Dolar kırk beşe dayanmış. Kriz, ekonomik kriz yedi-sekiz yıldır tepemizde balyoz gibi duruyor. Yıllar öncesi, “gelen kriz eskilere benzemiyor. Onlar “V” şeklindeydi. Vurdu çıktı. Ama gelen “L”’ye benziyor vuracak ama ne zaman çıkacak belli değil!” dediğimde, gülmüşlerdi.
**
Yiyecek fiyatları başını almış gidiyor, dört nala. ABD/İsrail ile İran savaşı şiddetle devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarını tutana hak getire. Aracım var diyenler her an ceza yiyebilir. Mukadder artık.
**
Biz de nasibimizi aldık. Emekli ikramiyesinin bir misli, henüz almadan uçtu gitti, bile. Çok dikkat ederim ama nasıl “yedim” bilemiyorum. Ya, dikkat etmeyenler? “Sermayeyi kediye yüklerler!” haberleri olsun.
**
Bir norma, bir standarda bağlı olmadan konan “bilgi” ve “uyarı” levhalarının olduğu yerde, ceza yememek ne mümkün. Dostlar düşünebiliyor musunuz, “yaya geçidi” işareti, geçitten sonraya konmuş. Dönüş noktalarına sıfır noktada “yaya geçitleri” var.
**
Durmasan ceza yersin, durursan arkadan “toslanman” kaçınılmaz. Bir de; arkandaki sürücüden; “yürü ulan öküz!” sözünü işitmek kaçınılmaz. Hasılı kelam, trafik cezaları, “dipsiz kuyuya” döndü. Ne atsanız bana demiyor?
**
Bunları, “evi icar, bağı gabal olmayan!” hep ben mi düşüneceğim. Biraz da bunları, necip milletimizin necip evlatları dert etsin…
**
Boş verin, “şirazesi çıkmış” dünyayı ben mi kurtaracağım “selo”? Size, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güzel dizeleri ile merhaba diyorum… Seveceğinizi umarak…
Ben güzel gözlü kadınları severim
Bir de küçük ayaklıları, uzun boyluları
Hem nasıl severim, öyle severim işte
Terler avuçları, kesilir solukları
Ben mahzun kadınları severim
Yavru ceylanca kadınları, ürkekçe
Hem nasıl severim, öyle severim işte
Bilemezsiniz ne güzeldirler, öpüştükçe
Ben akıllı kadınları severim
Düşünen, az konuşan, çok bilen
Her yerde, her zaman nazı çekilen
Hem nasıl severim, öyle severim işte
İçimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı
Ölümüm bile o kadının yüzünden olmalı
Yessari Asım’ın çok sevdiğim Hicaz şarkılarından birisinin güftesini veriyorum:
Bilmem niye bir buseni sen çok görüyorsun
Bigane nigahınla beni öldürüyorsun
Hicrinle ben ağlarken sen gülüyorsun
Bigane nigahınla beni öldürüyorsun
Sırada çok az bilinen, çok az söylenen Hacı Arif Bey’in Hüzzam’ı var.
Hâl-i dil-i zârımı duysa cihân
Rahm edip ağlar bana hep âşıkan
Olmada günden güne halim yaman
Şerh edemem şöyle ciğer pareyi
Yâr ise açtı sineme yâreyi
Biliyorsunuz, Osmanlı padişahlarının çoğu bestekarmış. Sultan 2. Mahmut’un, Aksak usuldeki Hicaz Divan’ını birlikte mırıldanalım…
Ebrulerinin zahmı nihandır ciğerimde
Gül ruhlerinin handeleri çeşm ü terimde
Sevda - yı muhabbet esiyor şimdi serimde
Takdire ne çare bu da varmış kaderimde