10 Ocak yazımda Ocak ayının katledilen gazeteciler nedeni ile üzüntü verici bir ay olduğunu yazmıştım.
Bugün merhum Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıldönümü.
24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban gitmişti.
Ve… Ne yazık ki failleri bulunabilmiş değil.
Türkiye Aydın insan istemiyor.
Sistemin sorgulanmasından son derece rahatsızlar.
Ülkedeki çarpıklıklardan, yolsuzluklardan, kötü yönetimlerden dem vurmak, talana, yalana, soyguna ve dini siyasete alet edenlere karşı çıkmak yasak.
**
Merhum Uğur Mumcu’nun kendi sözleri ile bitirelim;
Adam namussuzdur.
Elindeki her olanağı kullanarak devleti soyar, kendisini ve yakınlarını zengin eder. Sonra da gözünüzün içine baka baka konuşur:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
Adam ahlaksızdır.
Her gün ayak üstünde bin yalan söyler.
Dün övdüklerine bugün söver, dün ana avrat sövgüler yağdırdığı insanlara, salya sümük övgüler dizer ...
Sonra başlar aynı sözü gevelemeye:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
"Neyine bağlısın ki?..." diye soramazsınız.
Çünkü bu işlerin ölçüsü tartısı kalmamıştır. "Ar damarı" denen namus ve ahlak sigortası var ya, o çatlamıştır.
Ne söylesen boş!
Farkında mısınız bu gidiş, toplumun bütün değer yargılarını çürütmüştür.
Hırsız olduğunu, namussuz olduğunu, su katılmamış rezil olduğunu bildiğimiz nice cambaz, ip üzerinde yeni hünerlerini gösteriyor, bizler de hep birlikte, ara sıra da "Yaşa. Varol" diye bağırarak çağırarak izliyoruz olup bitenleri.
Toplum bütün kurumlarıyla çökmüş, çökertilmiştir.
Günlük yaşamımızdan politika sahnelerine kadar elimizin değdiği, gözümüzün iliştiği her yerde yeni çürümüşlükler, yeni yozlaşmalar art arda birbirini izlemektedir.
Enflasyonlu-devalüasyonlu bu düzen, bankalarla bankerlerin boğuştuğu, bir kilo soğanın yüz liraya çıktığı.
Ekmeğin pasta fiyatına satıldığı bu düzen, insanı insan yapan bütün erdemleri, bütün değerleri, iyi, güzel, doğru gibi bütün kavramları da beraberinde çekip götürüyor.
Burnunuzun ucuna gelen bu koku, bu yıkıntının.
Bu çürümüşlüğün kokusudur.
**
"Bugün hiç yazı yazmasam diyorum,
Gitsem bir dağ başına,
Gitsem, kır çiçekleri toplasam...
Bunları bir demet yapsam,
Desem ki;
Bu çiçeğin adı, "ERDEM"
Bunun adı "ONUR"
Bunun "İNANÇ"..
UĞUR MUMCU