Bugün doğum günüm, yarın yetmiş dokuzdan bir gün alacağım… Göz açıp kapayıncaya kadar yıllar geçmiş, bir de baktık yetmiş dokuz da bitmiş… Seksene girmişiz… Tabii, kısmetse… Bu yıl, üst üste travmalar geçirdiğimden, önümüzdeki yeni yıla söz veremiyorum. Haliyle, Lem’iAtlı’nın; “Günler geçiyor gönlümün ezvakı tükendi!”uşşakını terennüm ediyorum. Biliyorsunuz ezvak, zevkler, keyifler demek… Dostlar, “gönlümün” yerine, “ömrümün” de diyebilirsiniz, fark etmez.
***
Neyse gelelim konumuza… Malumunuz; Noel, her yıl 25 Aralık’ta, Hz.İsa'nın doğumunun kutlandığı bir Hıristiyan bayramı. Bu tarih, doğu Hıristiyanları için 6 Ocak… Yani, 31 Aralık ileNoel’in bir ilgisi yok… Bakmayın siz, “bizim ecmainin” karşı çıkmalarına… Maksatları üzüm yemek değil, bağcı dövmek…
***
Ayrıca; Noel Baba inancı İslam’da ki Hızır’ın, Musevilikte ki İlyas’ın, Hıristiyanlıkta ki karşılığıdır. Nasrettin Hocamız da bu cümleden. Ama aralarında önemli bir fark var; Hoca Nasrettin “parayı verene düdüğü çaldırır!” ama Noel Baba’nın hediyeleri karşılıksızdır. İlginç, değil mi?
***
Biliyorsunuz, 21 Aralığı takip eden günlerde gündüz uzamaya, gece kısalmaya başlar. Bunun sevinci olarak insanlar bugünleri kutlar. Kimi ibadet eder, kimi eğlenir. Kimileri de benim gibi “normal” bir günden sayar.
***
Arşiv karıştırmayı çok severim. Size de tavsiye ederim… İsmi lazım değil, on yıl kadar önceİl Müftümüz; hiç de hoş olmayan, ajite edici laflar etmişti, yeni yıl kutlamaları için… Şimdikiler de ederse hiç şaşmam… “…İslam’a karşı cephe alan gruplar her zaman kendi örf ve adetlerini bize sevdirmeye çalıştılar, sevdirdiler ve bu örf ve adetleri sevdirirken birtakım şeylerin farkına varmadan bize dayattırdılar. Dayatmakla da bize birtakım şeyleri unutturduklarını rahatlıkla ifade edebiliriz” diye konuşmuştu.
***
O zaman sormuştum; “neyi sevdirdiler”, “neyi dayattılar”, “neyi unutturdular”, “unutturanlar kimler”; bunlar yerli mi yabancı mı? Moda deyimle; “iç ve dış düşmanlar mı?” Açıklamak zorundasınız, demiştim.
***
Devam etmişti; “…bir bakıyorsunuz yılbaşı geldiği zaman Allah’ın emrettiği şeylerin hepsi yasaklanıyor, Allah’ın yasak kıldığı her şey mubah hale geliyor. Bir Noel baba çıkıyor, bunun bizim örfümüzle, âdetimizle, ahlakımızla ve dinimizle hiçbir alakası yok. Onun gerisinde Hıristiyanları sevdirmek var”.
***
Yapmayın, etmeyin Hocam, “yasaklayan kim”, “mubah kılan kim”, “ömrü hayatınızda sizi, hiç icbar eden oldu mu” demiştim.
***
Tam bu noktada daha da ileri gitmiş; “Tabi Hıristiyanlıkta insanların bugün kitapları ortalıkta kalmamış. İncil diye bir şey yok”, demişti.Bugünkülerin de benzeri şeyleri söyleyeceğine eminim hem de daha şiddetli cümlelerle. Yani, bir Hıristiyan, kitaplarının ortalıkta kalıp kalmadığını size mi soracak? “İncil’in olup olmadığını!”
***
Unutmayın, milyarlarca insan “var olduğuna” inanıyor ve buna göre de ibadet yapıyor? Bir Hindu’ya bile; “neden ineğe tapıyorsun!”, diyemezsiniz… “Laiklik” denilen şey budur. Kimse de sizler gibi “inanmak” zorunda değildir. Yani, laik ve seküler düzende, “Müslüman mahallesinde salyangoz satılır!”.
***
Hem Hıristiyan olan, sayıları çok da az olsa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Sözlerinizle, bunları incitmeye, ayrıştırmaya, ötekileştirmeye hakkınız yok. Biri de çıkar “İslam tarihi” ile ilgili “ileri-geri” laflar ederse, katlanmak zorundasınız. Haberiniz, olsun. Ama karşılarına; “kılıç ayetleri” ile çıkamayın. Gelin bu işlere muazzez ve mukaddes dini karıştırmayın.
***
Ha. Söylediklerinizin “geleneksel İslam” içinde yeri var. Saygı da duyarım. Ama bir “Müftü Efendinin”, siyasal ve ideolojik söylemlerine saygı duymam. O nedenle şunu öneririm; ayrılın memuriyetten, dilediğinizi söyleyin, dilediğinizi yazın. Bu konuda da özgürsünüz.
***
Bir de diyorlar ki; “1 Ocak Mekke’nin fethi. Müslümanlar yılbaşı yerine bunu kutlamalı”. Sormak, “geleneğimizde”, “Mekke’nin Fethi”, “Kutlu Doğum Haftası” kutlamaları var mı? Varsa, tarihten örnekler verebilirler mi? Mesela, Osmanlı’dan…
***
Biliyor musunuz, bilmem. “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri, 1989′da başladı ve hicri takvime göre, Mevlit Kandili’nin peşi sıra düzenlendi. Ancak 1994 yılından itibaren, diğer dini günlerin aksine miladi takvime göre ayarlandı ve günü sabitlendi. Nasıl oluyor bu?
***
Ayrıca Ramazan, Kurban, Kandil vs. gibi ibadetleri, her yıl aynı tarihlerde yapılmaz, “on gün” öne alınırken, “Mekke’nin Fethi”nin daima yılbaşına takip eden güne; “Kutlu Doğum Haftası”nın23 Nisan’a takaddüm günlere (20 Nisan) denk gelmesinin, hiç değişmemesinin sebebi hikmeti nedir?
***
Muhteremler soruları sâfiyâne sorduğumu falan sanmayın. Hem biliyorum bu değişiklikler siyasaldır, ideolojiktir. Sonradan ihdas edilen siyasal amaçlı alternatif kutlamaların, “gelenekte” varmış gibi gösterilmesi de doğru değildir.