Ülkemizde, ev işleri genellikle bir hanehalkı ferdi tarafından yapıldı.
TÜİK Tarafından gerçekleştirilen Türkiye Aile Yapısı Araştırması, 2021 rakamları açıklandı.
TÜİK bölge müdürü Mehmet Varan araştırma ile ilgili satır başlarını geçen hafta kamuoyu ile paylaştı.
EV İŞLERİNİ KİM YAPIYOR?
Türk toplumu Ataerkil bir topluluk.
Nüfus yüzdesi bağlamında da hemen hemen oran yüzde 50/50 aynı gibi.
Araştırma gösteriyor ki Kadınlar olmasa Türk erkeklerinin işi bir hayli zor olacak.
İşte size TÜİK’in son araştırmasından bazı ilginç satır başları;
Ev işleri genellikle bir hanehalkı ferdi tarafından yapılıyor.
Hanedeki ev işlerinin genellikle kim tarafından yapıldığı incelendiğinde; evin badana/boyası hariç tüm işlerin genellikle bir hanehalkı ferdi tarafından üstlenildiği görüldü.
Hanehalkı ferdi tarafından en fazla üstlenilen işler sırasıyla, %97,5 ile sofranın kurulup kaldırılması, %97,4 ile bulaşık yıkama (makineyle bile olsa) ve %97,0 ile akşamları çay servisi yapma oldu.
Hanehalkı ferdi olmayan kişilerin yaptığı hanedeki ev işleri göz önüne alındığında, hanehalkı ferdi olmayan kişiler tarafından en fazla yapılan ev işleri sırasıyla, %54,3 ile evin badana/boyası, %25,2 ile küçük bakım, onarım, tamir işleri ve %8,8 ile evin haftalık/aylık temizliği oldu.
Hanehalkı ferdi tarafından yapılan ev işleri cinsiyete göre incelendiğinde, ev işlerini genellikle kadınların üstlendiği görüldü. Kadınlar en fazla %94,4 ile çocuk bakımı, %85,6 ile çamaşır ve bulaşık yıkama (makineyle bile olsa), %85,4 ile yemek yapma ve evin günlük toplanması ve temizlenmesi işlerini üstlendi.
GENELLİKLE KARARLAR ORTAK…
Hane ile ilgili konularda genellikle ortak karar alındığı görülüyor TÜİK’in araştırmasında.
Hanede ortak karar verilen seçilmiş konular incelendiğinde, en yüksek oranın sırasıyla %94,7 ile tatil biçimi ve yeri konusunda, %94,2 ile ailece ev dışında yapılan yeme içme ve eğlence gibi etkinliklerde ve %93,3 ile akrabalarla ilişkilerde olduğu görüldü.
Hanede seçilmiş konularda tek başına karar veren fertler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin tek başına kadınlara göre daha fazla oranla karar verdiği konular %8,2 ile harcamaların önceliklendirilmesinde ve %2,9 ile tatil biçimi ve yeri konusunda olduğu görüldü. Kadınların erkeklere göre tek başına daha fazla oranla karar verdiği konuların ilk üçünün %27,7 ile evde ne pişirileceği/yeneceği konusunda, %14,7 ile günlük alışveriş konularında ve %11,7 ile çocukların kılık kıyafet gibi ihtiyaçları konusunda olduğu görüldü.
BİR ARAYA GELMEK ZORLAŞIYOR..
Geçim sıkıntısı ve farklı çalışma alanları nedeni ile araştırma verilerine göre en fazla hafta sonu akşam yemeğinde bir araya gelindiği gözlemleniyor.
Hanehalkı fertlerinin hafta içi ve hafta sonu öğünlerde hangi sıklıkla bir araya geldikleri incelendiğinde, en fazla hafta sonu ve hafta içi akşam yemeklerinde bir araya geldikleri görüldü. Hanehalkı fertlerinin hafta sonu akşam yemeğinde bir araya gelme oranı %81,9 iken hafta içi akşam yemeğinde bir araya gelme oranı %77,1 oldu.
Hanehalkı fertleri akşam yemeğinden sonra en fazla sabah kahvaltısında bir araya geldi. Hafta sonu sabah kahvaltısında bir araya gelme oranı %70,1 iken hafta içi sabah kahvaltısında bir araya gelme oranı %45,0 oldu. Hafta sonu öğle yemeğinde bir araya gelme oranı %59,9 iken hafta içi öğle yemeğinde bir araya gelme oranı %31,4 oldu.
EVLİLİKLERE DAİR VERİLER…
Genelde örf ve adetler zaman zamanda töreler ön planda ülkemizde.
Hali ile de İlk evliliklerin %36,9'u 20-24 yaş aralığında gerçekleştiği görülüyor.
Evli, eşi ölmüş ve boşanmış bireylerin ilk evlenme yaşları incelendiğinde, ilk evliliklerin %36,9'unun 20-24 yaş aralığında, %23,5'inin 25-29 yaş aralığında ve %16,5'inin 18-19 yaş aralığında gerçekleştiği görüldü.
İlk evlenme yaşı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların erkeklere göre daha erken yaşlarda evlendiği görüldü. Evliliğini 18 yaşından önce yapan erkeklerin oranı %4,4 iken kadınların oranı %24,2 oldu. İlk evliliğini 18-19 yaş aralığında yapan erkeklerin oranı %8,9 iken kadınların oranı %23,0 oldu. İlk evliliğini 20-24 yaş aralığında yapan erkeklerin oranı %39,6 iken kadınların oranı %34,6 oldu.
KADINLARDA DURUM NE?
Kadınlar için uygun görülen ilk evlenme yaşı %47,8 ile 25-29 olarak belirtilirken bu konuda kafalar karışık.
Genel manada 20’sini bile bulmadan yaptırılan evliliklere karşın toplumun okuyan kesiminin bu konudaki tavrı net.
Bireylerin kadın ve erkek için uygun gördükleri ilk evlenme yaşları incelendiğinde, erkekler için uygun görülen ilk evlenme yaşı %51,0 ile, kadınlar için uygun görülen ilk evlenme yaşı %47,8 ile 25-29 yaş aralığı olarak belirtildi.
GÖRÜCÜ USULÜ HALEN YAYGIN…
Ülkemizde evliliklerin %56,8'i görücü usulü ile gerçekleşmeye devam ediyor.
Yenge, Hala, Teyze başta olmak üzere komşular gençler için kaygıya kalan kesim genellikle.
Evlilik deneyimi olan bireylerin (evli, eşi ölmüş ve boşanmış bireyler ile birden fazla evlilik yapmış olanların son evliliği dikkate alındığında) eş seçimini nasıl yaptıkları incelendiğinde, evliliklerin %46,1'i görücü usulü ve kendi rızasıyla, %34,9'u kendi kararı ve ailesinin rızasıyla, %10,7'si görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla, %5,3'ü kaçma/kaçırılma ve %2,7'si kendi kararı ve ailesinin rızası dışında gerçekleştiği görüldü.
Evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları cinsiyete göre incelendiğinde, görücü usulü ve kendi rızası ile evlenen erkeklerin oranı %45,9, kadınların oranı %46,3 iken görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla evlenen erkeklerin oranı %8,6, kadınların oranı ise %12,5 oldu. Kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen erkeklerin oranı %37,5, kadınların oranı %32,7, kendi kararı ve ailesinin rızası dışında evlenen erkeklerin oranı %2,6, kadınların oranı ise %2,8 oldu.
ÖĞRENİM DURUMU ÖNEMLİ…
Okuyanlar geç evlenmeyi başka bir ifade ile işini bulmayı, kariyer yapmayı, evlenmeyi ve çocuk yapmayı öteleyebiliyor genellikle.
TÜİK’in evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları öğrenim durumuna göre incelendiğinde, bireylerin öğrenim durumu yükseldikçe kendi kararı ile evlenenlerin oranının arttığı, görücü usulü ile evlenenlerin oranının ise azaldığı görüldü. Bir okul bitirmeyenlerin içinde kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen bireylerin oranı %10,3 iken yüksekokul, fakülte, üniversite, yüksek lisans/doktora mezunu bireylerin içinde kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen bireylerin oranı ise %71,7 oldu.
Mesela son dönemlerde artan boşanma rakamlarını dikkate alanların gerçekleştirdiği ya da ailesinin talebi üzerine bu yönteme başvuran ve Evlilik Sözleşmesi oranı %1,4.
Evlenirken yapılan törenler incelendiğinde, kız isteme %89,9, söz kesme %86,1, nişan %81,8, kına gecesi %84,4, gelin alma %84,0, gelin/damat hamamı %8,4, başlık parası verme/alma %13,3, düğün %87,7, bekarlığa veda partisi %3,0, çeyiz serme %60,3 ve bohça hazırlama %64,5 oranında yapıldı. Evlilik sözleşmesi oranı ise %1,4 oldu.
EĞİTİM ÖNCELİKLİ BİR KONU…
En önemli evlenmeyi düşünmeme nedeni eğitim hayatına öncelik verme konusu olarak dikkat çekiyor TÜİK verilerine göre.
Önümüzdeki 3 yıl içerisinde evlenmeyi düşünmeyen ya da kararsız olan boşanmış, eşi ölmüş ya da hiç evlenmemiş 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin oranı %80,1 oldu. Bu bireylerin %29,5'i eğitim hayatına öncelik verdiği için, %11,9'u maddi kazancı yeterli olmadığı için ve %10,2'si evlenmek için uygun biriyle karşılaşmadığı için evlenmeyi düşünmediğini belirtti.
Evlenmeyi düşünmeme nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, en önemli neden her iki cinsiyette de eğitim hayatına öncelik vermek oldu. Bu oran, erkekler için %29,8, kadınlar için %29,3 oldu. Erkekler için eğitim hayatına öncelik verme nedeninden sonra gelen evlenmeyi düşünmeme nedenleri %22,5 ile maddi kazancın yeterli olmaması, %11,2 ile iş garantisinin olmaması oldu. Kadınlar için eğitim hayatına öncelik verme nedeninden sonra gelen evlenmeyi düşünmeme nedenleri %11,5 ile sağlık sorunları, %11,1 ile evlenmek için uygun biriyle karşılaşmadığı oldu.
EĞİTİMLERİNİ BIRAKANLAR…
Eğitime devam etmek istemesine rağmen eğitimini yarıda bırakan kadınların oranı %10,6 oldu.
Eğitime devam etmek istemesine rağmen (üniversite dahil) eğitimini yarıda bırakan bireylerin oranı %11,6 oldu. Erkeklerde bu oranın %12,7, kadınlarda ise %10,6 olduğu görüldü.
Eğitime devam etmek istemesine rağmen eğitimini yarıda bırakan bireylerin eğitimi yarıda bırakma nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin %61,8'i ve kadınların %36,4'ü ekonomik nedenlerle eğitimini yarıda bıraktı. Erkeklerin %20,3'ü eğitimde başarısızlık, kadınların ise %28,8'i ailenin izin vermemesi nedeni ile eğitimini yarıda bıraktı.
HARCAMALAR SORUN OLUYOR.
Aslında boşanmaların nedenlerinden de en önemlisi olarak dikkat çeken konu başlığı Eşler arasında en fazla harcamalar konusunda sorunlar yaşanması.
Eşi ile sorun yaşadığını belirten evli bireylerin sorun yaşadıkları seçilmiş konular incelendiğinde, bireylerin %5,6'sı harcamalar, %5,5'i ailece birlikte vakit geçirmeme, %4,9'u gelirinin yeterli olmaması, %3,7'si ev ile ilgili sorumluluklar ve %3,6'sı sigara alışkanlığı ile ilgili konularda sıklıkla veya her zaman sorun yaşadı.
