Pandemi sürecinde en fazla iş yoğunluğu şüphesiz sağlık çalışanları ile SGK çalışanlarının omzuna yüklendi…
Sağlık çalışanları hayatlarını hiçe sayarak mesai kavramı ve mesai ücretini bile bir tarafa bırakarak gece-gündüz çalıştı, durdu…
Sağlık çalışanlarının hakkı hiçbir şekilde ödenemez…
Yine keza SGK çalışanları içinde benzer şeyler söylenebilir…
AMAÇ VATANDAŞIN İŞİ HALLOLSUN!
Onlar da hemen hemen tüm kurumların kapısına kilit vurulduğu o sıkıntılı günlerde SGK çalışanları da canla-başla mesai yaptı…
Sağlık çalışanları için gerekli tüm verileri an be an hazırladılar…
Sonra kısa çalışma ödeneği başvurularını zamanında ve doğru bir şekilde cevaplandırdılar…
SGK çalışanları da olağanüstü bir performans gösterdi…
Hatta coronaya yakalananlar oldu…
Kimileri hayatını kaybetti, kimileri tedavi oldu ama bünyelerinde kalıcı izler kaldı…
Sonra maliye ile birlikte sigorta primlerinin borçlandırılmasına ilişkin başvuruları kabul ettiler…
SGK kapılarında yığılmalar oldu…
Sadece SGK kapılarında değil maliye binalarının önünde de yığılmalar oldu…
Hükümet baktı ki başvurular yetişmeyince hükümet tekrar ek süre verdi…
Hele hele HES kodu uygulaması başladıktan sonra…
Yani anlayacağınız bu süreçte SGK İl Müdürlükleri ve personeli olağanüstü bir gayret gösterdi…
İşin başında SGK çalışanlarının hakkını teslim etmek lazım…
Özellikle Kayseri’de!
Kayseri yapılandırma ve tahsilatta Türkiye’de ilk altı sıraya girdi…
Bu büyük bir başarı, bunu taktir etmek lazım…
Bu başarı nasıl elde edildi? Elbette o kurumun başında ki SGK Müdürü Hacı Ali Hasgül’ün olağanüstü çaba ve gayeti ile onunla büyük bir özveri ve uyum içinde çalışan personelinin gayretiyle…
Bu bağlamda hem Sayın Hasgül’e em de kurumunda çalışan güvenlik görevlisinden tutunda şefi, memuru ve odacısına kadar hakkını teslim etmek lazım…
Hem de hiçbir ayrım yapmaksızın!
Bu hatırlatmadan sonra gelelim yaşananlara…
Kayseri Büro Memursen 2 Nolu Şube Başkanı Talip Şahin bir açıklama yaptı…
Aynı zaman da Valilikte memur statüsünde çalışan Talip Şahin açıklamasının başlığına da, “KAMU KURUMLARI ARASINDA SGK KAYSERİ’NİN WUHAN’I OLDU” demiş!
Allah! Allah!
Ne demek istiyor acaba Sayın Şahin?
Yani SGK İl Müdürlüğü’nü hani şu Çin’in coronavirüsün ilk patlak verdiği Wuhan kentine mi benzetiyor?
Yani SGK İl Müdürlüğü’nde tıpkı Wuhan gibi salgın yaygın mı?
Durum cidden o kadar kötü mü?
SGK’da Selim Coşar adında ki bir kişi coronadan hayatını kaybetmiş!
Allah rahmet esin!
Yine kurum içinde coronaya yakalanıp tedavi görenler olmuş…
Diğer kurumlara nazaran cidden sadece bir kişi hayatını kaybetmişse (Elbette bir kişi de olsa ölen vatandaş da hepimiz için kıymetli!), 6 kişi de bu hastalığa yakalanmışsa büyük başarı…
Başta Belediyeler olmak üzer birçok kurumda hayatını kaybeden vatandaş sayısı bir hayli fazla… Hem de vatandaşla yukarı da izah ettiğimiz gibi pandemi sürecinde bu denli içli-dışlı olan bir kurum için!
Sırf bu nedenle SGK İl Müdürlüğü’nü bağlı olduğu bir sendika WUHAN’a benzetiyorsa yazık ediyor! En önemlisi de büyük haksızlık ediyor demektir! Hiçbir kurumumuzun WUHAN’a benzemesini arzu etmeyiz, temenni de etmeyiz!
Pandemi süreci boyunca böylesine mücadele veren bir kurumu WUHAN’a benzetmek hem o kurum yöneticilerine hem de sendikanızın da mensubu olan onca çalışana haksızlık olmaz mı?
Bu nasıl bir sendikal anlayış?
En azından hakkını savunduğunuzu iddia ettiğiniz sendikanıza bağlı memurlarınızın hakkını teslim edin!
Mesai saatlerinin diğer kurumlar da olduğu gibi sabah 08.00’den akşam saat 17.00’e kadar değil de diğer bazı kurumlar da olduğu gibi sabah saat 10.00 ile 16.00 arasına çekilmesini talep edebilirsiniz!
Bu da üyeleriniz için bir hak arayışı, olabilir!
Saygıyla karşılanabilir!
Ama sendikanıza mensup onca memurun da üstün gayretleriyle vatandaşın ihtiyaçlarını canla-başla karşılayan bir kurumu WUHAN’a benzetmek biraz insafsızlık olmaz mı Sayın Şahin?
Bunu sorumsuz davranan bazı meslektaşlarımız yapsa, sendika olarak sizin çıkıp, “Kardeşim böyle bir benzetme olur mu? Bu benzetme hiç yakışmış mı? Bu tür bir benzetmeyle yapılan bir haber gecesini-gündüzüne katıp canla-başla çalışan sendikamız mensuplarına yapılan bir haksızlıktır! O kurumu çirkin göstermeye kimsenin hakkı da yok hukuku da!” demeniz lazım değil mi?
Bunu da bir tarafa bıraktık, haydi gelelim SGK kapısında ki kuyruklarla ilgili değerlendirmenize…
Açıklamasının başlığın da, “KAMU KURUMLARI ARASINDA SGK KAYSERİ’NİN WUHAN’I OLDU” ibaresini kullanan Talip Şahin, SGK kapısında ki kuyruğun mesai saati uygulamasından değil HES kodu kontrolünden kaynaklandığını iddia ediyor…
Bu nedenle HES kodu uygulaması sorununu çözmek yerine çalışanlara daha fazla mesai yaptırarak çalışanları yıpratmanın doğru olmayacağı görüşünde…
Olabilir!
Bu da bir görüş!
Ben şahsen o kuyrukların HES kodu kontrolünden mi yoksa yoğun başvurudan mı kaynaklandığını tam olarak bilemiyorum…
Ancak HES kodu uygulaması başlamadan önce de ciddi bir yoğunluk vardı… HES Kodu uygulaması başlayınca da tuzu-biberi oldu… Sadece SGK da değil Maliye’de de öyle oldu…
Zaten bu nedenle hükümet başvuru süresini uzatmadı mı?
Yani bir yoğunluğun oldu gerçek mi?
Gerçek!
Peki böylesine bir yoğun başvuruyla karşı karşıya olan bir kurum da sebep her ne olursa olsun ısrarla mesai saatleri sabah 08.00 akşam da saat 17.00’ye kadar değil de sabah saat 10.00’da başlayıp akşam saat 16.00’da bitmeli talebinde bulunmak sizce doğru oluru mu Sayın Şahin?
Ne güzel söylüyorsunuz:
“İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN!”
Aynen öyle!
Bende sizinle aynı görüşteyim…
Ama yaşatılması gereken esas mükellefleriniz…
Sigorta prim borcunu ödeme kaygısıyla kıvranan mükelleflerinizi yaşatın ki siz ve sendikanıza mensup diğer memurlar da yaşasın!
Mükelleflerinizi yaşatmasanız devlet nasıl yaşayacak? Siz nasıl ayakta kalacaksınız?
Siz nasıl maaş alacaksınız?
Neymiş o halde Sayın Şahin?
Demek ki olaya biraz da vatandaşın penceresinden bakmak lazımmış değil mi?
Vatandaş her türlü ödeme riskini de göze alarak yapılandırmak için başvuruyorsa, ya da sigorta ile ilgili başka işlemleri varsa bekletmeden (Hele hele kuyrukta!) derhal işi halledilmeli…
O halde neymiş?
Önce mükelleflerinize, yani vatandaşa hizmet!
Sonra sendikanız mensubu memurların sosyal haklarını koruyup kollamak!
Demek ki devleti yaşatmanın yolu, önce vatandaşı (yani mükellefleriniz) yaşatmaktan sonra da sendikanıza mensup memurların hak ve menfaatlerini korumak gerekiyormuş!
Bu gerçeği sakın unutmayın!
Unutanlar tarihin çöplüğün de yok olup giderler!
Benden hatırlatması…
Önce vatandaş…