Ülkemizde son günlerde özellikle Ekonomiye dair ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Türk-iş Açlık Sınırı rakamını 3049 TL ve Yoksulluk Sınırını ise 9031 TL olarak açıkladı.
Başta ciddi bir göç dalgası var.
Türkiye Suriyeli-Afganlı gibi 5 Milyon’dan fazla kişiyi ülkesinde ağırlarken, Türkiye’nin beyin takımı ülkemizi terk ediyor.
Eğitimli, Dünya ile rekabet edebilen, Glabol ölçekteki beyinlerin ülkemizden gidişi bir yana ülkemize göçmen olarak gelenlerin yüzde 95’i nerede ise vasıfsız-mesleksiz insanlardan oluşuyor.
HEKİMLER ÜLKEYİ TERK EDİYOR
Mesela son dönemlerde ülkemizden ayrılan Doktor sayısı resmen patlamış durumda.
Ülkemizdeki ilk göç 1960/70 dönemi Almanya ile başlıyor. Ardından 12 Eylül 1980 ile başlayan 1980/85 dönemi ve son olarak 2015/2020 dönemi.
Mesele Doktorların ülkemizden göçmeye başlaması 2012 yılı ile başlıyor ve bu yıl 59, devam eden yıllarda ise 90, 118, 158, 245, 482, 802, 1047 ve 2020 yılı itibarı ile de 931 olmak üzere ülkemizden 3932 Doktor göç etmiş durumda.
NEDEN TERK EDİYORLAR?
Ülkemizden ayrılanlarla ilgili yapılan ankette başta yüzde 36.4 Ekonomik nedenler başta olmak üzere, Siyasi iklim 30.7, İş İmkanları yüzde 30.2. Diğer 2.7 gibi sebepler yer alıyor.
Peki ülkenize yeniden geri dönmeyi düşünür müsünüz? Sorusunun cevabı ise; Siyasi koşullar düzelirse yüzde 27.1, Ekonomik koşullar yüzde 23.1, Koşulların değişeceğine inanmıyorum yüzde 11.3, Eğitim sistemi yüzde 7.7, Çalışma şartları 6.9 ve diğer 23.9 şeklinde.
ALMANYA-TÜRKİYE SON DURUM…
Ülkemizi terk edenler sadece Doktorlar değil elbette ki de.
Bir çok üst düzey meslek gurundan insanların tercihi başka ülkeler.
Mesele Almanya ilk göç dalgasını alan ve öncelikle işgücü bağlamında Türklere kucak açan bir ülke.
Şu anda Almanya’da Türkiye’den giden ilk kafilenin üçüncü jenerasyonu Baba-Oğul-Torun arasında ciddi bir fikir çatışması mevcut.
15 Yıllık Merkel döneminin bitmesi ile de birlikte son seçimlerde ortaya çıkan Yamalı Bohça Almanların geleceğine dair yeni oluşacak koalisyonlar başta yüzde 25’lik dilim ile Hıristiyan Demokratlar ve yüzde 15 ile de Yeşiller partisi ülkenin bundan sonraki yönetimi ile ilişkili en çok söz sahibi olacak siyasi partiler durumundalar.
KARŞILAŞTIRMALI MUKAYESE…
Madem Almanya’dan gidiyoruz, Türkiye ile hemen hemen aynı nüfusa sahip Almanya ile bir mukayese yapalım kısaca.
Nüfus Almanya 83.2 Milyon, Türkiye 83.5 Milyon, Enflasyon Yüzde 3.9, yüzde 19.25, İşsizlik oranı yüzde 5.6, yüzde 12.4, Kişi başına düşen gelir 41 bin 65 Dolar, 8 Bin 597 dolar ve çalışan sayısı 44.3 Milyon ve 28.7 milyon.
Mesela Almanya’da yıllık sıfır araba satışı 4 Milyon civarında.
Ülkemizde ise bu rakam 500 bin civarında.
PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ SİNYALLERİ…
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener açıkladı.
“Ben başbakanlığa talibim” dedi.
Ülkenin halen başkanlık sistemi ile yönetildiği bir dönemde önemli bir çıkış bu aslında.
Demek ki önümüzdeki günlerde olası seçimlerde güçlü bir parlamenter sistemine dönüş hazırlığı var ve CHP-İYİ Parti ve Millet ittifakının diğer birleşenleri bunun üzerinde ciddi bir uzlaşı içerisindeler.
2023 Seçimlerinin 2022 Bahar/Sonbahar’a çekilme ihtimalinin bir hayli güçlendiği bir süreçte ortaya çıkacak olan yeni süreç gerek Cumhur gerekse de Millet ittifakının içinde bulunduğu konum itibarı ile arayışlarının tavan yaptığı ve son kamuoyu yoklamalarında çıkan verilerin de Başkanlık sisteminin devamı bağlamında yüzde 51’i bulamamanın sıkıntısı ile zorunlu olarak Parlamenter sisteme yönelik bir geçişi yeniden ve yine ortaya çıkartıyor gibi.
Daldan dala Türkiye’de son günlerde konuşulan konu başlıklarının farklı bir düşünce aritmetiği içindeki yorumlarına ve sorunlara devam ediyoruz.
YURT KONUSU ÇELİŞKİLİ…
Üniversite öğrencilerinin Yurtlar ile ilgili gerek sokakta yatmaları gerekse de yaptıkları gösteriler dahil Yurt konusundaki açıklamalar hep çelişkili.
İktidar kanadı kesinlikle ülkemizde Yurt sorunu olmadığı kousunda ısrarcı.
Buna karşın başta CHP olmak üzere İYİ parti bunun ciddi bir sorun olduğu kanaatinde.
Bu arada Yurtlarla ilgili yapılan gösterilere dair İç işeri bakanı Süleyman Soylu’nun gösterilere katılan 1000’den fazla kişiden öğrenci sayısının 300 olduğu konusundaki açıklaması ile bir başka manidar durum.
Bu arada gösteri yapan öğrenciler sorguları sonrasında serbest bırakıldılar.
DEVLET NEDEN YURT YAPMIYOR?
Daha önce böyle bir durum söz konusu değildi.
Öğrenci sayıları da bu kadar fazla Üniversitelerde ikiye bölünerek sayısal anlamda fazla değildi.
Ne zamanki Fetö ile ilgili yapılanma ülkemizde patladı ve Yurt konusu devletin elinden çıkıp vakıflara geçti bu konu ile de ilgili skandal üstüne skandal yaşanmaya başladı.
Mesela İstanbul’da 2018-2019 yılında 1.021.933 öğrenci var iken Türkiye genelinde bu yıllarda KYK yurt kapasitesi ise 674.672.
Mesela 200’li yıllar itibarı ile sayıları 150’yi bulan İstanbul’da ki vakıf yurtlarının sayısı şimdilerde 454’e ulaşmış durumda.
Yine İstanbul’da ki 2018 yılı itibarı ile Devlet Yurdu kapasitesi 25.077 iken aynı dönemde Özel yurt kapasitesi 89.865.
VAKIFTAN VAKIFA TAHSİS…
Burada en büyük sorunlardan birisi FETÖ sonrası bu guruba yönelik yurtların Devlet yerine yine başka vakıflara tahsisi ile gerçekleşen bir başka çelişkili durumdan başkası değil.
FETÖ sonrası belki bu vakıf yurtları devlet tarafından yeniden dizayn edilse ya da başka Devlet kurumlarının kullanmadığı boş binalar bu günleri düşünerek elden geçirilse belki Pandemi süreci ile de halının altına süpürülen böylesi bir sorun yaşanmayacaktı…
Üniversitelerin bölünerek aynı üniversiteden ikinci bir üniversite türetme ve gece okulları ile gelinen noktada ki tablo hiç kuşku yok ki, ülkemize gelen başta Suriyeliler olmak üzere fitili çekilmiş bombanın eğitim camiasının kucağına bırakılmış sorunu olarak patlak verdi son dönemde.
Ha diyorsanız ki Devlet yurt yapıyor, o zaman yeterli sayıda yapılmıyor olsa ki talebi karşılayamıyor…
DUYMADIĞIMIZ GERÇEKLER…
Belki sizi pek ilgilendirmiyor alabilir ama, şöyle de bir gerçek var kimsenin görmediği.
Sarayın Enflasyonu…
Sayıştay'ın hazırladığı raporla ortaya çıkan gerçek akıllara durgunluk verecek nitelikte.
Hayat pahalılığı, sadece vatandaşın cebini vurmadı.
Sarayın temizlikten mutfağa giyimden personel giderine kadar pek çok harcama kalemini artırdı.
