Menü Kayseri Gerçek Haber
NEBAHAT ERDOĞAN

NEBAHAT ERDOĞAN

Tarih: 26.08.2023 11:41

TOPRAK ANA

Facebook Twitter Linked-in

Tabiatın insana verdiği en değerli, en kıymetli şeydir toprak… Nasıl bir muhteşemliktir kitoprak, ne verirsen misliyle sana geri veriyor ödüllendiriyor adeta insanı… Dünya üzerinde toprak bir nimettir… Toprak, sadece insanlar için değil, tüm canlılar âlemi için de vazgeçilmez. Nasıl bir sunum yapar doğaya;  ağacıyla, çimeniyle, meyvesiyle, tahılıyla, çeşit çeşit ürünleriyle kimi zaman çamur balçık olur yağmurla, kimi zaman çatlar susuzluktan ciğeri yanar verdiği nimetleri yakanlar gibi…

 Yaşama kaynağımız toprak, su, hava bunlar olmadan hayat olur mu? Olmaz elbette… Toprak, hava, susuz hayat olmayacağı gibi topraksız da ne vatan olur, ne millet olur, hele devlet hiç olmaz…

Doğada var olan tüm canlıların, milyonlarca yıldır yaşam kaynağı ve yaşam alanı toprak ana.  Bir ekip, bin aldığımız topraklarımız sayesinde varlığımızı bugünlere kadar sürdürebildik, her cm2 sindeki bereket bir ömre bedeldir adeta, emeğini karşılıksız bırakmaz çok cömert davranır her alanında…Akdeniz’de narenciyesi, Karadeniz’de yemyeşil ovalarıyla çayı, fındığı, egede zeytini, İç Anadolu’da tahılı, baklagilleri, güneydoğuda hayvancılığı, buğdayı, arpası, yulafı… Bağıyla bahçesiyle tüm zenginliğini sunar önümüze…Düşünsenize toprağın yüzeyindeki bolluk, bereket yetmezmiş gibi içinde de vardır hazinesi,  kıymeti, bereketi olduk büyük altını, elması, kömürü, gümüşü gibi ne ararsan var,  nasıl bir zenginliktir bu yarabbim… Yeri gelir doktor olur insanastresini, negatif enerjisini alır ilaçsız tedavi sunar, birçok kişiye… Her zenginliğin bir sonu olduğu gibi, toprağımızın da zenginliğini el birliğiyle yok etmek için çaba harcıyoruz fütursuzca… Bu zenginliği ne kadar koruyabiliyoruz, ne kadar önemsiyoruz bilmiyorum ama ülkemin tüm zengin verimli toprakları bir bir betonlaşıyor, bir bir yok oluyor, yüzlerce yıl öncesinden dünyayı doyuran topraklarımız şimdilerde vaz geçemediğimiz alışveriş merkezleri, taş binalar kuruluyor üzerine, kuraklaşıyor, verimsizleşiyor acımasızca yok ediliyor yani fakirleşiyoruz gün geçtikçe, neyse ki köylerimiz bu betonlaşmadan biraz olsun uzak kalıyor, köyünde bir karış toprağı olan fırsatını buldukça kaçıyor doğasına, toprak anasına…Ekimini yapıp bir kış boyu yiyeceği  mahsulünü yetiştiriyor …Eskilerden dünyaya ihraç ettiğimiz tarım  mahsullerimizin yerinişimdilerde GDO’luürünlere bağlı kalmamız ne acı değil mi?  Tarım azaldı, toprak sevdasından vaz geçenlerin sayısı azımsanmayacak kadar düştü, ha zaman zaman o sevdayı yeşertenler de oluyor kendi gücü yettiğince üretimini yaparak… Diktiğiniz fidanlardan tonlarca ürün alırken, bu işi hobiye dönüştürmek hem toprak anayı küstürtür, hem de ülke ekonomisine hiçbir fayda sağlayamaz… Nasıl bir düşüncedir? Nasıl bir anlayıştır? Var olma nedenimiz olan toprakları yok ediyoruz. 

Verdiğiniz bir filizden neredeyse bir yıllık yiyeceğimizi aldığımız, ülke ekonomisine katkı sağladığımız toprağımıza ihanetin en büyüğünü yapıyoruz…

O VERDİ, BİZ ALDIK!

Nasıl bir türsek artık... Toprak bize altın denen sarı güzelliği hediye etti, biz altın için cinayet işlemeyi hatta katliam yapmayı icat ettik! Toprak bize petrolü hediye etti, petrol için “demokrasi savaşı” açmayı biz uydurduk! Toprağın bize hediye ettiği her güzel şey için, topraktan gelip toprağa gitmesi mukadder olan milyarlarca insanı çekinmeden vaktinden önce toprağa göndermeyi “zafer” zannettik! 

“Tayfun Timoçin” alıntı

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —