Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 27.04.2021 11:35

SOYKIRIM!..

Facebook Twitter Linked-in

ABD Başkanı Biden, sözde "soykırım!" dedi... Haklı olarak tepki verdik ama HDP hariç…  Onlar da  "Ermeni soykırımı utancıyla yüzleşin”, dedi… Biden’i anlarım… Sonuçta siyaset yapıyor. Ya HDP!.. Onlar neyin siyasetini yapıyor?

***

Yok öyle, yaşanan vahim olayları, “karşılıklı mukateleleri”, “garibim Türk’ün” üstüne yıkmak. Sütre gerisine çekilip, seyretmek, “yüzleşin” demek, gerçekleri saptırmaktır.  Öyle ya, ağırlıklı olarak seçmen tabanının, dedelerinin oluşturduğu, “Hamidiye Alayları!”, işin neresinde?

***

Özelde “İttihatçıları” suçlayanlar, Hınçakları, Taşnakları yani “Ermeni komitacıları” ve onların yaptığı zulümleri nasıl yok sayılır ki? 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan, önce Çarlık Rusyası’nın, arkasından İngiltere’nin (19. Asır) desteği ile devam eden, 1915’e kadar gelen olaylar zincirini görmezseniz bu millete, bu devlete karşı yanlış yaparsınız.

***

Yadsınamayacak biçimde, ortak hayatımız, ortak kültürümüz, ortak folklorumuz olan “Millet-i sadıka” ile yaşanan sıkıntılar çok acı ve çok hüzün verici… Bunu, en derinden hissederim. Onlar, bu ülkenin zenginlikleriydi.  Yaraları kaşımanın da hiçbir yararı yok. Aksine, yeni çatışmalara, gönül kırıklıklarına vesile olur.

***

Barış içinde yaşayanların, karşılıklı çatışma ortamına sürüklenmesinin nesnel şartlarına bakmak lazım. Arkasındaki “emperyal” kışkırtmaları görmek lazım. Birdenbire, bir gece oturup tartıştılar, sabahleyin kalkınca; “Tehcir yapalım!” falan demediler. Unutmasınlar, “1915 tehcirine” bir günde gelinmedi. Ama sonuç çok acı oldu…

***

HDP, biraz yakın tarihe; yoğun olarak oy aldıkları Kürt coğrafyasında yaşayan dedelerinin, Ermenilerle ilişkilerine bir baksınlar. Yok öyle, “yüzleşin” ucuzculuğuna sığınmak.

***

Bakınız; “Vilayet-i Sitte, yani altı Vilayet tabiri, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra imzalanan Ayastefanos ateşkes ve Berlin Antlaşmalarından sonra kullanılmaya başlanmıştır. Adı geçen Vilayet-i Sitte; Erzurum, Sivas, Mamüratü’l-Aziz, Bitlis, Van ve Diyarbakır vilayetlerini kapsayan bir coğrafi bölge idi.”

***

Tabii, bunlara, yakın zaman kadar, topluma gösterilmek istenmeyen, "93 Harbi" sonunda imzalanan 13 Temmuz 1878 tarihli, Berlin Antlaşması’nın 61. Maddesini anımsatacağım. Bakalım, burada ne deniyor?

***

Osmanlı Devleti, "Vilayet-i Sitte" (Altı eyalet)  adı verilen bölgede reformlar yapmayı kabul etti. Biliyorsunuz, daha sonra bir “fermanla” altı ilde bir "otonom” Ermeni devleti kurulmasından da söz edildi. Ama hiç bir zaman gerçekleşmedi.

 

Ne demek bu? Demek ki, bırakınız Van'ı, Erzurum'u, Diyarbakır bile kurulacak otonom Ermenistan'ın bir parçası olacak. Yani bu gün Kürt vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğu il de buna dahil...

 

Nasıl olur? Acaba o yıllarda bu bölgenin kahır ekseriyeti Ermeni idi de, o nedenle mi "eyalat-i sitte" içinde değerlendirildi? Bir bilgi vereyim, bu bölgelerde yaşayan Ermeni nüfus, ortalama yüzde 20 olarak veriliyor, çoğu çalışmada…

***

Gelelim zurnanın zırt dediği yere: 61. Madde şöyle diyor:  "Babıâli (Osmanlı Hükümeti), Ermenilerin yaşadığı eyaletlerde yerel ihtiyaçların gerektirdiği reformları geciktirmeden yapmayı ve Çerkez ve Kürtlere karşı Ermenilerin huzur ve güvenliğini sağlamayı taahhüt eder (yükümlenir). Bu hususta alınacak önlemleri (büyük) devletlere bildirecektir ve devletler de alınan önlemlerin uygulanmasını gözetleyeceklerdir."

***

Ermenilerin, "huzur ve güvenliklerini" kime karşı garanti edecekmiş, Osmanlı Hükümeti? Kürt ve Çerkez tebaya karşı... Peki, bunlar ne yaptı ki? Sougun, talan, vurgun vs mi acaba? Öyle ya, durduk yere, “huzur ve güvenlik” için garanti verilir ki?

***

Soruya devam edelim: Acaba, Kürt vatandaşlarımızın dedeleri, vaktiyle boşalan ve Ermenilerin yoğun yaşadığı, yurdumuzun doğu ve kuzey doğu bölgelerine yoğun bir biçimde gelmiş olmasın? Bunun yanıtını tarihçilere ve demografi ile ilgilenenlere bırakıyorum. Ama şunu diyorum HDP’ye; gelin bu konuları kaşımayın, altından kalkamazsınız…

***

Biliyorsunuz, bu antlaşmadan bir ay kadar önce (4 Haziran 1878) bir antlaşma yapılmış, Çarlık Rusyası’na karşı Osmanlı’yı koruma şartıyla İngilizlere, Kıbrıs "kiraya/emaneten" vermiştik. Osmanlı'nın en büyük toprak kaybı da Berlin antlaşmasıyla oldu. Padişah da, "Ulu Hakan" Sultan  2. Abdühamid Han idi...

***

Ne güzel, Ermeni olayları da sırf "garibim Türklerin" üzerinde kaldı! Yani, ne yapacaktık? Ya hu, biz buraya 900 yıl önce geldik. Özür dileriz, yanlış geldik, geldiğimiz yere gideriz mi, diyecektik, yani?

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —