Malum şu anda Asgari ücretli ve emeklinin aldığı maaşlar açlık sınırının bile çok çok altına düşmüş durumda.
Herkesin gözü 2025 Yılının 1 Ocak tarihinde yürürlüğe girecek yeni rakamlarda.
Ancak bir de ondan sonrası var.
Yani Kaf Dağı’nın arkası.
Eğer mezarda emekliliği hak etmez ve inşallah dünya gözü ile o günleri görebilirse ne ala.
Ancak işin bir de emeklilik safhasından sonraki bölümü var.
Peki bu tablo nasıl görünüyor?
İnsanlar emekli olduktan sonra nasıl geçirebileceklerine, nasıl hayatlarını idame ettirebileceklerine dair neler düşünüyor?
TÜRKİYE’Yİ ANLAMA KILAVUZU…
Buyurun bugün bu sorunun cevabını arıyoruz.
Önce Araştırma Künyesi.
2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması, toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedeflemektedir.
Online görüşme (CAWI). Araştırma soru formu ağırlıklı olarak ölçekli sorulardan oluşmaktadır ve tasarım bireylerin kendi kendilerine form doldurmalarını kolaylaştırmak üzere yapılmıştır.
Türkiye’yi temsiliyet gücüne sahip olan Ipsos Tüketici Panelleri’ne üye 35 ilden 10.000 birey ile gerçekleştirilmiş.
Araştırmanın istatistiki hata payı, % 95 güven aralığında ± %1’dir.21.12.2023-19.01.2024
IPSOS GÜNDEME DAİR
Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçmek…
Online Görüşmeler (CAWI), 18 yaş üstü İBBS 1 düzeyinde nüfusu temsil eden Türkiye temsili olarak EYLÜL ayında 1600 birey ile gerçekleştirilmiştir.
Araştırmanın istatistiki hata payı, 95 güven aralığında ± 3.0’tür. 2-27 EYLÜL 2024
BU ŞARTLARDA EKONOMİ VE TASARRUF…
Ipsos’un 2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçen Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen bu dosya da Tasarruf Eğilimleri ele alınmıştır.
Araştırmada ön plana çıkan ve sorulan ana başlıklar şunlar olmuş.
Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı nedir?
Birikim kalemleri neler?
Birikim yapanlar arasında en yaygın yatırım kalemleri neler?
Harcama yapılırken kısıtlama yapılan sıralamada ilki başlık nedir?
Emekliliğinde nasıl geçinileceğini bilmeyenlerin oranı ne?
VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI…
Dünya Tasarruf Günü, toplumda tutumluluk bilincini artırmak ve insanları tasarruf konusunda teşvik etmek amacıyla 1924’te kabul edilen bir gün.
Tüketimde dikkatli davranmak ve idareli tüketmek her geçen gün bizler için daha da önem kazanıyor, hayatlarımızı şekillendiriyor.
“Tasarruf” kelimesi TDK’ya göre 3 anlama sahip.
İlki para ve mal biriktirme, ikincisi bir şeye sahip olma ve onu istenilen şekilde kullanma hakkı ve son olarak da tutum.
Biz bugüne özel dosyamızda, bireylerin para biriktirme davranışları hakkındaki sonuçlarımızı sunuyoruz.
NASIL TASARRUF EDİLEBİLİR Kİ?
Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 çalışmamızda, 10 bin birey ile yaptığımız araştırma sonuçlarına göre her 10 bireyden dördü hiç tasarruf yapamadığını belirtiyor.
Bu oran dört sene önce de aynı seviyedeydi.
Dönemsel olarak eline para geçtiğinde tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı da değişmiyor.
PARASAL TASARRUF MU?!...
Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı; “dönemsel olarak ele geçen para ile tasarruf yapmak”.
Burada en çok kullanılan yatırım kalemleri arasında evde veya cüzdanda TL biriktirme, banka hesabında para biriktirme ve altın ya da döviz almak yer alıyor.
Gündelik hayatta harcamalarımızı kısmayı bire bir tasarruf ile ilişkilendirmesek de tasarruf edebilmek “tutumlu” olmak için daha az harcamak gerekli.
Aralık'23 -Ocak'24 döneminde sahasını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’na göre bireylerin harcamalarını kıstıkları kalemlerde ilk sırada giyim yer alıyor.
MASRAFLAR SÜREKLİ KISILIYOR…
Sonrasında ise dışarıda yeme-içme ve kişisel bakım geliyor.
Birikim yapmak daha uzun vadeli, geleceğe yönelik bir tutum ve bu nedenle bireyler emekliliklerini düşünerek tasarruf yapmaya çalışıyorlar.
Türkiye’de her iki kişiden biri emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor.
Bu durumun ise bireylerde kaygı yaratması kaçınılmaz.
VERİLER ORTADA…
Türk insanın önce geçinmesi lazım.
Tasarruf sonraki bir hamle.
Ancak şartlar öyle bir gelişti ki malum halkımız “Kefen parası” diye birkaç kuruşu biriktirmeyi adet haline getirmiştir.
Genel de bu da bir miktar döviz, altın cinsinden “Yastık Altı” dediğimiz metalardan oluşuyor.
Ancak ne yazık ki başta Pandeminin zorunlu olarak insanımızı evlere hapsettiği dönem ve ardından da Deprem ve süregelen diğer doğa olayları ve iktidarın yanlış Ekonomik politikaları nedeni ile maalesef yastık altında da bir şey kalmadı.
“Dövizinizi bozdurun!” ve “Yastık Altındakileri çıkartın!” çağrısına kulak verenlerin kaybı ortada.
Ama kime ne ki…
Onların bu çağrıya kulak verip bozduklarını alıp indi-bindiden piyasaya çakarak, kazananlar mı?
Onların keyfini sormayın gitsin.
Onlar için haramın-helalin pek farkı yok.
Nas olsa da fark etmez.
Mantık şu zira.
“Haram helal ver Allahım,
garip kulun yer Allahım!”
İKTİDAR BİLE…
Her ne kadar Hükümet son dönemde Tasarruf Tedbirleri genelgesi yayınlamış olsa da halen “İtibardan Tasarrufu Olmaz” mantığı Türkiye’de hüküm sürüyor.
Siz ne derseniz deyin, sürekli pozitif bir dalga pompalanıyor “Düzeleceğiz-Düzeliyoruz-Düzelttik-Uçuyoruz-Elin gavuru bizi kıskanıyor” masalları anlatılıyor ama halen kapı kapı borç arıyor, bunu da maalesef çarçur ediyoruz.
Türkiye’de ne yazık ki son dönemde bazı şeyler yanlış gidiyor.
Bu yanlışlıkları telafi etmek yerine yanlışa yanlış ekleniyor.
Siyasetçi çıkıyor diyor ki;
“Bu hataların faturasını ben ödeyeceğim!”
İlginç değil mi?
Milletin ödedikleri ne olacak?!...
Senin tek başına sözüm ona şov yaparak söylemlerinden ve hiçbir yere varmayan afaki politikacı tavırlarından sonra ortaya çıkan acı tablonun faturası ne olacak?
Maalesef direksiyondakiler ehliyetsiz.
Onların peşinden gidenlerin tek derdi de Liyakat yerine Biat kültürü.
Makamlar mevkiler etkililere ve yetkililere değil de “Benim adamım!” mantığına kaldığı için sürekli sorunlar yumağı büyüyor.
Sorunlar halının altına süpürülüyor.
Kimsenin bu ülkeyi kurtarmak gibi bir derdi de yok nitekim.
Baksanıza özerklik, terör elebaşının TBMM’ye daveti, yeni bir açılım süreci ve yeni anayasa ile topraklarımızı bile bölmenin hazırlığı içindeler.
Birileri ha babam de babam BOP’un, Büyük İsrail projesinin ve yıllardır birilerinin hayallerini süsleyen yeni yeni ülkeler kurmanın, toprağımızı parçalamanın, Türkiye’yi Rusya ve Yugoslavya’ya dönüştürmenin derdindeler…
Sonumuz hayır olsun inşallah.
Önce ülkemizi, sonra insanımızı ve finalde de topraklarımızı bitirmenin derdindeler.
Bunu nasıl mı yapıyorlar?
50 bine varan şehitlerimizi yok sayarak…
Milliyetçiliğini ayaklarının altına aldığını söyleyen bir iktidar ve milliyetçilik kisvesi altında vatan-millet-bayrak edebiyatı ile hem de…