “ulaşamadığın yer senin değildir!” demiş. O nedenle Rıfat Paşa’ya, Osmanlı’da “ilk karayolcu” da derler. Sanırım Karayolları Genel Müdürlüğü önünde büstü de var.
***
Mesela Vali iken Zara-Suşehri yolunu daha ulaşılabilir hale getirmiş, geçilmez yerleri geçmiş. Yine mesela, yapımı bitmek üzere olan Ordu-Sivas-Kayseri/Pınarbaşı-Kahramanmaraş-Osmaniye (Karadeniz-Akdeniz) yolunu ilk gündeme getirenin de onun olduğunu söylerler.
***
Osmanlı’nın en fakir, en geri kalmış Anadolu’sunda, bırakınız otomobili, atlı arabaların bile rahat gidebileceği, “karayolu niteliğinde”, çok çok az bir yol vardı… İşte genç Cumhuriyet, karayolu bağlamında hedefler koydu. Öncelik, yerleşim yerleri arasında “ulaşılabilirliği”, “erişilebilirliği” sağlamak oldu.
***
Öyle ya, duble yoldan, otoyoldan başlayacak halleri yoktu… Hani diyorlar ya; “bizden önce otoyol, duble yol mu vardı?” Soru anlamsız olunca ne diyelim ki? Zaten olamazdı ki? Unutmayın aksine; “ayrını yok içmeye, tahteravan ile gider sı.maya!” derler.
***
Sonra, “sathi kaplama” aşamasına geçildi. Yol düzeltiliyor, sıkıştırılıyor. Üzerine astar asfalt; bunun da üstüne de “mıcır” çekiliyor. Hatırlarsanız, asfalt da yol kenarlarına kurulan ocaklarda hazırlanırdı. Varillerle asfalt dururdu. Halen bu ocakların izlerini görürsünüz yol boylarında.
***
Sonra, geçit vermeyen noktaları düzeltmeye başladılar. Lalebeli, Araplı, Çallıgedik, Çaykavak, Kızılcahamam, Cehennemderesi, Azaphane, Elmadağı vs. gibi.
***
Değerli dostlar, o günün şartlarında, buraları çözmek duble yol yapmaktan zordu. Sonra, “tırmanma şeritleri” ve buraları “çift yolla” geçme vakti geldi. Amaç trafiği rahatlatmaktı. Öyle ya, buralarda sıkışma olur, bazen kuyruklar birkaç kilometreyi bulurdu. Bir kaza oldu mu yol saatlerce kapanırdı.
***
Derken “beton asfaltı” yollara sıra geldi. Akabinde ve detayında kent girişlerinin duble yol olmaya başladığını görüyoruz. Şehirlerarasında çevreyolları da bu zincirin halkaları arasında.
***
Neticeyi kelam; AK Parti’nin, “bizden önce bir şey yoktu!” dediği, “parantez açıp kapattıkları” 80 yıllın Cumhuriyet, 2002 sonunda 61.368 km. “devlet ve il yolu” devretti, AK Parti’ye… Bunlar hizmette olan. Herhalde yapımı süren de bir-iki bin kilometre daha vardı.
***
Meraklılar için sorayım: Peki, 2020 sonunda “devlet ve il yolu” envanterimiz ne ola ki? Sıkı durun, 65.110 km. Yirmi yılda, 4 bin km. yol ilavesi oldu. Tabii, yine son yirmi yılda, yolların niteliği arttı, “beton asfaltı yol (bunu asfaltı kalın diye düşünün)” 3,5-4 katı arttı. Sıra duble yollara gelince rahmetli Özal, “takdim-tehir” yaptı, “otoyola” atladı. Bu bir tercihti. Zaten, “Şekerpınarı-Tekir” arası otoyol daha önce yapılmıştı. Sanırım başka da yoktu.
***
İsterseniz, AK Partililere hatırlatma babında bir bilgi daha vereyim; AK Parti’den önce bir şey olmayan “80 yılda”, 300 bin kilometreyi aşkın, çok farklı nitelikte, köy yolu yapıldı.
***
Tam bu noktada bir soru sorayım: 2003 yılında 6 bin küsur km. olan “duble yol”, 2020’de 27 bin küsur km.’ye ulaştı. Bu, maliyetlerini bilmem, ucuz mu pahalı mı? Onu da… Ona yanıtı İlhan Kesici üstadımız versin.
***
Peki, bu ilaveler için ne kadar kamulaştırma bedeli ödendi, ne kadar alan kamulaştırıldı? Sanırım, buraların kamulaştırılması, daha önce, 64 bin km. yol yapılırken, yapıldı. Planlama mantığı gereği mutlaka, kamulaştırma bağlamında, hazırlık yapılmıştı.
***
Bu laf nereden açıldı. Talas’ta bir Başkanımız var. Mustafa Yalçın… Sessiz ve derinden gidiyor. Oldukça önemli yatırımlara imza atıyor. Bunları da “basın bürosu” sürekli servis ediyor. İnanın takip edemez oldum. Güzel bir iletişim ağı kurmuşlar.
***
Bu servis ettikleri arasında şu bilgiye rastladım: “Talas Belediyesi’nin kırsal mahallelerden Kamber’de maden ocakları için yeni yaptığı alternatif yolun hizmete girmesiyle birlikte bölge sakinleri rahat bir nefes aldı. Daha önce yöre içindeki yolun kullanılmasıyla ağır vasıta araçlardan gürültü, toz ve can güvenliği şikayetleri olan Kamberlilerin çilesi sona erdi.
Taş ocaklarını Malatya yoluna bağlayan yeni yolun açılmasından duyduğu memnuniyeti ifade eden Kamber Muhtarı Ömer Navruz, ‘Yeni bir yol 20 yılın hayaliydi. 20 yıldır bu yol kangren olan yoldu. Köyün içinden kamyonlar geçiyordu. Kamyonların gürültü, toz ve can güvenliği açısından çok rahatsız edici bir şekli vardı. Bu yolun yapımında başkanımızın çok çabası oldu, çok teşekkür ediyorum’”, dedi.
***
Geçmişte, “Mahalli Çevre Kurulu” toplantılarına çok katılırdım. Gündemi, çoğu zaman, köylerden geçen maden, taş ocağı, kum ocağı kamyonlarını, iş makinelerinin çevreye ve fiziki yapıya verdiği zarar meşgul ederdi. “Derdimize bir çare bulun!” derdi, köy sakinleri.
***
Talas Belediyesi konuya rasyonel yaklaşım, “köyü” “by-pass” etmiş, yolu çevresinden geçirmiş. Bu güzel ama bir başka sorun da gelecek. “Yol medeniyet” olunca, “arazi rantlarını” da artırınca, bu sefer yolun etrafı yerleşime açılacak. Bir de bakmışsınız, binalar dolmuş yolu güzergâhına. Haliyle benzeri şikayetler başlayacak. Bu sefer ikinci çevreyolu mu yapılacak?
***
Bu sürgit devam etmez. Mutlaka şimdiden, açılan yol güzergâhının planlaması yapılmalı, olabildiğince yanına ve mücavirine imar izni verilmemeli.