Temmuz sıcağında susuz kalmak neymiş de bir görün… Cumartesi günü, saat 10’a doğru sular kesildi… Nedenini sormak için KASKİ’yi aradım. “Hacılar ve Hisarcıkilçelerinin bir bölümüne Tekir tarafında su temin eden depoların bazılarında suların bulanıklığı nedeniyle, depolar boşaltılıyor ve temizlik yapılıyor”… Zaman için ise, “belirsiz” deniyor…
***
Belli ki, bant kaydı… Sonra, üç defa daha aradım, farklı saatlerde aynı ifade ile muhatap kaldım… Tabii, içme suyuna mutlaka bir yerüstü suyu karışmıştır… Bunu anlamak mümkün değil… Ne demek “bulanıklık!”Nasıl karışır?
***
Akşama doğru su geldi. Su, yine bulanıktı. Doğal olarak, musluklardan, bir miktar suyu akıtmak zorunda kaldı. Buna rağmen, hafif de olsa bulanıklık var? Peki, bu suyu içebilir miyiz?
***
Öyle ya, bu suyun, bir ön arıtma olmadığına göre, pınarlardan kapalı sistem geldiğine berrak olması gerekir. Yoksa“sulama suyun” da mı veriyorlar depolara? Neyin nesi? KASKİ bunu mutlaka kamuoyuna açıklamalı.
***
Açıklarlar mı?
Ne diye açıklasınlar ki?
Nasıl olsa iktidarlar, önümüzdeki seçimleri de, kaybetmeleri mümkün değil… Zira muhalefet lime lime dökülüyor. Bir türlü kendilerine gelemediler hem sandık yenilgisi ve hem de parti içi kavga nedeniyle!
***
Hele hele CHP, birbirini yiyor. Halleri şu hikayede anlatıldığı gibi: Cehennemde her kuyunun başında bir zebani. Elinde gürüz, çıkmak isteyenin başına vuruyor. Ama birinin başında zebani yok. Merak edip sormuş, cehennemin kapısından içeri giren… Yanıt vermiş görevli; “O kuyuda CHP’liler var. Çıkmak isteyenin ayağından çekiyorlar!”
***
Dönelim konumuza… Su bulanık olunca, dıştan bir karışım var, demektir. Ön arıtma olmadığına göre bir sıkıntı, bir sağlık sorunu var. “Bulanık suyun” kalıntıları ve izleri iletim ve dağıtım hatlarında mutlaka vardır? Bu kalıntılar nasıl temizlenecek? İzaha muhtaç…
***
Kesintinin nedenlerini asla öğrenmeyeceğiz. Nereden biliyorum? Şuradan: Hizmet verdiklerini “adam yerine koysalar!”, bir gün önceden duyuru yaparlardı, bölge ahalisine… Hiç olmazsa, kıçımızı yıkayacak kadar su stoklardık.
***
Anons yaptılar mı? Bilemem… Vallahi ben Hisarcık’tayım, hiç duymadım…Bir de biliyorsunuz, telefon mesajı diye bir imkan var. Abonelerine mesajla da ulaşabilirler. Nerede o duyarlılık!..“Kallavi” zamlarla, dengesiz “tarifeleri” yaparken çok mahirler ama bir duyuruya gelince, ciddiye almıyorlar.
***
Bakınız, İstanbul Kadıköy’de bir dairemiz var, kiraya verdik… İnanın, bizi de bir hemşeri sayıp, bir adam yerine koyup, o bölgedeki İSKİ eylem ve işlemlerini mesaj olarak gönderir her zaman… Ondan sonra “referans belediye!” diye övünüyoruz.
***
Mesela bizim Elektrik Şirketi de, kiracılarımızın elektrik borçlarını bize anımsatıyor. Bunu KASKİde yapamaz mı? Neden yapamasın… Örnekler var… Peki, şu ya da bu nedenle, kiraya verdiklerimizin su borcu artarsa, sonra çekip giderse ne yapacağız?
***
Olsun, umurlarında mı? Basar, senden alırlar… Hem de icra yoluyla… Ama başkalarının da aynı amaçla kullandığı suyun bedelini, bizlere yıkmayı çok iyi biliyorlar? Bir tarife düşünün, bölgeler arasında, aynı amaçla su kullananlar arasında, hem asgari tüketim ve hem de fiyat açısından uçurum var… Bunu hangi akıllı, hangi izan sahibi hazırlıyor? Bilemiyorum.
***
Tabii, tarife Belediye Meclisi’nden geçerken “evet” oyu verenlerin bile bunun farkında olduğuna da inanmıyorum.
***
Mesela, merkez beş ilçe de yüzde 20 küsur; diğer on bir ilçede yüzde 50’ye yakın kayıplarınnedenini sorduk. İstediğin kadar sor… Seni adam yerine koymuyorlar ki?
***
Kaybı anlarım. Fiziki bir olay… Yatırım gerektirir… Kaçakların bir kısmı şebekenin kalitesi ile ilgili. Ama kusura kalmasınlar, İdarenin lafını etmekten “sakındığı” diğer kısmını yani “hırsızlığı” anlamam…
***
Mesela, “kayıp” olarak verdikleri oranların yüzde kaçı “hırsızlık” kullanım?
***
Bunu da KASKİ bizlerle paylaşmak zorunda. Zira, yediğimiz “kazığın” büyüklüğünü bilelim. Çünkü bunun bedeli de bize yansıyor.
***
İdarenin ciddiyetine bakın… Sanal anonsta “Hacılar ve Hisarcık ilçelerinde” diyor… Hacıları anladım da, bizim Hisarcık ne zaman ilçe oldu? Anlayamadım doğrusu…