Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 22.02.2021 14:59

TAHTACILIK…

Facebook Twitter Linked-in

Tahtacı ve tahtacılık…

 

Aslında “Tahtacı” denilen kişi, “Orman işletmelerinin izni doğrultusunda, ormanlık alanda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişidir. Bu işi yapma işine de “Tahtacılık” denir…

 

Benim anlatmak istediğim ise, bu “Tahtacılık” değil…

 

Bilindiği gibi, şehirlerde, kasabalarda, belediyenin gösterdiği alanda veya belediyenin yaptırdığı ve Pazar yeri” diye andığımız alanda, pazarcılar belirlenen günlerde tezgâh açarlar.

 

Belediyeler, pazarcıların işgal ettiği alanın metrekaresine göre “İşgaliye” adı altında makul bir para tahsil ederler ve belediyelerin hatırı sayılır gelirlerinden biridir. Akmasa da damlar…

 

Pazarcıların tezgâh açtıkları ve işgal ettikleri yer, pazarcılar arasında “Tahta” olarak anılır.

 

Pazarlarda, her pazarcının yasal olmasa da belli bir yeri vardır. Aralarında sanki centilmenlik anlaşması gibi bir şey… 

 

Biri diğerinin “Tahtasına” sünmez yani.

 

Sünerse n’olur derseniz eğer, en hafifi kavga çıkar, maazallah daha da ileri gidilebilir…

 

Dediğim gibi, işgaliye ile bir günlük kiralandığı için, sürekli kiralanmış gibi sahiplenmek yasal bir şey değildir, ancak geleneklere de pazarcılar arasında saygı gösterilir.

 

Bazı Pazar yerlerinde doğrudan üretici pazara gelip ürettiklerini de sattığı için, onlar da her Pazar yerinde, kendilerinin sürekli oturdukları yerde oturmayı tercih ederler…

 

Tekrar edersem, sürekli aynı yerde “Tahta sahibi” olduğunu iddia etmek yasal bir şey değildir.

 

Ancak, büyük şehirlerde bu iş, yasaların dışına çıkar hale gelmiştir.

 

Denetimsizlikten, vurdumduymazlıktan, belediyelerin ilgisizliğinden, pazarcıların kullandığı “Tahta” denilen mekânlar, birilerinin elinde sahiplenilmiştir.

 

Pazarcı, hem işgaliye parasını belediyeye öderken, aynı zamanda tahta sahibine de günlük kirasını tıkır tıkır ödemek zorundadır. Çoğu kez bu tahtalar aylık olarak da kiraya verdiği bilinen şeydir…

 

Bana göre de yasal da değildir, doğru da değildir, sömürü düzenidir. Buraya kadar benim düşüncem ve bildiklerim…

 

Hatta “Eski bardaklar çam oldu, yeni kurallar var” diyecek kadar da eskidir.

 

Buraya kadar ve bundan sonrası ile ilgili bir yanlışım olursa, Zabıta Müdürlerimizden doğru bilgi vermelerini rica ederim…

 

XXX

 

12 Temmuz 2012 yılında, 28351 sayılı resmi gazetede yayımlanan “Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik” gereğince, “Tahtaların” sınırları belirlenip, yine aynı yönetmelik gereğince belli koşullar altında uygunluğu kabul edilmiş pazarcı esnafına, encümen kararı ile tahsis ediliyor.

 

Aynı yönetmeliğin 16. Maddesi gereğince de hak sahibinin yaşlılık veya hastalık ya da vefatı sonucu, mirasçılarının üç ay içinde talepleri halinde kendilerine devir yapılabiliyor.

 

Madde aynen şöyle…

 

“Tahsisin devri

 

MADDE 16 – (1) Tahsis edilen satış yerleri, vefat etme veya iş göremeyecek derecede kaza geçirme, hastalık ya da yaşlılık gibi zaruri hallerde belediye encümeni kararı ile kanuni mirasçılara devredilebilir.

 

(2) Tahsis sahibinin vefatı halinde devir, vefat tarihinden itibaren üç ay içinde yazılı talepte bulunulması ve kanuni mirasçıların anlaşmasına bağlıdır. Mirasçıların anlaştığını gösterir noter onaylı belge ile veraset ilamı talep dilekçesine eklenir.

 

(3) Vefat dışında birinci fıkrada belirtilen diğer durumlarda devir, yazılı talepte bulunulması ve zaruri halin belgelendirilmesine bağlıdır.

 

(4) Devir işlemlerinden herhangi bir ücret tahsil edilmez.”

 

XXX

 

Bu noktada sorum şu…

 

Mirasçılar talep etti, onlara tahsis edildi ama onlar fiilen pazarcılık yapmamaları halinde, tahsiste uygulanan koşullar, onlara da uygulanıyor mu, yoksa süre bitene kadar o “Tahta” mirasçılar tarafından başkasına “Kira” yoluyla kiralana biliyor mu?

 

Eğer “Kira” yolu açıksa aklıma uymuyor…

 

XXX

 

Siyasal bir konuya gelince…

 

CHP’nin Berat Albayrak konusundaki sözlerine, AKP’den Sözcü Ömer Çelik şöyle cevap verdi…

 

“CHP'nin Sn.Albayrak'ı hedef alan kirli dili, bir iftira furyası ile birlikte linç kampanyasıdır. CHP'nin bu çirkin dilini kınıyoruz, Türk siyasetine yakışmadığını ve iftira kampanyası olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

 

CHP adına konuşanları her gün farklı bir yalan ve iftira kampanyası ile gündeme gelmek yerine, ana muhalefet sorumluluğu ve ağırlığına yakışacak ‘temiz siyaset'e davet ediyoruz. Aksi halde kendi kendilerine iftira siyasetini yakıştırmaya devam edeceklerdir.”

 

O kadar çok güldüm ki bu cevaba…

 

Birincisi, Berat Albayrak konuyu yargıya taşımış ve tazminat davası açmış, ayrıca her hangi bir karşı beyanda bulunmamış.

 

İkincisi, Berat Albarak yerine avukatı, bu kadar ileri seviyede olmasa da, “İftira atıldığı” yönünde açıklama yapmış.

 

Üçüncüsü, sormak gerekmez mi Berat Albayrak, kendisi hakkında madem iftira atılıyor, çıkıp da 128 miyar doların nasıl eridiğini açıklayarak, vatandaşı aydınlatarak açıklığa kavuşturması gerekmez mi?

 

Ancak genel eğilimlerine bir örnek daha vererek, en iyi savunma, saldırıdır düşüncesi ile karşı saldırıya aynı şikâyet ettikleri üslup ile cevap veriyorlar…

 

23 ŞUBAT


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —