Köprü ve otoyolların yanı sıra havalimanlarında da uçuş garantilerine ulaşılamaması nedeniyle; şirketlere 2015'te 42, 2016'da 47.4, 2017'de 60, 2018'de 65, 2019'da 133, 2020'de 172 milyon dolar garanti ödemesi yapıldı.
***
Kütahya, Afyon ve Uşak illerine hizmet vermek üzere 2012'de açılan Zafer Havalimanı da zarar etmeye devam ediyor. Hem de ne zarar? Fiilen taşınan yolcu, garanti edilenin yüzde 2’si kadar. Sapma olur da bu kadarına da pes doğrusu.
***
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın CİMER'den aldığı yanıtlara göre, yolcu garantisi ile yapılan havalimanını işleten şirkete 2012-2022 arasında 53 milyon 982 bin euro garanti ödemesi yapıldı. Yılın ilk üç ayında şirkete ödenecek garanti tutarı 1 milyon 734 bin 972 euroyu buldu. Bu rakam güncel kurla 27,5 milyon lirayı geçiyor.
***
Uğur Emek, Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin yüzde 25'inin de şehir hastaneleri için ayrıldığına dikkat çekiyor. Bütçenin garantilerle doldurulduğunu söyleyen Emek, sağlık harcamalarının milli gelirdeki payının 3.8'e düştüğüne işaret ediyor. "Çalışan devlet hastanelerini kapatıyorsunuz. Onun yerine şehir dışında bir hastane yapıyorsunuz. Şimdi bunun bir rasyonelliği olabilir mi" diyor.
***
Sınırlı kaynakların özenli kullanılması gerektiğine işaret eden Emek; "Önceliklendirme çok önemli. Birincisi, verimsiz projeye para aktarıyorsanız, öncelikle verimsiz olduğu için kötü bir projeye para aktarmış olursunuz. İkincisi de daha iyi bir projeden vazgeçmiş olursunuz. İki tane kötülük var burada" diyor.
***
Evet. Tüm sıkıntı da burada… Bahse konu köprü de, otoyol da, hastane de tamam. Hayatımızı güzelleştirir, kolaylaştırır. Ama gerek var mıydı? “Yapılabilir” mi? Gerek ve “yapılabilir” ise; kaça çıktı? Bunları bilmemiz lazım. Ama “ticari sır!” diye saklanıyor. Neden? Öyle ya, sonuçta ne ödeyeceğimi bilmeliyim?
***
Evet. Aklı erenler diyor, geniş halk kesimleri de yaşayarak görüyor. Bu ülkede “gelir dağılımı” bozuk. “Aslan payı”nı “mutlu bir azınlık” alıyor. Fakir-fukara, dar gelirli de “bir lokma, bir hırkaya!” razı bir hayat sürüyor. Siyasal iktidar da, “yoksulluğu” yok etme yerine, “yönetmeyi” tercih ediyor. Bundan da siyasal çıkar umuyor. Nereden baksanız, 30 milyona yakın nüfus, “sosyal yardımlarla” ayakta durmaya çalışıyor.
***
DW Türkçe'ye konuşan çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, bütçeden sermaye destekleri için ayrılabilen kaynakların, emekliler için ya da asgari ücretin üzerindeki prim yükünü azaltmak için kullanılabileceğine dikkat çekiyor; “Emekli aylık ve gelirlerinin artırılması için Sosyal Güvenlik Kurumu'na bütçeden kaynak aktarabilir. Sosyal Güvenlik Kurumu da emeklilere daha iyi bir aylık ve bayram ikramiyesi ödeyebilir”, diyor.
***
Sosyal güvenlik prim ödemelerinde işverenlerin yüzde 5'lik payının devlet tarafından karşılandığını belirten Çelik, son 10 yılda bütçeden işverenlere aktarılan sigorta primi desteğinin 174 milyar lirayı bulduğunu söylüyor. Sadece 2021 yılında aktarılan 25 milyar TL'nin bütçenin yaklaşık yüzde 2'sine karşılık geldiğine dikkat çekiyor.
***
"İşverene nasıl prim desteği sağlanıyorsa asgari ücretli üzerindeki sigorta primi yükü de Hazine tarafından ya da bütçeden karşılanabilir" diyen Çelik'e göre bu şekilde 4 bin 250 lira için olan asgari ücretin hiçbir zam yapılmadan 5 bin lira olabilmesi mümkün.
***
Son dönemin önde gelen tartışma konularından biri de kur korumalı mevduatlar. Düzenlemeye göre şirketler ve kurumlar, döviz ya da altın hesaplarını, kur üzerinden Türk Lirası mevduatlara çevirebiliyor. TL'nin dövize karşı düşüşünün banka faiz oranlarını aşması durumunda ise bu kurum ve şirketlerin uğradığı zararlar telafi ediliyor. Ancak düzenleme, yüksek gelir grubuna servet transferi anlamına geliyor.
***
Çelik, kur korumalı mevduat hesapları için bütçeden sadece mart ayında 11,7 milyar liralık kaynak aktarıldığına işaret ediyor. Türkiye'de 13,6 milyon emekli bulunduğunu belirten Çelik, "11,7 milyar lira bayram ikramiyesine aktarılsaydı, emekliye 856 lira daha ödenebilecek ve bayram ikramiyesi 1.956 liraya ulaşacaktı" diyor.
***
Kur garantili mevduat sahipleri, araç garantili köprüler, yollar ve hasta garantili hastanelere verilen destekler ciddi bir yük oluşturmalarının yanı sıra bütçede kaynak olduğunun da bir işareti: "Yani kaynak var mı? Evet, kaynak var ama kaynak başka yerlere kullanılıyor." İktidarın bütçe planlamasındaki tercihleri nedeniyle, geniş halk kesimlerinden alınan vergilerle elde edilen kamu kaynakları, sermaye ve yüksek gelir gruplarına aktarılıyor.
***
Oy deposu fakir-fukara, dar gelirlinin ağzına da; “sosyal yardım” adı altında, bir parmak bal sürülüyor. Bunu sürerken de, Diyaneti arkalarına alıp, ibadethaneleri arka bahçe yapıp “dinsel” argümanları kullanıyorlar. “Sabır, sabır, sabır!” tavsiye ediyorlar. O kadar…