Pazartesi gününün yazısını yazmak için, Cuma günü akşamından derde düştüm.
Tamam, da ne yazacağım bir tarafa da, yazsam mı kiii, ne yazsam ki?
Aslında yazacağım var, lakin yazamıyorum var.
Cümle olmadı değil mi? Bu nasıl bir cümle kurmak? Yakışıyor mu bana? Yakışıyorsa da yazdım, yakışmıyorsa da kurdum öyle bir cümle. Ama cümleler peş peşe gelirken halen bozuk düzen geliyor değil mi?
Şaşkınlıktan, şaşkınlığıma verin, çünkü nereden başlasam diye düşünürken, düşünemiyorum da ondan…
Örneğin, geçen haftanın içinde Mecliste yaşanan kanunun maddelerine geçilmesi konusunda yapılan oylamada, maddelere geçilmesi muhalefetin oyları ile reddedildi.
Meğerse edilmemiş…
AKP ve yancısı diyor ki “Reddedildiyse bile yine de reddedilmemiştir, tekrardan oylayalım…”
Muhalefet de diyor ki “Reddedildi, git bir sene sonra gel…”
Ardından iki oturum usul tartışması filan derken, başkanvekili bakıyor ki gidişat kötü, “Kapattım, gidin şimdi Salı günü gelin” diyor ve meclisi kapatıyor.
XXX
Salı günü n’olacak derseniz, olacak şimdiden belli, TBMM’ni yönetmeye Mustafa Şentop gelecek, yeniden oylama yapılacak ve parmak çokluğu ile maddelere geçilecek, görüşme bitince de kanun kabul edilecek.
Çünkü istenen o, anayasa, baba yasa, hukuk, mukuk, gukuk hak getire…
Talimat geldi, geçeceeeek, geçti ve bitti…
Eğer Anayasa Mahkemesine giderse kanun, tam da o sırada MHP’nin başı, Anayasa Mahkemesini aynı yöntemle kapatıverir, mahkeme de kalmaz…
Diyeceksiniz ki “O haaa… Yak gari…”
Dersen de kardeşim, var gari var…
XXX
MHP’nin başı, AYM kaldırılsın diyor da nasıl kaldıracağını belirtmiyor. Anca söylüyor. AYM, anayasal bir kuruluş ve o kuruluşu kaldırmanın yöntemi, anaysa değişikliğinden geçer. Var mı o gücü? Yok…
O zaman nasıl kaldıracaksın bilader, bi de onu anlatsan…
Öneri ile birlikte çözüm yolunu da gösterse, amenna, ama o yok. Anca konuşuyor…
XXX
Rahmetli Ayşen Guruda’nın bir televizyon programında, “Türk milleti gerçekten zekidir” diyerek başından geçen minibüs olayını anlatmıştı da çok gülmüştük, yazdım hatırlayın o olayı…
Gerçekten zekidir, hele karikatür çizenlerin resim ile ifade ettiklerine bayılırım ben…
Çiziyor arkadaş…
Üstü başı perişan bir vatandaş…
Elinde bir pankart…
Ve pankartta şu yazılı…
“Kovit sebep, sonuç Erdoğan…”
Nasıl ama?
XXX
Bu arada TBMM başkanı Mustafa Şentop, CHP Gurup Başkanvekili Özgür Özel’e diyor döküyor sonra da “Pişman ederim” diyor…
“Bir yaşıma daha bastım…” desem değil, alışık olduğumuz tarz…
XXX
Denizli Milletvekili Cahit Özkan…
Oldukça konuşkan ve söz ile kavga konusunda en ufak bir sorunu yok. AKP 7. Olağan Kongresi'ni "Maske, mesafe, temizlik konusuna özenle dikkat ettik. Burada bir vaka artışı falan olmayacak. Yatay çekimden ötürü alan dar olarak görünüyor ve kalabalık iç içe geçmiş gibi yansıyor" diye savunduktan sonra…
Vaka artışının sorumluluğunu esnafın üzerine yıktı... Sonra da, “İşyerlerinin açılması ile beraber salgın ve vaka sayılarının arttığına tanık olduk" diyebildi…
Eh, diyecek söz kalmadı zaten…
XXX
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çok ö’kelenmiş!...
Neden derseniz ki deyin lütfen…
Habere göre; çoklu organ yetmezliği şikâyeti olduğu halde uzun süre hastanede yer bulamadığı için hayatını kaybettiği duyurulan Aslı Özkısırlar'ın ölümü üzerine, “Bugün gerçekten çok öfkeliyim. Hastanelerde boş yatak yok diye gencecik bir kadın hayatını kaybetti. Hastayı boş yatak yok diye ölüme gönderenlerle hastaneyi mühürleyenler aynı insanlar. Aynı kafa, aynı zihniyet… Türkiye bu zulmü kabul etmiyor. Bu zulmü hak etmiyor" demiş…
Ya huuuu…
Senin her tarafın “Öfke” olsa ne yazar, adam almış başını gidiyor, sen daha “Öfkelendim” diyorsun, geç oradan da muhalefet yapmayı, yer yerinden nasıl oynatılır muhalefette iken, onu öğren önce…
Kürsülerden soru soruyorsun, tınlamıyorlar bile, böyle muhalefet mi olur?
XXX
Şimdi bütün bunları yazsam n’olacaaaaak, yazmasam n’olacak?
Kellim kellim La yenfa…
Arapçadan Türkçeye çevirisi, “Ben diyorum, ben dinliyorum, dinleyen yok ki” anlamına geliyor…
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan bazen bu cümleyi kullanır da, oradan algı yaptım.
XXX
N’oldu şimdi?
Yazdık mı yazmadık mı?
Ben yazmadım desem olmaz, ben yazdım desem içime sinmez…
İşte öyle bir yazı, bağışlayın…