Eşimle oyumuzu kullandık. Vatandaşlık görevimizi yerine getirdik. Sonuç ne? Bilemiyorum. Kolay değil, tam otuz yıldır köşe yazıyorum, hem de her gün… Sonuç ne olursa olsun, Allah güç verdiği ölçüde yazmaya devam edeceğim…
***
Yazımı bu pazar öğle öncesi gönderdim. O nedenle, kazanan ya da kaybeden ile ilgili bir yorum yapma noktasında değilim. Hem yapsan ne olacak ki? Bakalım Tayyip Bey, yine “Atı alıp Üsküdar’a geçecek mi? Yoksa“Bay Kemal” mi göğüsleyecek ipi?Ama ondan sonrada siyasi çekişmeler, siyasi “dırdır” devam edecek… Tabii, “3Y” de… Bir de buna dördüncü “Y”yi ekleyin. Bunun ne anlama geldiğini Mısır’da ki sağır sultan duydu. Ama bizde duymayanlara duyanlar anlatsın.
***
Çok söyledim, 1957’den beri aklım siyasete erer… Kazananları gördük, kaybedenleri de… Gurur ve kibir sarhoşlarını da… Bazı zaferler, “PiruzZafer”e benzedi… Bazılarının saltanatı devam etti. Ama siyasetin, siyasal dilin bu kadar çirkinleştiğine, iftiraların ardı ardının kesilmediğine; kamu gücünün orantısız bir biçimde kullanıldığına; cami ve inancın bu denli istismar edildiğine hiç tanık olmadım.
***
Adayın birisi “düz” diğeri “engelli” koştu… Ve buna da “eşit, adil koşullarda yapılan seçim!”, dedik. Engeller mi? Aklınıza ne gelirse. Saymakla bitmez. Sevsinler sizi!.. Galiba; “cici demokrasi!” böyle bir şey.
***
Cumartesi günü ayakkabımı boyattım… Boyacıya sordum; “kim kazanır?”“Abi önemli mi!” dedi ve devam etti; “Kim kazanırsa kazansın abi, ben yine boyacılığa devam edeceğim!”Tabii, ben de yazmaya…
***
Dedim, Allah nasip ederse yazmaya devam edeceğim… Çoğulcu, katılımcı, çağcıl, seküler ve laik hukukun egemen olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmaya da… Gözüm “Liberal Demokrasi” de… Ülkemde, Avrupa Birliği normlarının egemen olmasında…
***
Bilmem sizi ama ben seçim “dırdırı” dinlemekten yoruldum... Öyle ya, neredeyse, yarım asırdır aynı “dırdırı” dinliyorum... Yalanların hakaretlerin, suçlamaların bini bir para. Bu nedenle bugün siyaset dışına çıkıp, dereden tepeden bir şeyler karalamaya çalışacağım...Tabii, bunları yazarken, “kent hafızasına” vurulan darbeleri de, tekrar da olsa vermeye devam edeceğim.
***
Mesela mı? Mesela, Sakarya Harbi’nde, son sınıf öğrencileri şehit olduğu için Kayseri Lisesi mezun vermedi!”, yalanı… Bu yalana çanak tutan Büyükşehir yetkilileri de fırsat buldukça bu yalanı tekrarlıyor… Çok acı… Ben; bunun “yalan” olduğunu söylemekten bıktım, usandım ama “kent hafızasına” darbe vuranlar söylemekten ne bıktı ve ne de usandı.
***
Hatırlatayım… 1990’lı yılların sonunda olacak, Eskişehir Bağları’nda, “Metin Yüksel” adı verilen cadde ile ilgili nedenleri, niçinleri araştırırken bir isim daha e-postamıza düştü; yine bir başka “şehit” adına verilen, “Sedat Yenigün Caddesi”.
***
Bu şahıslar kim?Kayseri ile ilgisi ne? Belediye cenahından hiç çıt çıkmadı… Örendik ki, bunlar “Akıncılar”danmış. Kayseri ile uzaktan yakından hiç mi hiç ilgisi yokmuş. Yenigün, teorisyenmiş;Yüksel ise, “Akıncıların Deniz Gezmişi” diye anılırmış.
***
Yüksel, bir iddiaya göre “ülkücüler” tarafından öldürülmüş. Ünlü “Mele”Sadreddin Hocanın oğluymuş. Babası tarafından; “Mürted(dönen, özellikle dinden dönen)oldu!” fetvası verilmiş. O nedenle ABD’ye kaçanEdip Yüksel; sosyologMüfit Yüksel’in kardeşleri olurmuş.
***
Tabii, Belediyelerin ideolojik yaklaşımı yer, yöre adları verilirken de depreşti. Gediris, Billur, Çaybağları, Karadere, Haymana, Gürle isimleri dört beş asırlık kayıtlarda geçer...
***
Sen tutu buraları kapsayan, Hava Şehitliği’nden başlayıp, Çaybağları’nı da içine alan, Hisarcık Burhan Sokağı girişine kadar olan bir bölgeyi kapsayan koskoca, bir mahalle ihdas et ve adını da Erenköy koy... Burasının Erenköy ile ne ilgisi var? Neden Karaköy, Kadıköy, Bakırköy, Ortaköy, Arnavutköy değil de Erenköy?
***
Benzeri bir biçimde asırların Kayadibi’ni, Taşlıburun’nu, Çağşak’ını, Seygalan’ını kaldır yerine bir mahalle ihdas et ve adını da Altınoluk de... Nereden çıktı bu Altınoluk... Neden Bakıroluk, Karaoluk, Beyazoluk, Tenekeolukdeğil de Altınoluk?
***
Evet, neden Erenköy ve Altınoluk; “Metin Yüksel” ve “Sedat Yenigün”? Bunun bir izahı olmalı...
***
Sizleri bilmem ama bir hemşeri olarak, bu kentte yaşayan birisi olarak, bunlar beni ilgilendiriyor... Peki; “ideolojik belediyecilik yapmadıklarını!” söyleyenleri de ilgilendirmesi gerekmez mi? Hatırlarsanız, Sayın Özhaseki’nin dilinden düşmez, kendilerinden önce “ideolojik belediyecilik” yapıldığı.
***
O zaman sormak lazım: Sayın Özhaseki Erenköy ve Altınoluk isimleri neyin nesi? Buraların kadim isimleri dururken, bunlar neden verildi? Farkında mısınız acaba, bu kentin hafızasına darbe vurulduğunu hem de belediyenizce? Ha. Bu isimleri, evinize, apartmanınıza, dükkanınıza verebilirsiniz, soyadı olarak da alabilirsiniz hiç sözünü etmem… Gelin oynamayın bu kentin hafızası ile.