TOGG, söylenenlere göre“yerli ve milli”otomobilin adı olmakla birlikteüretici, ‘Türkiye Otomobil Girişim Grubu’nun kısaltılmışı… Hayırlı ve uğurlu olsun; inşallah hem ülkemize ve hem de girişimcilere yük getirmeden bir “dünya markası” olur.
***
Temel yaklaşımımı anlatayım: Ben hiçbir zaman; “Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun!” diyenler cümlesinden olmadım. Hâlâ durduğum noktadayım… Ben; “Taş üstüne DOĞRU taş koyandan Allah razı olsun!” derim. Zira ister özel, isterse kamu olsun, doğru konulmayan her taşın bedelini, erinde geçinde ben öderim…
***
Demem o ki, kim ne derse desin umurumda değil… İktisadiliğin, “yerlilikle, millilikle”, “milliyetçilikle, vatanseverlikle” ilgisi yoktur… Ayrıca; “doğru taş koyma” iktisadi aklı olan toplum ve kişi için geçerlidir. Aksi, benim nazarımda, mehterden emekli olan, “kös dinlemiş at” gibidir.
***
Gelelim TOGG’a… Yazımın girişinde; “inşallah!” temennisinde bulundum. Bunu bana söyleten gerekçeler ve basına yansıyan haberler… Derin bir bilgi sahibi olduğumdan değil.
***
Biliyorsunuz; bir yatırım için, “yapılabilir/fizibil” olma şartı aranır. Aksi; “bas bas paraları Leyla…“ türküsünde terennüm edilen gibidir.
***
Biraz açalım: Bir yatırımın; Pazar ömrüne (payına), mekanik ömrüne, teknolojik ömrüne bakılır… Mekanik ve teknolojik ömrü anlarım mutlaka iyidir amaTOGG’un Pazar payı nedir? Ne kadar üretilecek? Hedef kitlesi ne olacak? Kaça satılacak? Varsıllar mı yoksa düşük gelir grupları mı, hedeflenen?
***
Önemli bir parametre olan pazar payı ile ilgili çelişkili açıklamalar var… Dikkatimi çekti… İktidarın yılmaz savunucusu, epeydir sesi çıkmayan, Yassıada’ya ne kadar harcama yaptığı bizce bilinmeyen, sorulmasına rağmen bir türlü yanıtlamayan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, açılışta yaptığı konuşmada; “Dün üretemezsin diyenler, bunu dünyaya satamazsın diyorlar. Sayın Cumhurbaşkanım sizin huzurunuzda milletimizin şahitliğinde bir söz daha veriyoruz. Önce Avrupa’ya sonra tüm dünyaya Türkiye’nin otomobilini satacağız” demiş.
***
Fakat mesela Tayyip Bey, aileme alacağım diyor… O da siparişi şimdiden vermiş…Alıcı sırasına Kayseri Büyükşehir Belediyesi, plaka numarasından kinaye, “38 araçla” girmiş… Sanırım, diğerleri de en az birer araçla sıraya girecek Ayrıca; Tayyip Bey bankalara, “bu araç için verilecek kredilerde” esneklik göstermelerini, istiyor. Bu, bir temenni mi yoksa emir mi, bilemiyorum?
***
Anlaşılan, Rifat Bey’in sözlerinin aksine, ilk hedef içeri satmak… Bunlarda belli: Kamu, TOBB ve Bağlı Odalar, AK Partili Belediyeler, ciheti askeriye, ciheti adliye, Diyanet, Üniversiteler ve “hatır kırmayacak”“varsıllar” olacak.
***
Rıfat Bey’e soruyorum; bu tür tercih haksız rekabet değil mi? Peki, piyasa ekonomisinde,“haksız rekabete” izin verilir mi? Alıcısı belli ve kesin olan bir ticarette kalite ve fiyat önemli olur mu?
***
Rıfat Bey’e bir soru daha soracağım: Değerli büyüğüm, bu yatırımın akıbeti de Yassıada Projesi ya da önce “1,5 milyon istihdam yarattık!”deyip, sonra “2,5 milyon istihdam” sözü verip gerçekleşmeyen hedefinize benzemesin?
***
“Dün üretemezsiniz, bugün dünyaya satamazsınız!” diyenlerden olmadım. Hem otomobil artık, zor üretilecek nesneler cümlesinden değil. Ama doğru taş koyanların safında oldum. Ne söylerseniz söyleyin;“tavuğun cücüğü güzün sayılırmış!”
***
Ama dün, istihdam sözlerinizi, ülkeyi uçurduğunuzu duyduğum anda “amma da salladınız!” dediğimi ve yazdığımı biliyorum. Bundan mülhem, yaklaşımınıza da kuşku ile bakıyorum…
***
Mesela Ege Cansen’in iddiasına göre (Sözcü, TOGG yazısı, 27.10.2022); “daha önce Saab’tan 30 milyon Euro’ya alınan know-how çöpe atılmış, tasarım İtalyan Pininfarina firmasına verilmiş”, bu nedenle “tasarım” işini üstlenen Türk Karsan firması affedilmiş!” bu doğru mu? Umarım, Rifat Bey ve CEO Karataş bu yazıyı okumuştur.
***
Gelelim fiyatına… Bu işi iyi bildiği söylenen, başa geçince projenin ivme kazandığı belirtilen, Şirketin CEO’su, Gürcan Karakaş, aracın fiyatıyla ilgili soruya “Fiyatlar belli değil, günümüz dünyasında hiçbir profesyonel şirket 5-6 ay sonrası için fiyat açıklamaz. Birinci çeyreğin sonunda trafiğe çıkacağımız için ona göre planlıyoruz” cevabını verdi.
***
Karakaş’ın bu sözü çok düşündürücü ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun çarpıcı bir örneği. Bir ekonomi düşünün; bir üretici, 5-6 ay sonrası için fiyat veremiyor? Sayın Karakaş, sizin kadar yetkin değilim ama süre 5-6 bırakınız1-2 yılolsa anlarım… Beş altı ay ne ki? Yarın…Demek ki, bir üretici ve satıcı, bu ülkede 5-6 aysonrasını göremiyor? Göremeyince de fiyat veremiyor.
***
Acaba diyorum; yaklaşık fiyatı söylese, mesela bir milyon dese, tartışma ortamı doğar, iktidar yıpranır endişesi ile mi davrandı? Yani, siyasi kamuflaj yapma ihtiyacı mı hissetti?
***
O zaman şu soruyu ben sorayım: Sayın Karakaş, bugün satsanız, kaça satarsınız? Yok, buna da cevap veremiyorsanız, kusura kalmayın, “fizibiliteniz/yapılabilirliğiniz” üzerinde kuşku ve soru işaretleri var demektir… Yok, bugünkü maliyet ve satış fiyatını bilmiyorsanız, bir şey diyemem.
***
Evet. Bugün satsanız kaça satarsınız? Dendiği gibi bir milyon, 1,2 milyon lira gibi mi? Sormaya devam edelim; Aracın tasarımını, elektro-mekanik aksamını, motorunu, bataryasını, şasesini nerede, kim ya da kimler yapıyor? Yerli katkı oranı nedir?