Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 29.10.2021 11:52

ÜVEYİKLER DE BURADAN GİTMİŞ

Facebook Twitter Linked-in

Talas Amerikan Koleji mezunu hemşerimiz, Kayseri ile bağlarını kopartmayan, iş adamı, çok geç tanıştığımız Tuncay Sergen dostumuzun, 2011 yılında yazdığı, “Üveyikler De Buradan Gitmiş” yazısını paylaşmak istedim. Çok güzel bir deneme, çok güzel bir yazı. Çok hoşuma gitti…

***

Bugünlerde, “Kolejli” arkadaşları ile bir dizi etkinlik düzenliyorlar Kayseri’de… Tanıdıklarıma, tanımadıklarıma; ‘Mustafa Kemal Türkiye’sinin aydınlık yüzlerine selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum, bir “29 Ekim” yıl dönümünde.

***

“Dört arkadaş Talas’a, perşembeden gittik.  50 yıl önceki Okulumuza, Konağa gece geldik. 160 talebe vardıysa 50 yıl önce, 16 parça binamız vardı Talas’ta. Yani ortalama 10 kişiye bir bina düşerdi.  Okurken hepsiyle iç içeydik.

Hocaların evleri hariç. Onlara 20 metreden fazla yaklaşamazdık. Şimdi ise o yaklaşamadıklarımızdan ‘Scotts House’ adlı ev tahsis edilmişti bize. Akşam dokuzda bizim yatakhanede ışıklar söndüğünde, imrenerek bakardık. Scotts House'un ışıkları hala yanardı o zamanlar. Yaklaşmak ne kelime… Orada yatacaktık şimdi.

Çantaları bıraktık. Dışarı çıktık. Yıllardır malından, yurdundan ayrı kalmış bir insan gibi, taş binaların arasında tur attık gece vakti. Binalar yerli yerinde, tamamdı. Biz de gelmiştik işte.

- Şurada bir elma ağacı olacaktı, gitmiş…

- Bir gün şuradan geçerken …

Sohbetine daldık. Sonra yatmaya, odalara gittik.  9:30’da kahvaltıda buluşmaya karar vermiştik.

Biz de ışıkları Scotts’lar gibi geç söndürdük o gün. Gece yarısını çok geçe yattık. Pırıl pırıl bir havanın ciğerlerimize girip çıktığını hissederek, leylak kokusu, bülbüller uyuttu bizi. Gün ağarmadan yine bülbüllerle uyandık. Talas’ın 4 saatlik uykusu, İstanbul’un 8 saatinden iyi gelmişti. Dipdiri kalktım. Mor beyaz leylaklar çağırdı. 6:30’da bahçedeydim. İlk gençliğimle bir tur daha attım.

Uğur’ la Hüsnü ’yü de uyku tutmamıştı.

***

- ‘Kahvaltıya kadar vakit var, gelin Ali Dağı’nın öbür yanına gidelim, dedim’ Onaylandı…

Reşadiye, Akçakaya, Zincidere, Endürlük’e doğru yola çıktık. En son 45 yıl önce "book mobil"le gitmiştim. Kitap götürürdük oralara. Bir akşamüstü Ali Dağı’nın güneyindeki düzlüğe kamyonetimizle girince binlerce kuşun havalandığını görmüştüm. O kadar kuşu bir arada, bir daha da hiç görmemiştim.  Havadaki kuşlar, bulut gibi akşam güneşini perdeliyordu. O buluta 20 parça saçma atsan, sanki 25 kuş düşerdi sanmıştım.

Gittiğimiz köyde, o kuşları sordum.

- ‘Üveyik’, dediler…

O zamanlar sanki o dağların sahibi üveyiklerdi. Bu defa hiç üveyik görmedik. Halbuki bir zamanlar binlerce üveyik vardı orda. Onlar da mı bizlerle oralardan gitmişti yoksa?

***

Zincidere’de, bakkal tezgaha taze ekmek diziyordu, köy fırınından yeni gelmiş. Yuvarlak, sarımsı, ılık sabah ekmeğinden alalım, elle üçe bölelim, arasına kaşar koyup yiyelim dedim. Bakkalın önünde 2 öğrenci duruyor. 6. ve 7. sınıf talebesiymişler. Yakası üç düğme açık gömlek, düğümleri bir karış gevşek kravatlarıyla. Hüsnü bize göz kırptı. Çocuklara seslendi;

-  ‘Gençler size bir sorum var. Türkiye’nin dünyadaki konumu nedir?’

Anlamadılar.

“Karışık sordun Hüsnü, dedim. Türkiye hangi kıtada, diyelim.”

Çocuklar önce birbirlerine, sonra, biri bize baktı. Ama susuyor. Yardım ettim.

- ‘Afrika’da mı?’

- ‘Yok!’, dedi birisi.

Ama bildiğinden emin değil. Atıyor. Öteki sessiz.

- ‘Avustralya?’

- Değil, değil dedi. İkisi birden.

- ‘Amerika’da?’

Bu defa karasız kaldılar. Yine sustular

‘Peki, ne kaldı geriye? Hangi kıtada Türkiye?’

Susuyorlardı. Küçük olan büyükten medet umuyor, onun ağzına bakıyor. Büyüğünse kafa eğik, ağzı yarım açık. Şaşkın şaşkın bize bakıyor. Biz de birbirimize baktık.

***

O köyde, 50 yıl önce Turganyev'i, Dostroyevski'yi okutuyordu, Köy Enstitülü öğretmen. İşte orada, o gün 400 km boyunca, 4 km eninde sınır boyumuzun nasıl peşkeş çekilebildiğini daha iyi anlar gibi oldum. İçimden;  “Üveyikler de buradan gitmiş!’” dedim.”

***

Sergen’in bu gözlemini okuyunca, Cumhuriyet’in “98. Yılını” hangi duygularla kutladığımı siz tahmin edin.

***

Selam olsun “Cumhuriyet’e kol kanat gerenlere!”

Selam olsun idealist öğretmenlerimize!

Selam olsun “Köy Enstitülü” öğretmenlerimize!

Selam olsun “Talaslı” dostlarımıza, arkadaşlarımıza.

İyi ki de varsınız…

Hoş geldiniz yuvanıza!

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —