Son saldırılar malum.
BOP'da adım adım son noktaya doğru geliniyor.
Ortalık kan görülen dönmüş durumda.
Bu saatten sonra da duracağa da benzemiyor.
Malum dev ülkelerin ekonomisinin büyük bölümü Silah ekonomisine ve savaşlara dayalı.
Bu nedenle de ülkeler arasındaki dostlukları bozmak ve savaş çıkartarak yeni silah pazarları yaratmak en büyük maharetleri.
Ölen milyonlarca insan mı?
Çokta önemli değil.
Dünya'da milyarlarca insan yaşıyor ve zaten uzun vadede de bu nüfusun yarısını ortadan kaldırmak için 3. Dünya savaşı da kapıda zaten.
Bir kıvılcıma bakıyor nükleer başlıklı füzeleri ateşlemek.
BU SAATTEN SONRASI!...
Dr. Naim Babüroğlu soruyor?
Sıra İran ve ardından Türkiye mi?
Biliyorsunuz zaman zaman bu köşede kendisinin önemli fikirlerini siz değerli okurlarımız ile paylaşıyoruz.
Bakın son gelişmelere dair neler paylaşmış, öngörüleri ve uyarıları neler?
Devam edelim Dr.Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu ile…
Cevabı da kendisi veriyor yine.
“Gazze yerle bir oldu, Filistin yok edildi. Şimdi Lübnan yok oluyor.
İsrail’in önündeki tek engel kendisi. İran İsrail’le savaşamayacağını anladı, sessiz. Müslüman dünyasında mezhep savaşı ayak sesleri geliyor.
-Şimdi sırada Suriye, ardından İran var.
Ve bu Yüzyılın projesinde Türkiye de var.
“PAPA PULU”nda yer alan harita bir sır değil.
-Türkiye gecikmeden sığınmacı/göçmenleri göndermeli, ekonomisini düzeltmeli ve iç cepheyi güçlendirmeli.”
Adım adım geliyordu tehlike.
Sanırım mayınların temizlenmesi ile başlayan, ordunun tasfiyesi ile devam eden ve sınır kapılarının sonuna kadar açılması ile düşmanı içimize almış durumdayız.
Eğer bu vatanı gerçekten seven, toprak bütünlüğü ve bayrak gibi değerleri bir kez daha Kurtuluş Savaşındaki gibi savunan bir halk olmaz ise toprak bütünlüğü olmayan, kan ve gözyaşlarının dinmediği, bölünmüş bir ülke ile hayatta kalmak için savaşacağız…
HEPSİ PLANLI... PROGRAMLI...
Yaşananları hepimiz çok iyi biliyoruz.
Adım adım oldu hepsi.
Planlı ve programlı.
"Bilmiyorduk, duymadık, görmedik" hepsi hikaye.
Bakın kısaca anlatalım neler oldu ve kimler nasıl göz yumdu hepsine.
Hatta işbirliği yaptılar bu sürecin tıkır tıkır işlemesi içinde...
Malum BOP un son ve asıl hedefi Türkiye.
Türkiye de olan bitenler sessiz işgal, planlı bir sızma hareketi.
Sürecin hayata geçirilmesi için bilinçli bir şekilde ordu zayıflatılır, toplum yozlaştırılır, ekonomi çöker, eğitim ve öğretimin kalitesi düşürülür, medya susturulur yandaş basın öne çıkarılır, fikirler hapse atılır, katiller, sapıklar serbest kalır, dünya gözünde itibar yerle bir edilir ve her şey hazır olduğunda o hamle gelir.
Nitekim yanı başımızdaki ülkelerde de öyle olmadı mı?
Kaddafi’den tutun Saddam’a kadar ne ülkeleri kaldı ne kendileri.
Türkiye bu sürecin son halkası olmamalı.
Uyan ey Türk uyan…
Daha fazla geç olmadan uyan!...
TARİHİ UYARI...
Kendisi de bir asker emeklisi olan Dr. Naim Babüroğlu'dan tarihi bir uyarı;
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı:
"İsrail cehennemin kapılarını açtı!" açıklamasını yaptı.
-Cumhurbaşkanı öldürüldü, en önemli misafir en güvenli yerde öldürüldü. 40 yıldır silaha para harcandı. Sonuç hezimet!..
Askerlik sanatından uzaklaşan hiç bir ordu ülkesini savunamaz.
HAMAS lideri Haniye'nin öldürülmesi karşısında bazı Müslüman ülkelerin gösterdiği şiddetli tepkiler, HİZBULLAH lideri Nasrallah'ın öldürülmesi karşısında gösterilmiyor. Öldüren ülke aynı, İsrail. Neden?”
O ZAMANLAR VE BU ZAMANLAR!
İşte size gerçekçi bir lider portresi.
Dr.Naim Babüroğlu@NaimBaburoglu "21 Aralık 1929, Dünya Ekonomik Buhranı dönemi.
Atatürk, Çankaya Köşkü konuklarına, tasarruf amacıyla çay ve kahve yerine, su ve ıhlamur ikram edilmesini emrettiği haber Vakit Gazetesi’nde…Atatürk’ün Cumhuriyeti böyleydi. İsraf değil tasarruf."
EĞİTİM DE NEREDEN NEREYE?
Bilime, fenne, mantığa karşı MEB.
Matematik hak getire.
Okulları bile temizleyemiyorlar artık.
Bir de bakın 1929'da ki eğitim seviyesine.
Dr. Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu "Cumhuriyet, 1929’da lisede JEOLOJİ dersi okutuyordu.
-1929 Türkiye’si, eğitim yönünden 2024 Türkiye’sinden daha ilerideydi. Kendi uçağını, aşısını, buğdayını, şekerini üreten ve geleceğe umutla bakan bir eğitim sistemi vardı. Biata değil, liyakata dayakı eğitim sistemi vardı.
-Akıla-bilime dayanan bir eğitim sistemiydi."
Artık bilime, fenne akla ihtiyaç yok.
Nasıl olsa yeni müfredat Türkiye'yi uçuruyor.
Milli Eğitim Bakanı diyor ki "Keşke heybeli ada Ruhban okulu açılsa!"
İşte dinler arası diyalog ve Müslüman Türkiye'de gelinen nokta...
MEB’in tüm yetkileri Vakıflara, kurumlara, derneklere devrediliyor.
Derslere ehil öğretmenler yerine imamlar girmeye başlıyor…
Tek büyük hamleleri kaldı.
Süreci hızlandırmak için bu kadar arap kökenliyi bu ülkeye getirmelerinin, Arapça üzerinden eğitim için baskılar ve tüm okulların İHL olması ve daha neler neler…
Türkiye İslam Cumhuriyeti tabelası ve Halifeliğin geri getirilişi ile Din devletinin ilanı…
AKIL YÜRÜTMEK…
Dr. Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu İbn-i Haldun’un, “Akıl yürütmek, Müslümanlık tarafından terk edildi ve bu yüzden aşağılanan bir hâle düştüler” sözü, İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun bir özetidir.
-Sonuçta, başkasından satın aldığı silahla birbirini öldüren ve başkasının bulduğu ilaçla iyileşmeye çalışan acı ve gözyaşının dinmediği bir coğrafya kaldı.
-Akıl yürütmeyi, doğru düşünmeyi mantık ve matematik öğretir, din ve mezhep savaşları değil.
Sorgula!.. Sorgularsan yolun Atatürk’e ve O’nun devrimlerine çıkar.”
İTİBAR MESELESİ...
Diyor ki Babüroğlu,"1929 Dünya Ekonomik Buhranı'na rağmen Türk Lirası Dolar karşısında değerlenir. Atatürk döneminde. İtibar budur…”
Biz devam edelim…
Finali öyle yapalım…
1923'de 1 TL'nin alış fiyatı olan 1.68 Ortalama dolar'ın 1938'de ki TL karşılığı mı? 1.26 TL.
Yani bir TL veriyorsunuz ve karşılığında 1.26 Dolar alıyorsunuz.
Bugün mü?
1 Dolar nerede ise 35 TL’ye dayanmış durumda. 15 yılda, üstelik kuruluş şartlarında, Türk Lirası Dolar karşısında %25 değer kazandı...
Bunu başaranları beğenmeyenlerin, 70 yıllık ekonomi yönetimleri sonucu ise Türk Lirası, Dolar karşısında, 10 milyon kat değer kaybetti...
İşte Türkiye gerçekleri.
Size kim ne anlatırsa anlatsın ekonomi gerçekleri söylemeye ve acıtmaya devam ediyor…
Dün bu köşede Yurt Partisi Genel Başkanı ve Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın görüşlerini ve uyarılarını aktarmıştım.
Gören gözler için, düşünün beyinler için Türkiye’nin Orta Doğu’da ki durumu ve kapıdaki tehlike hep aynı.
Ama hamasi söylemlerle iktidarın çizdiği Türkiye portresi bambaşka.
12500 TL emekli aylığı alan emeklinin, 17002 TL alan Asgari ücretlinin durumu iyi kavraması ve ülkenin nereye gittiğine dair daha fazla kafa patlatması gerekiyor.