Basit bir ifade ile Sarayın günlük gideri 7 Milyon 870 Bin 534 TL’ye ulaştı.
**
ÇAĞIMIZIN SORUNU STRESE KARŞI EN ETKİLİ İLAÇ
Çağımızın en önemli sorunlarından birisi Stres.
Ya da ruhi manada insanların çektikleri sıkıntılar.
Buna yalnızlıktan tutunda, kişisel sorunlar ve maddi-manevi çelişkilere kadar Dünyevi her şeyi eklemeniz mümkün.
Bugün sizlere yüce yaratıcının en önemli insanlığa hediyesi olan Kuran-ı Kerim ile ilgili yapılan bir araştırmanın inanılmaz sonuçlarını paylaşmak istiyorum siz değerli okurlarımızla.
HER DİNDEN İNSAN…
ABD’nin Florida eyaletinde Dr. Ahmed el-Kâdî tarafından yapılan bir araştırmada ilginç ve önemli sonuçlar ortaya çıktı.
ABD’de yapılan bir çalışmada Kur’ân’ın insan bedeni üzerindeki fizîkî etkileri incelenmiştir. Çalışmaya yaşları 17 ila 40 arasında değişen kadın ve erkek gönüllüler katıldı.
Bu gönüllülerin hiçbiri Müslümân değildi ve Arabça bilmiyordu. Dinlediklerini de ilk defa dinliyorlardı.
Araştırmada insan bedenindeki anlık değişimleri algılayabilen MEDAC 2000 SYSTEM adı verilen alet ve birbiriyle irtibat hâlindeki alt sistemleri kullanıldı.
Kendilerine Kur’ân dinletilenlerin vücûdlarındaki değişiklikler gözleniyor, böylece Kur’ân’ın insan bedeni üzerindeki fiziki etkileri saptanmış oluyordu.
STRESİ YÜZDE 97 AZALTTI
Sonuç şaşırtıcıydı: Kur’ân dinleyenlerin % 97’sindeki stres azalmıştı.
Bu tesir fizyolojik aksi tesirlerin otonom sinir sistemine yansımasıyla meydana gelmişti, Kur’ân’ın insan bedeni üzerindeki gerilimi azaltıcı tesiri, nicelik ve nitelik açısından ölçülebilir bir şekilde ortaya çıkmaktaydı. Böylece Kur’ân’ın şifâ verici özelliği, en gelişmiş tıbbi cihazlarla da isbâtlanmış oluyordu.
HAYRET VERİCİ…
Diğer taraftan yapılan 210 deneyin 85’inde dinleyicilere Kur’ânla birlikte, okunuş olarak Kur’ân’a benzetilmiş cümleler de dinletildi.
Deneyler sırasında bu ikisi düzensiz olarak değiştiriliyordu.
Netice yine hayret vericiydi.
Çünkü Kur’ân ifâdeleri gibi okunan metinler, bu kişilerin %35’inde stres azaltıcı etki gösterirken, Kur’ân Âyetlerinin okunmasıyla bu değer birden yükseliyordu.
Kendilerine sâdece Kur’ân dinletilen bu insanlardaki büyük değişiklik ise Kur’ân’ın, Allâh’ın kelâmı olduğunun ve insanlar için bir şifâ ve rahmet olarak gönderildiğinin delîlidir.
Çok daha hayret verici olan nokta ise, cennet ve mükâfatı vaad eden Âyetlerin, cezâyı va’d eden Âyetlerden çok daha fazla rahatlatıcı etkiye sâhib olmasıydı.
HER TÜRLÜ HASTALIĞA ŞİFA…
Araştırmayı yapan Dr. Ahmet el-Kâdî’ye göre bu bulgular göstermektedir ki Kur’ân, stresin yol açtığı her türlü hastalığın tedâvîsinde kullanılabilir.
Bu tür tedaviler daha önce de kullanılmıştı.
Hatta Kayseri’de bulunan Dünyadaki ilk hastanede müzik ile de tedavi’nin gerçekleştirildiğini biliyoruz.
Çağımızın en önemli sorunlarından birisi olan Strese karşı 5 dakikanızı ayırarak günde hem okuyup, hem öğrenip, hem de dinleyerek huzura kavuşmanız, en önemli sorun olarak insanların karşısına dikilen strese karşı kendi koruma kalkanınızı kendinizin oluşturmanız mümkün.