Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 09.12.2022 13:28

YAPAY KAR

Facebook Twitter Linked-in

Avrupa’da kayak sezonu neredeyse yarılandı. Bizde ise, aralıkı ortaladık,  neredeyse “kar duasına” çıkacağız… Kurak günler geçiriyoruz, doğru. İmdada, “suni kar” yetişti… Hiç olmasa, pistler kara kavuşuyor. Yani, “dökme su ile değirmen döndürmeye” çalışılıyor…

***

Eminim, yıllar önce, “onlarda (Avrupa) var da bizde neden yok!” denilerek, “bismillah!” denilen günlerde, ortada ne bir “fizibilite/yapılabilirlik” raporu ve ne de bir “master plan” vardı… Üç sayfayı bulmayan bir “rapor” ile işe başlanıldı, “göç yolda düzelir!” misali. 

***

Yok, işin başında bir “fizibilite raporu”, bir “master plan”varidiyse, getirip önüme atsınlar, bir de olmadık lafları etsinler. Yine ben eminim, Erciyes ve havzasının “yağış rejimi” ile ilgili ciddi bir çalışma ve bir ciddi rapor da yoktu, önlerinde…

***

Dedim, heyet halinde, Avrupa kayak merkezine gönderilen, bir gazeteci grubu içinde, bazılarının “onlarda var da bizde neden yok!” kavli gereği başlandı bu işe… Yani, “gaz verdiler”, Başkan Özhaseki’ye.

 

Hiç mi iyi şeyler yapılmadı… Elbette yapıldı… Güzel oteller, güzel pistler, güzel teleferikler… Evvelemirde, yetenekli, çalışkan, gayretli birisini projenin başına getirdiler… Murat Cahit CıngıCıngı inanılmaz bir gayret içerisinde… “Yırtınıyor” adeta. Ulusal ve uluslararası çeşitli etkinliklere kapı açıyor; hiç olmasa “tanınabilirliği” sağladı ama “doğaya gücü yetmiyor”, ancak “yapay kara” gücü yetiyor, ne yapsın?

***

Ama bu sürdürülebilir mi? Hem bir yandan enerji harcanıyor ve hem de giderek su kaynakları “S.O.S” vermeye başladı… Umarız ve temenni ederiz, Öküz Çukuru Göleti su tutar. Yoksa,“proje felç” olur. Tabii, su paylaşımı doğal olarak, “sulama suyu” kavgasını da peşinden getirecek. 

***

Öyle ya bu sular Hisarcık ve altı; Kıranardı“bağ ve bahçe sulamalarına” ait… Tesisler sonra devreye girdi… O nedenle, iyi bir “su yönetimi” kurmak; sulama ark ve kanallarını rehabilite etmek, gerekirse yenilemek olmazsa olmaz. 

***

Hiç olmazsa; “kayıp ve kaçakta”yüzde 10’luk bir kazanç, tabii Öküz Çukuru su tutarsa, yaklaşık 250-300 bin metre mikap su demek. Sanırım bu da “yapay kara” ya da “çim sahaların” sulanmasına yeter. Umarım, yapay çim uygulaması yapılır ve suya gereksinim kalmaz…

***

Tabii, bir de her yeni inşaata, belirlenen ölçüde, kuyu/mahzen yapma şartı getirilsin. Çatı suları buralara bağlansın, imkanı olanlar bahar suları ile doldurulsun. Ayrıca; mevcut olup atıl vaziyette kuyu ve mahzenlerin aktif hale getirilmesi için belediyeler bir proje hazırlasın. İnanın, yerüstü sularının değerlendirilmesi, bir Avrupa Birliği Projesi de olabilir; çevre fonlarından bu proje desteklenebilir. 

***

Benim birisi aktif, üç kuyum ve 10 tona yakın plastik depom var… İnanmazsınız, bunları, “dağdan” (Kıranardı argından) gelen su ile üç kere dolduruyorum, sonuçta 100 tona yakın su elde ediyorum. Bu da benim, çayırımı, çiçeklerimi sulamaya yetiyor. İyi bir kuyu ustası bulabilsem diğer ikisini de aktif hale getireceğim. Herhalde, bir 20 ton kapasiteye daha sahip olurum. 60 tonluk ilave kapasite demektir.

***

Bunun, KASKİ’ye yararını da anlatmaya çalışmıştım, bir önceki KASKİ Genel Müdürüne… İnanın anlatamamıştım; “bize ne!” türünden yanıt vermişti. Umarım, şimdiki Genel Müdürümüz, hiç olmasa bu konuya eğilir, hiç olmasa merak eder, olayı kavramaya çalışır ve tüm görev alanına yaygınlaştırma için projeler geliştirir…

***

Çok uyardım, bir kez daha uyarıyorum. Büyükşehir, Melikgazi Belediyesi ve KASKİ“Tekir sularının” kullanımını ciddiye alır, bunların en az kayıpla, etkin ve verimli kullanımını sağlar. Yoksa ne olur, biliyor musunuz?

 

Şöyle olur: Efendim köyün birinde, girecek ya, öküzün başı küpegirmiş. Köyün akilleri toplanmış bir türlü karar veremiyorlar, başın nasıl çıkartılacağı konusunda… Her kafadan bir ses çıkıyor. Derken, Keloğlan geliyor… Durum soruyor… “Ne var bunda, getirin bir keskin bıçak, görün nasıl kurtuluyor!”Bir kasap bıçağı getiriyorlar, veriyorlar eline, “çalıyor” bıçağı öküzün boynuna gövde bir yana baş ile küp diğer yana… Bu sefer, bir çekiş istemiş… Getirmişler. Vurmuş küpe, küp paramparça… Dönmüş ahaliye; “Gördünüz mü, nasıl kurtuldu!”.

***

Bu yazının ilham kaynağı; “…Erciyes'te, mevsiminde yeterince yağmayan karın suni olarak üretilmesi için farklı metotlar uygulanıyor.Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan kayak merkezinde uygun hava koşullarında hem gündüz hem de gece boyu devam eden suni karlama çalışmalarıyla pistler beyaz örtüyle kaplanıyor. Kurak giden mevsim için …Develi, Hacılar, Tekir, Hisarcık gibi bölgelerde 160 karlama makinesi ile yapay kar üretiliyor.”

 

Erciyes AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat CahidCıngı;“Son yıllarda küresel ısınma nedeniyle mevsimlerin neredeyse birer ay kaydığını” söyledi.Cıngı, Erciyes'te 2 bin 200 metrede kayak faaliyetlerine başlandığını, Avrupa'da ise bu rakımın 600-800'e kadar düştüğünü belirtti”, haberi oldu.

***

Değerli Genel Müdürüm haklı, “küresel ısınma” ve “kuraklık” etkili ama Erciyes’in “yağış rejimi” de istenilen ölçüde değil, bunu en iyi bölge sakinleri de bilir. Bunu, ömrümün yarım aşırı Hisarcık’ta ve geri kalanı mücavirinde geçen birisi olarak ben de az çok bilirim. Efektif olarak toplam iki ayı geçmez kayak sezonu. 

***

Ama başında bu işe soyunanlar ve “onlarda var, bizde neden olmasın!” diyerek “gaz veren” bazı gazeteci dostlarımız da bilmiyordu Erciyes’in “yağış rejimini”. Tabii, yine bunlar gezdikleri “Alp sisteminin” topografyasını, nerden nereye kadar uzandığını, iklim ve bitki örtüsünü de bilmiyorlardı. O nedenle, örnek alınan coğrafyada kayak sezonu neredeyse yarılanıyor. Biz de ise “yapay kar” ile nefes vermeye çalışılıyor.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —