Geçenlerde, Valimiz Gökmen Çiçek başkanlığında, Mehmet Özhaseki, Taner Yıldız ve Memduh Büyükkılıç’ın katılımı ile “turizm” toplantısı düzenlenmiş. Tabii, konu;“Kayseri’ye neden turist gelmiyor ya da gelenlerin sayısını nasıl artırabiliriz?” Merak ettim, acaba toplantı tutanaklarını yayınlayamazlar mı? Öyle ya, ne konuşuldu, ne teklifler getirildi? Düşünün Vali, iki eski bakan ve başkan katılıyor toplantıya. Elbette, bir şeyler söylemişlerdir.
***
Bu tür toplantılar çeşitli vesileler ile sürekli yapılır, adeta rutine tabidir. Katıldığım toplantılar için söylüyorum, “havanda su dövülür!” Bir sonraki toplantıda buluşmak üzere toplantıya son verilir… Özellikle katılımcı bürokratlar, “neden Kayseri’ye turist gelmiyor?” sorusuna, iktidar çalgısına ayak uydurmak bağlamında, yanıtlar verir; gerçeklere değinmez.
***
Öyle ya; 6 bin yıllık tarihimiz, Hacer ormanlarımız, Kapuzbaşı şelalelerimiz, Kültepe-Kaniş Karumu’muz, camilerimiz, medreselerimiz, Hazreti Mevlana’nın Hocası Seyit Burhanettin’imiz, Kalemiz, Roma Mezarımız, Soğanlı Bebeklerimiz ”referans belediyelerimiz”ve nihayet Erciyes’imiz var ama nedense turist gelmiyor bu şehre… Bırakınız yabancıyı, yerlisi bile gelmiyor…“Makarrı ulema!” diyoruz kentimize, “ümmet” bile gelmiyor.İstanbul çıkışlı uçakların neredeyse yarı yolcusu turist ama havaalanından, doğrudan Kapadokya’ya gidiyor neden?
***
Evet… Varların hepsi var ama bir şey yok “eğlence”… İçkili yer, meyhane, bar, pavyon, kumarhane… Evet… Bunlar, turizmin olmazsa olmazı… Bunu ilk defa söylemiyorum… Katıldığım toplantıların hepsinde söylerdim. Söyleyince de hazurun hop oturup hop kalkardı… Toplantı sonunda, iktidar hışmından korkanlar, yanıma yaklaşıp, ürkek bir biçim de; “haklısınız!”, derdi…
***
Evet… Giderek “dindarlaşan”, giderek “buyur hacı abi!” laflarının yaygınlaştığı bir kente turist falan gelmez hele hele yabancısı…“Bacasız fabrika!” da denilen turizm bazı şeyleri kabullenebilme, bazı şeyleri hazmedebilme işidir. “Kendinden olmayanları”, “ötekileri” kabul edemezseniz, onlara bir başka “nazar” ile bakarsanız, orada turizm falan olmaz… Olmayınca da, onlarca milyon avro harcayarak turizm tesisleri kurmanın bir anlamı yok…
***
Turizm, aynı zamanda bir “lobi” işidir…Turizm aynı zamanda bir “tanıtma” işidir…“Lobiyi”“ötekiler” oluşturur; ” tanıtımı” da “başkaları” yapar genellikle. Bir turist ülkenizde, şehrinizde, “anasının evindeymiş” gibi rahat edemiyorsa, ayağını bastığı andan itibaren tedirginlik çekiyorsa, işte tam da sorun burada başlar…
***
O nedenle, bir ülkenin, bir kentin, lobileri olması gerekir… Övecek ki, tanıtacak ki, elin turisti de ülkenize, şehrinize gelsin… Mesela; Talas Amerikan Koleji mezunları, bir “Kayseri lobisi” idi. Ama gelin görün ki, iz bırakmadık Kolej’den. Hal böyle olunca, onları da “küstürdük!”Mekanlarını da, bu okulun müktesebatına inat, “medrese” haline getirdik… Mezunlarını, “milli ve yerli” olmamakla niteledik.
***
Uluslararası toplantılara, tanıtım filmlerin çekilmesine“milli ve manevi” değerler adına izin vermezsen, “yabancı okullara” farklı bir nazarla bakarsan,hasılı kelam bir ülkeyi, bir kenti içine kapatırsan, turist ne diye gelsin ki, yabancılar ne diye mülk alsın ki?
***
Hep söyledim, bir kez daha söylüyorum: Mesela, Kayseri Fen Lisesi’nde okuyan başka illerden gelen öğrencilere bir sorun bakalım, üniversite mezuniyeti sonunda kaç Kayseri’ye, kaçı yerleşmek istiyor? Benzeri bir soruyu üç devlet, bir vakıf üniversitesi öğrencilerine de sorun, bakalım ne diyecekler?
***
Hatırlayın, yakın geçmişte, şu haber yansımıştı basına; Kayseri Osman Ulubaş Fen Lisesi’nde “Ezilen Veliler” imzalı ortak metin hazırlandı. Metinde, okul yönetimi tarafından öğrencilere yapılan baskıların dayanılmaz noktaya geldiği iddia edildi. Okul müdürü iddiaları yalanladı. Tabii, baskıların özünde; “milli ve manevi değerlere” atıf vardı…
***
Toplantıya katılan Kayseri protokolüne şunu soruyorum: Fen lisesinde okuyan, geleceğin gözde yöneticileri olan bu çocuklar, Kayseri’ye ne gözle bakar acaba, dersiniz? Talaslıları küstürdük, sırada Fen Lisesi öğrencileri var. Oysa bunlar “Kayseri lobisinin” omurgasıdır.
***
Bu doğru mu? Arzu ederse; “tahsil seviyesi arttıkça bizim seçmenimiz azalıyor!” diyen Taner Yıldız yanıtlayabilir. Öyle ya, tahsil seviyesi düştükçe toplumu yönetmek daha kolay. Hiç olmasa bunlar soru sorabilirler...
***
Bakınız; legal toplantıları, izinli çekimleri, birileri engelliyorsa; “beş yıldızlı” bir otel, “içki servisi yapmamakla” övünüyorsa; Ramazan’da, ekmek arası, dürüm yapanlardan başka açık lokanta bulamıyorsanız, Cuma vaktinde, ünlü bir lokanta; “Temizlik ve eğitim nedeniyle saat 1,5’e kadar kapalıyız!”diyerek, gerçek gerekçeyi saklıyorsa insanlar ne diye gelsin ki, Kayseri’ye…
***
Ha. Bunların olmaması, hayatın, bir kentin, bir ülkenin sonu mu? Elbette değil ama bu kadar masraf yaparak “turizm” yatırımlarına gerek yok… Mangal yakacak, piknik alanları oluşturursun, olur biter…
***
Çok merak ediyorum: Bizim dışımızda “Kayseri imajı” nedir? İçine kapanan, giderek dindarlaşan yoksa dışa açılma, kendisini evrensel boyutlara taşıma cehdinde olan bir kent mi?
***
Şayet, nedeni ne olursa olsun, “Legal” ya da “yasal” bir vakfın, uluslararası bir toplantısına “izin” verilmiyorsa; bir yazar “Kitap Fuarı”na sokulmuyorsa orada bazı sorunlar var, demektir. Özellikle, Memduh Büyükkılıç ve ekibi, “turizme” bu açıdan yaklaşmaz ise, boşuna para harcamasınlar, bunun için.
***
Evet… Eğri oturup doğru konuşacağız. Klasikleşmiş, göstermelik, “ilgili birimlerin”yalan-yanlış bilgiler verdiği, yılda bir yapılan toplantılarla, Kayseri turizmini geliştiremezsiniz.
***
1950’lerde, Ora Okulda, “pat çat” İngilizce öğrendiğimiz sıralarda, turistlerle İngilizce konuşabilme gayreti güderdik. Şimdi ise, 1,5 milyon olduk; hava-kara ulaşımı çok iyi, iyi konaklama tesisleri var ama turist yok Kayseri’de, neden?Peki, bunlar bu kentin içinde bulunduğu “iklim” ile ilgili olmasın?