İLGİSİZLİK BOŞANMA NEDENİ…
En önemli boşanma nedeni sorumsuz ve ilgisiz davranma oldu.
En az bir kez boşanmış bireylerin boşanma nedenleri incelendiğinde, %32,2 ile sorumsuz ve ilgisiz davranma ilk sırada yer aldı.
Bu boşanma nedenini %14,1 ile aldatma, %9,8 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama ve %8,1 ile dayak/kötü muamele izledi.
Boşanma nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, boşanmış erkeklere ve kadınlara göre en önemli boşanma nedeni eşlerinin sorumsuz ve ilgisiz davranması oldu. Bu oran, erkeklere göre %41,2, kadınlara göre %24,2 oldu. Erkeklere göre sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri %11,0 ile aile büyüklerinin aile içi ilişkilere karışması ve %9,7 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama oldu. Kadınlara göre sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri ise %19,3 ile aldatma ve %14,6 ile dayak/kötü muamele oldu.
HEPİMİZ YAŞLANACAĞIZ…
Kadının çalışması ve sosyal hayata katkı sağlaması önemli bulunurken, Bireylerin % 83,1'i çocukların anne ve babasına yaşlılıklarında bakması gerektiğini düşünüyor. Bu arada Bireylerin %30,7'si yaşlandıklarında evde bakım hizmeti alarak yaşamayı istediklerini belirtirken, ne yazık ki Yaşlı bireylerin, çocukları tarafından haftada birkaç kez ziyaret edilme oranı %56,7’da kaldı.
KADIN ÇALIŞMALI…
Kadınların çalışması ile ilgili bireylerin algıları incelendiğinde, kadının çalışması ve sosyal hayata katkı sağlamasının değerli olduğunu düşünenlerin oranı %82,6 iken kadının asli görevinin çocuk bakımı ve ev işleri olduğunu düşünenlerin oranı ise %35,8 oldu.
Bireylerin kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı tercih ettikleri incelendiğinde, %30,7'si evde bakım hizmeti almayı, %27,5'i çocuklarının yanında kalmayı, %15,0'i ise huzurevi/bakımevine gitmeyi istediğini belirtti.
ATALARAMIZI SAHİPLENMELİYİZ…
Çocuk ile ilgili bireylerin algıları incelendiğinde, bireylerin %83,1'i çocukların anne ve babasına yaşlılıklarında bakması gerektiğini düşündü. Çocuğun anne ve babanın itibarını artırdığını düşünen bireylerin oranı %80,4, çocuğun bir işi olduğunda anne ve babasına maddi katkı sağlaması gerektiğini düşünen bireylerin oranı %66,9 ve neslin (soyun) devamının sadece erkek çocuk ile sağlandığını düşünen bireylerin oranı ise %28,8 oldu.
Yaşlı bireylerin (65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin) kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı tercih ettikleri incelendiğinde, %46,0'sı çocuklarının yanında kalmayı, %31,6'ı evde bakım hizmeti almayı, %10,3'ü ise huzurevi/bakımevine gitmeyi istediğini belirtti. Çocukları ile aynı evde yaşamayan 60 ve daha yukarı yaştaki bireylerin çocukları tarafından ziyaret edilme sıklığı incelendiğinde, haftada birkaç kez ziyaret edilme oranı %56,7 iken hiçbir zaman ziyaret edilmeme oranı %1,4 oldu.
Görülüyor ki kadın toplumun temel direği.
Daha çok saygıyı ve ilgiyi, zamanı, refahı hak ediyor.
Bunun sağlanması bu şartlarda mümkün mü?
Sanırım epey yol almamız, mesafe kat etmemiz gereken bir konu bu.