Sorumluluk, kendine ve başkalarına karşı yerine getirmen gereken görevleri, zamanında ve eksiksiz yapma yükümlülüğün anlamına gelmektedir.
İnsanlar, kendilerinin ve çocuklarının isteklerini ertelemeleri veya öne çekmeleri, sosyal hayatlarını, etkinliklerini, randevularını ve eğlencelerini tamamen iptal etmeleri, sorumluluk sahibi olmalarıyla direkt bağlantılıdır. Herkes kendi kararını almak ister, aldığı yanlış kararların sonuçlarına katlanır ve bedelini öder. Sorumluluk sahibi birey, özgürlüğünün sınırsız olduğunu düşünmez, yasaklar ve kurallara uyum gösterir, istediğimi yaparım, istediğim kadar harcarım param var diyemez. Sağlık çalışanları feryat figan ediyorken, “mümkünse evden çıkmayın tehlike çok büyük, yoğun bakımda beş dakika kalsanız, beş ay dışarı çıkmazsınız, ne olur başkalarını düşünün” diye adeta yalvarıyor. Sen ne yapıyorsun birader? Konvoy yapıyorsun, düğün nişan yapıyorsun, havai fişek patlatıyorsun, maske takmıyorsun, kendi hatandan dolayı ceza yazan memuru tehdit ediyorsun, tüm bu çirkinlikleri yaparken, insan olmanın temel şartı olan sorumluluğu çöpe mi atıyorsun?
Sorumluluğun önemi İlkokul çağlarında ve küçük yaşlarda verilmemişse, çocuk büyüdüğü ortamda kuralsız ve düzensiz yaşamışsa, yapması gerekenlerin neler olduğunu ve neden yapması gerektiğini bilmiyorsa, toplum içine karışınca ukala ve saygısız olması kaçınılmaz oluyor. Bir yetişkini çocuktan, akıllı bir insanı meczuptan, dindarı din tüccarından ve doğayı koruyanla talan eden insanı ayıran en temel özellik, sorumluluk üstlenme ehliyetidir.
Aile fertlerinin ve diğer insanların yaşamını tehlikeye atan, belirlenen yaşam alanının sınırlarını zorlayan, kurallara ve yasalara riayet etmeyen, bilim insanlarının tavsiyelerine uyum göstermeyen görgüsüz insanla, sorumluluk taşıyan, eğitimli ve donanımlı insanı mukayese etmek insafsızlık olur. Toplumda sorumluluk bilincini yerleştiremezsek, düzensiz yaşama alışkanlığının insana, topluma ve doğaya zarar vermesini engelleyemeyiz. Eğer Ülke olarak sorumluluk anlayışını içselleştirmezsek, ne kadar kanun çıkartırsak çıkartalım, yönetim ve yaşam kalitesini artıramayız. Bizim toplumumuz, sorumluluk üstlenmeyi ve hesap vermeyi yaşam biçimi olarak benimsememiştir. Sorumluluk, her şeyi kadere bağlama kolaycılığından sıyrılıp, olgunlaşmak ve insana insan gibi değer vermek demektir. Doğal afetlerde, toplu iş kazalarında, plansız yapılaşmalardan dolayı insan kayıplarında, sorumluluk makamındaki insanın, rahmetlinin alın yazısı böyle yazılmış diye sorumluluğu üzerinden atması ahlaki değildir. “Bir lider her şeyden vazgeçebilir, sorumluluk hariç.” John C. Maxwel