Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 14.07.2022 14:48

TEVÂFUK MU YOKSA TESADÜF MÜ?

Facebook Twitter Linked-in

Tevâfuk mu yoksa tesadüf mü? Bilemem… Bizim Hisarcık’ta, meşhur ve malum “Ketenlik Sokak”ını bilmeyen kalmadı… Öküz Çukuru Göleti’ni de… Bunun altında bulunan Çaylak Çukuru’nu da…

***

Dedim ki; “Ya hû, arayan soran bile bulmakta zorluk çekiyor, Hisarcık Ketenlik’te ki bizim evi!” İnanın doğru söylüyorum. Ayrıca, bir bizim evi değil ki? Birkaç sormadan aradığın yeri bulamıyorsunuz.

***

Bununla ilgili çok yazdım… Sorun bir bizim orada değil, Kayseri’nin (merkez) her yerinde… “Merkez” dedim, zira diğer yerleri bilmiyorum. Belediyelerin asıl görevi, yaşayanların, gelip-geçenlerin hayatını kolaylaştırıp güzelleştirmek. Aradığım yeri bulamadıktan sonra, Erciyes’in altından tünel açıp Develi’ye bir bağlantı yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur.

***

Geçenlerde yine yazdım… Yazım üzerine olsa gerek, “numarataj servisinden” görevliler geldi, keşfettiler bizim oraları… Sanırım, yazımın “doğruluğunu” kontrol ettiler. Yine sanırım, sorunu yerinde görmek, çözüm bulmak için uğrak verdiler.

***

Nereden biliyorum?Araçlarının kapısında, “numarataj” yazıyordu da ondan. Oysa bizim eve uğrasalar bir kahve ve zamanı olduğu için kiraz ikram eder, “şekil a da gözüktüğü gibi”, der meramımı anlatırdım. Tabii, neye karar verdileri ya da verecekler, bilemiyorum. Bekleyeceğiz…

***

Gelelim, başlığa… Tevâfuh mu yoksa tesadüf mü? Bilemem… Numarataj görevlilerinden birkaç saat sonra, bizim evin önünde Elektrik Şirketi’ne ait bir araç durdu. Nereden biliyorum? Kapısında, “KCETAŞ” yazıyordu da ondan… Çıkmaz sokak olduğu için, hapis kaldı, geri geri çıkmak istiyordu… Yol da dar…

***

Kendimi tanıttım. “Eski müdürleri” olduğumu söyledim… Çok memnun oldu. Sebebi ziyaretlerini sordum, “Ketenlik 3 Sokak”ta bulunan ve yıkılmakta olduğu ihbar edilen elektrik direğine bakmaya gelmişler. Fellik fellik aramış, bulamamış, bizim çıkmazda almış soluğu…

***

İnanın, “Ketenlik 3 Sokak”ı ilk defa duyduğumu. Haliyle bilmediğimi söyledim… Teşekkür edip gittiler… Tabii, sonuç ne oldu? Bilmiyorum.

***

Kargo bulamaz, posta bulamaz, misafirler bulamaz; Allah saklasın itfaiye ve ambulans da ulaşamaz, ta ki, yangın sarana, kişi sizlere ömür olana kadar…

***

Şayet, “numarataj görevlileri” kapımızı çalsalardı, ana caddeden itibaren almaları gereken önlemleri, aklımca sıralardım, bir bir… Tabii, rasyonel bir çözüm peşindelerse. Söyleyeceğim usulü, genelleştirmelerini salık verirdim. Sanırım, şehir içinde olduğu gibi, bağlık ve bahçelik yerlerde yoğun yaşanıyor bu sorun.

***

Bağlık bahçelik yerlerin bir sorunu daha var. Bu sorun, araç yoğunlaşınca, giren çıkan fazlalaşınca ortaya çıktı. Eskiden,“sakal titreten” at arabası, at ve eşek geçtiğinden yollar amaca uygundu… Bağa göçerken ve inerken gelen kamyonlar da zor girerdi… Yola sarkan, ceviz gibi ağaçların dalları/çıtınları kırıla kırıla ulaşırdı, gideceği yere… Bazen sarkan dallar kaldırılırdı, muavinler tarafından.

***

Şimdi ise, bırakınız kamyonları, karşılıklı gelen otomobiller, köprüden karşılıklı geçmek isteyen “inatçı keçiler” gibi… Geri geri gidecek ve müsait bir yer bulacaksın, diğerine yol vereceksin. Veya diğeri benzerini yapacak. Kavga da kaçınılmaz.

***

Peki, bir de sokak eğri-büğrü ise ne yapacaksınız? Mesela, bayramlarda, Ademağa’nın bağının bulunduğu Gürle’deki akrabalarla bayramlaşmaya gitmek istemem. Ya bir de, araçla karşılaşırsanız ne olacak? Buna, ilgili belediyelerin, tüm bağlarda bir çözüm getirmesi gerekir, diye düşünüyorum.

***

Tabii, burada bir dert daha var. Çoğu bağ/bahçe sahibi, duvarını yeniliyor. Mübarek, yarım metre çekseler duvarı olmaz mı? Neden olmasın. Ama buralar “Şam toprağı” olduğundan bir milim geri çekmezler. Anlayacağınız, hiç hayırları dokunmaz, “niyetlerine”!

***

Övünmek gibi olmasın, bizim bahçemizi çeviren yolların, “meydanımsı” yerin mülkiyeti bize ait… Dönemin başkanları, rica ettiler, biz de verdik. Tabii, mülkiyeti bizde kaldı. Aradan zaman geçti, araçların niteliği değişti,  verdiğimiz ve mülkiyeti bize ait olan yol kesiminden “büyük çöp arabasının” girmesi olası değil. İtfaiye’nin de…

***

Ama son dönem başkanı öyle değildi. Komşular rica etti, yerine göre ortalama bir, bir buçuk metre kadar yer vermemizi, istediler. Biz de kabul ettik ama bir şartla; “Belediyenin duvarımızı yapması kaydıyla!”. Başkan “olmaz!”, dedi… Hem yer vereceğim ve hem de duvarımı yapacağım, öyle mi? Her halde; “Şeerli!” olduğumuz için böyle davrandı, Başkan. İnanın, bu yolla bizim hiç ilgimiz yok. Zira bizim girişimiz ayrı bir sokaktan… Yılda, bir kez dahi olsa yaya geçmeyiz buradan.

***

Bir şey daha söyleyeyim, kanalizasyon yapılırken, eşici çoğu yerde yıktı duvarımızı. KASKİ söz verdiği halde, “kulağının üstüne yattı!” Söz veren genel müdür de çekti gitti… Yıkan müteahhit de… Mesela, yol dar olduğu için, kar kürüyen kepçe de “takar takar yıkar duvarımızı”, bir şey diyemeyiz. Yine biz yaptırtırız. Çamur harçlı kara taş duvar olunca, kolay da yıkılıyor…

***

İnanın, bu dertten kurtulmak kadastro getirip, yolu kapatmak istiyorum ama ne mümkün? Zira, “ağa” diye adımız çıkmış, kapatmamız mümkün değil. Ayrıca, başına belayı da alırsınız.

Not: Bugün, altıncı aşımızı olmak için Şehir Hastanesi’ne gideceğiz, mailece. Özellikle toplu yerlerde maske ve mesafeyi unutmayalım. Kovit yine gözüktü ufuktan…

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —