Toplu taşım, hemen hemen herkesin gündeminde… Bilen de konuşuyor, bilmeyen de… Mesela Kayseri “hafif raylı sistem”’in (KHRS) “yapılabilirliğini” tartışılacağı yerde, “neden metro değil?”, türünden absürt tartışmalara vesile oluyor. Başkan Özhaseki’yi ateş altına alınıyor… Yahu, bırakınız “metroyu”, KHRS’nin“fizibil” olup olmadığını sorgulayın bir kere.
***
Tabii, bunu diyenlerin hiç birisinin “toplu ulaşım sistemleri” ile ilgili ufak bir bilgisi yok. Gördüklerini ve duyduklarını satmaya çalışıyorlar. Mesela bunlar, 2005’te temeli atılan 2009 yılında devreye giren, 13 yıldır çalışan “Kayseri HRS”’in, fizibilitesinde 2020 yılı için verilen “saatte tek yönde taşınacak” yolcu sayısını bilmediği gibi; yazdıklarımız da okumuyor; “kavramlardan” da haberi yok. Seni de karşısında buldu mu, kahvede oturanlara anlatır gibi anlatıyor. Sizi dinlememekte de ısrar ediyor.
***
Demem o ki, bir “sistem seçimi” için birçok ölçüt var. Mesela, “karbon dioksit” salınımı gibi… Bunlardan en önemlisi hatta olmazsa olmazı, “tek yönde saatte taşınan yolcu sayısı”. Bazı çalışmalarda, “doruk” (pik saat) olarak verilir bular.
***
Kaynaklarda verilenler de az çok birbirine yakındır. Ben, sizinle “iki veri” paylaşacağım. İlki Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO); ikincisi Kalkınma Bakanlığı tarafından yayınlanan Faruk Cirit’e ait “Sürdürülebilir Ulaşım Politikaları ve Toplu Taşım Sistemleri Karşılaştırması” (Ağustos/2014). Umarım bunlar, “Kayseri’ye metro yapılmalı” gibi bir bâtıl saplantı içerisinde olanlara bir nebze de olsa yardımımız dokunur…
***
Bir kere olayı kavrayabilmemiz için somut bir veri ile başlayalım. Bakınız; KHRS için, proje müellifi tarafından (2005) verilen, 2020 yılı için “saatte tek yönde taşınacak yolcu sayısı”nın (1. Etap, Doğu Garajı-OSB, 17,5 km) 13 bin yolcu olduğunu ve bunun bugün ortalama 2 bin yolcu da kaldığını. Bu hatta İLDEM ve Talas eklenince (2. Ve 3. Etap) 3 bini zor bulduğunu belirteyim.
***
Yine belirteyim projeci Kayseri için doruk (pik) saat notu düşmemiş. Diyelim bu, “doruk, sabah akşam birer saat)” saatte. Şimdi ise, olsa olsa bu sayı 6-7 bin yolcudur, öngörülenin yarısı kadar. Sistem doyma noktasına geldi. Fazla da artmaz artık.
***
Gelelim sistem seçimi ile ilgili “saatte tek yönde taşınacak yolcu sayısı” kriterlerine. Bunlara doruk saatte de diyebilirsiniz… Kent içi ulaşımındaki sistem tercihinde ekonomik çalışma kapasitesi dikkate alınması gereken en büyük etkenlerden biridir. Bu durumda sistem seçiminde (EMO);Yolcu sayısı (92 ise dolmuşun, Yolcu sayısı 92–225 arasında ise minibüsün, Yolcu sayısı 225–6.400 arasında ise otobüsün,Yolcu sayısı 6.400 –12.800 arasında ise özel yollu otobüsün,Yolcu sayısı 12.800–32.000 arasında ise tramvayın,Yolcu sayısı) 32.000 ise metro ya da trenin,ekonomik olduklarıdır.
***
Şimdi de sırada Bakanlığın, “saatte tek yönde taşınan yolcu” verileri var… Otobüs için en fazla 7.500; tramvay için en fazla 15 bin; metrobüs ve hafif raylı sistem için en fazla 15 -30 bin; 30 binin üstü metro. Bir de devamı var: Bu veriler; “finansal açıdan en yapılabilir [fizibil] sistemler” için sınırlar.
***
Tabii, metroyu savunanlar da ta 1860’lerin sonunda, 1900’lerin başında Londra’da, Paris’te, Berlin’de, Moskova’da, Viyana’da yapılan metro örneklerini veriyor. “Onlar da, o tarihlerde vardı da, 1,1 milyon nüfuslu (2005) Kayseri’de olmasın” diyor. Cehlin bu kadarı her halde tahsil ile olur!..
***
Arkadaşların bilmediği şu: Zaman dilimleri doğru da, buraların o tarihlerdeki nüfusu ile ilgili, yaklaşık da olsa hiçbir bilgisi yok. Bir de verilen örneklerin “ilk yapımdaki” niteliği de bilinmeli. Mesela, hafif metro mu, ağır metro mu? Hafif raylı sistem mi? Adı “metro” diye geçiyor acaba günümüzdeki anlamı ile “metro” mu? Kelime Kökeni; “Metro”, “Fransızca métro sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük, métropolitain sözcüğünün kısaltmasıdır. Chemin de fer métropolitain‘şehir içi demiryolu’ deyiminden türetilmiştir”. Bunları bilmek lazım. Demem o ki; tarihteki her “metro” günümüzdeki “metro” gibi değildir. Olmaması da doğaldır. Demiryolu ulaşımı alt kategorilere ayrılmıştır.
***
Londra metrosu 1863’te devreye girmiş. Avrupa’da ilk elektrikle çalışan metro olarak geçmiş, tarihe. Yanılabilirim… Peki, bu yıllarda Londra’nın nüfusu ne? 1900 yılında 6,5 milyon… Kırk yıl önce kaç idi acaba? Bir bilgiye rastlayamadım. Olsa olsa, 5 milyonu aşkındır.
***
Moskova metrosu 1931’de, Stalin döneminde yapılmış. 1926’da nüfusu 2.0 milyon; 1939’da 4,1 milyon; Berlin metrosu 1902’de yapılmış, nüfusu 2,6 milyon; Viyana metrosu 1898, nüfusu ise 1,8 milyon; Mancester metrosu 1900 yılında yapılmış Nüfusu 1,9 milyon.
***
Avrupa’nın özellikle Almanya’nın büyük kentlerinde “at ile çekilen tramvay” ile başlanılmış bu işe… Bir bilgi daha vereyim, 2030 yılına gelindiğinde dahi Kayseri nüfusu 1,5 milyona ucu ucuna ulaşacak. Bir de unutmayın, şimdi öngörülen rakamlar, deneyimler ve hesaplar sonunda oluşmuştur, o yıllarla mukayese etmek dahi doğru değildir. Günümüzde kabuller çok değişti.
***
Gelelim sistemin karlılığına… Toplu taşıma sistemlerinin “kâr/zarar” hesabı yapılmaz ama zararının da “makul” bir seviyede olması istenir… Hafızamı yokluyorum, KHRS tartışması yapılırken Başkan Özhaseki, Hamdi Altuntaş’a; “Bursaray 20-25 milyon kâr ediyor yılda; bizim kârımız ise 15-20 milyon civarında olacak!” demişti. Ben de; “mümkün değil, kamu yararının göz önüne alarak, yılda 5 milyon zarar ederseniz, öpüp alnınıza koyun!” demiştim.
***
Gelelim günümüze… Kayseri Ulaşım AŞ sitesinde “01.01.2021-31.12.2021” dönemi bilançosunda “dönem net kâr/zararı”166,5 milyon lira verilmiş. 2020 yılı aynı dönemi için bu rakam 128,3 milyon lira. Tabii, bunun ne kadarı KHRS’e ne kadarı otobüs işletmesine ait olduğuna dair bir nota rastlayamadım. Biliyorsunuz, taşınan yolcunun, yaklaşık üçte ikisi otobüs ile karşılanıyor.
***
Söyleyeceğim umumidir. Kimse alınmasın. Demem o ki; evvelemirde bir kere savunduğunuz/teklif ettiğiniz konuya hakim olacaksınız; ikincisi de hitap ettiğiniz kişilerin, “entelektüel/bilgi seviyesini” bileceksiniz; üçüncüsü de, siyasiler için söylüyorum, susma ve dinleme konusunda dikkatli olacaksınız.