Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 27.10.2023 11:16

YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ!

Facebook Twitter Linked-in

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla Türk milletinin tarihinde yeni bir devrin kapıları açıldı ve "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" sözü devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini aldı. Artık, “kulluk” değil, “eşit vatandaşlık” hukuku egemen olmaya başlayacaktı. Biliyorsunuz arkasından Medeni ve Ceza kanunları geldi. 

Anlayamadığım şu: Bir kesim, özellikle bir kesim kadın, “eşit vatandaşlık hukukundan” ne diye rahatsız olur ki? Demem o ki, bu topluma “kulluk” değil, “vatandaşlığı” öneren ve bunu Cumhuriyetle gerçekleştiren Atatürk’e nasıl karşı olunabilir ki? Anlamak mümkün değil. 

Ya hu!.. Mustafa Kemal Paşa, hiçbir şey yapmadıysa, bunu yaptı. Bundan güzel şey; bundan güzel devrim olur mu? Daha dün;“padişahın kulu” olan toplumu, eşit haklara sahip bir “yurttaşlara” dönüştürmenin temellerini attı. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından bir gün önce söylediği;"Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözü ise bu kararlı duruşun, tarihe altın harflerle yazılmasını sağladı.1925 yılında çıkarılan bir kanunla Cumhuriyet'in ilanı günü yeni Türk Devleti'nin bayramı ilan edilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'i ilan etmesine bir gün kala söylediği;"Efendiler! Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" sözü, bugün en çok araştırılan konulardan biri... 

Peki, Atatürk "Efendiler! Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" sözünü nerede söyledi? İşte;"Efendiler! Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" sözünün hikayesi…

Atatürk, Cumhuriyet'in ilanını duyurduğu geceyi Nutuk’ta, kendi ağzından detaylıca anlatmıştır. Yer alan anekdot şöyle:

"Gece olmuştu Çankaya'ya gitmek üzere Meclis binasından ayrılırken, koridorlarda beni beklemekte olan Kemâlettin Sami ve HâlitPaşa'lara rastladım. Ali Fuat Paşa Ankara'dan hareket ederken bunların Ankara'ya geldiklerini o günkü gazetede; "Bir uğurlama ve bir karşılama" başlığı altında okumuştum. 

Daha kendileriyle görüşmemiştim. Benimle konuşmak üzere geç vakte kadar orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Millî Savunma Bakanı Kâzım Paşa vasıtasıyla kendilerine bildirdim. İsmet Paşa,Kâzım Paşa ve Fethi Bey'e de Çankaya'ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. 

Çankaya'ya gittiğim zaman, orada, beni görmek üzere gelmiş bulunan Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Beylerle karşılaştım. Onları da yemeğe alıkoydum. Yemek sırasında: "Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz" dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim.

Efendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü onların da aslında ve tabiî olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilân edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar."

Toplantıya katılanlar ayrılıyor. Gazi, sadece İsmet Paşa’ya; “Sen kal!” diyor. Mustafa Kemal Paşa o gece İsmet Paşa ile 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını hazırladı.

"Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir" hükmünün yer aldığı tasarı üzerinde TBMM'de yapılan konuşmalardan sonra saat 20.30'da oturuma katılan 158 üyenin tamamının oyuyla Cumhuriyet'in ilanı kabul edildi. Cumhuriyet'in ilanı "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri ve ayakta alkışlarla karşılandı.

Böylece yeni devletin yönetim biçimi bütün açıklığı ile ismini almış oldu. Cumhuriyet'in ilanı ile "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" ilkesi de artık devlet yönetiminde en belirgin şekliyle yerini buldu.

Ardından cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM tarafından yeni Türk devletinin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa, yaptığı konuşmasını;"Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır" sözü ile bitirdi.

Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi ve devlet başkanlığı konusu çözüme kavuştu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlendi.Buna göre, cumhurbaşkanı başbakanı atayacak, başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu uygulamayla, Meclis Hükümeti Sistemi yerine parlamenter rejime geçilmiş oldu.

Cumhuriyetimizin “100. Yılı” kutlu olsun… Daha nice yüzyıllara… Büyük Atatürk ve “Cumhuriyete kol kanat gerenlerin” önünde özlemle, sevgi ve saygı ile eğiliyorum. Tabii, bir teşekkür borcumuz da AKP’ye, yirmi yıllık uygulamaları ile bizlere Atatürk’ü ve laik Cumhuriyeti keşfettirdikleri için. 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —