Biliyorsunuz büyüklerimizden, hemşerimiz Rıfat Hisarcıklıoğlu, çeyrek asırdır TOBB Başkanı… “Değişmez ve değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez!”. Mesela Kayseri Esnaf Kredi Kefalet Kooperatif Başkanı Mustafa Alan dostumuz da öyle… O da; “değişmez, değiştirilemez, değişmesi dahi teklif edilemez!”, büyüklerimiz arasında.
***
Rıfat Bey de, Alan Bey de, piyasalar yanıp kavrulurken; “üyeleri cıbıbık çığırırken”, ağızlarını bıçak açmıyor. Yoksa yurtdışına geziye mi çıktılar? Bilemiyorum…
***
Hisarcıklıoğlu, ortalarda yokken, esamisi okunmazken, Yassıada için bir haber düştü basına. “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş., tarafından Yassı Ada’da yapılan Katre Island Otel, zarar ettiği gerekçesiyle devredilecek.”
***
Odatv bu bilgiyi Gümrük ve Turizm İşletmeleri Genel Müdürü Ömür Gebeş’e sordu. Doğrulayan Gebeş; “Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş., adadaki işletme hakkını kamuya devretmek için görüşmelere başlamıştır” dedi. Yani, sırtına “yıkacakları” bir yer arıyorlar. Neden özel sektör değil de “kamu”? Yani, neden benim “sırtım!”
***
Muhtemelen, “Rıfat Bey, o koltukta ölene kadar otursun!”, diye TOBB kaynaklarını hovardaca harcadılar şimdi ise “yıkacak” bir yer arıyorlar. Vallahi beyefendinin şahsi serveti, burayı satın almaya yeter. Girsin ihaleye alsın burasını. Ne güzel. Yemeği afiyetle yiyorlar, ağızlarını temizlemek için peçeteyi bize veriyorlar.
***
“Yap-İşlet-devret” projesi kapsamında 2018 yılında hizmete açılan otel, 4 yıl sonra kapılarını müşteriye kapattı. Otele telefonla ulaşarak rezervasyon yaptırmak isteyenlere; “Tadilatta olduğumuz için kapalıyız” yanıtı verilerek oda satışı yapılmıyor. İnternet üzerinden de oda satın almak isteyen kişiler; “Müsait oda yok” uyarısıyla karşılaşıyor.
***
“Otel, açıldığı günden bu yana çoğunlukla TOBB ile ona bağlı kurumların etkinlik, toplantı ve konaklamaları için kullanıldı. 5 yıldızlı otelde ‘içki ruhsatının’ olmamasından dolayı da alkollü içecek satışı yapılamıyor. Otel müşterileri alkollü içeceklerini yanlarında getirerek sadece odalarında tüketebiliyor. Bu durumdan dolayı da yabancı turistler oteli tercih etmiyor. Otelin içki ruhsatının olmaması ayrıca büyük organizasyonların yapılmasına da engel oluyor” deniyor haberde…
***
İçki yasağı ya da ruhsat verilmemesi, turizmin bam telidir. Böyle bir kafanın eğleştiği yerde, turizm falan olmaz. O nedenle, bu kafa değişmedikçe, etek dolusu para dökseniz, turizmde amaca ulaşamazsınız. Korkum; Kayseri turizminin, Erciyes Projesi’nin çıkmazı da bu noktada. Beyler, eğlence ve kumar olmazsa turizm olmaz.
***
Uçak dolusu gelen turist, neden hemen Kapadokya’ya geçer de Kayseri’de bir gece eğleşmez. Dönüşte de… Uçağa bindikleri gibi dönüyorlar ülkelerine... Bunun önemli nedeni, bu kenti yönetenlerin, Turizme sıcak bakmamaları, onun gereklerini -ki, önemli bir gereği eğlence-, kavrayamamaları; kim bilir belki de hâlâ; “Turizm, ahlak götürür!” modundalar.
***
Tabii, ahali de buna hazır mı? Bir tercih edilen lokanta düşünün, “Cuma vakti”, hizmet vermiyor. “Cuma vakti olduğundan hizmet vermiyoruz!”, diyemiyorlar, o yiğitliği gösteremiyorlar; “Temizlik nedeniyle, şu saatler arasında kapalıyız!” diyor.
***
Bir otel düşünün “5 yıldızlı” turizme yönelik… İnsanlar, “arka pantolon cebine”, delikanlı jargonunda; “gö..t cebine!” içki şişesini sokuyor, odasına çıkıyor, demleniyor. Bir de bakmışsınız müstahdemler, “burada içki içilmiş!”, diyerek temizlik yapmıyor; alkol konmuş diye “bardağı” yıkamıyor. Biliyorsunuz; bir kavle göre içki konan bardak kerihtir, yıkansa bile kullanılmaz; bundan su falan içilmez.
***
“125 odalı otelde gecelik oda fiyatları da yüksek. Son dönemde oteli rezervasyon yapmak için arayan kişi sayısı da 3’ü geçmiyor. “Kral” dairesi gecelik 7 bin 500 Euro yani 120 bin TL olan otelde en ucuz oda fiyatı ise 150 Euro yani 2400 TL.”
***
Gebeş Odatv’ye gönderdiği yazılı yanıtta şunları söyledi: “Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş. olarak daha önce birçok kültür mirasımıza sahip çıktığımız gibi Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın restorasyonu projesine de talip olduk. Bu kapsamda çalışmaların başladığı ilk günden itibaren hiçbir ticari kaygı gütmeden adadaki kültürel, tarihi mirasa sahip çıkmayı ve bu mirası tekrar kamuya kazandırmayı amaç edindik. Şirketimiz, projenin tamamlanmasıyla birlikte amacın hâsıl olduğu düşüncesiyle, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ndaki işletme hakkını kamuya devretmek için görüşmelere başlamıştır.”
***
Arkadaş; “ticari kaygı gütmeden adadaki kültürel, tarihi mirasa sahip çıkmayı ve bu mirası tekrar kamuya kazandırmayı amaç edindik” demiş. Görenler söylüyor, fotoğraflara bakanlar görüyor: Burada ne tarih, ne kültür ve ne de doğa kalmış. Yıkılıp, tamamen bir başka formda yapılan uygulama nasıl “restorasyon” olur? Anlamak mümkün değil. Yerle bir edilmiş, beton yığınına dönmüş, Ada… Hiç olmasa insan, bunları söylemez. İnsanları bu kadar aptal mı sanıyorlar?
***
Adada, 3 müze ve içki servisi yapılmayan bir “5 yıldızlı otel”, eklentiler ve bir de cami bulunuyor. Mutlaka bir de “VİP” için ayrı bir mekan vardır. Öyle ya, Rıfat Bey ve misafirleri, böyle bir otelde kalır mı?
***
Şimdi Rıfat Bey’e, defalarca sorduğum soruyu tekrar soruyorum: Beyefendi, rivayet olunur ki, “250-300 milyon dolara” yakın para çıktı mı, TOBB bütçesinden? Aslında, üyeleri sorması gerekmez mi bu soruyu Rıfat Bey’e? Niye sorsunlar ki? Onlar da Genel Kurul’da hediye edilecek “son model cep telefonu” ya da “son model diz üstü bilgisayar” için “papatya falı” açıyorlar.
***
Yazıktır, günahtır, “gıdım gıdım” elde edilen servetler böyle hovardaca harcanmaz.