Sana büyük bir sır söyleyeceğim,
Zaman sensin.
Zaman kadındır.
İster ki;
Hep okşansın diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi,
Zaman sensin, uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında
İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim
Bu konuşma
Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden
Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.
LOİS ARAGON
**
ÖZLEMİMİZ ARTAR…
Çocukluk başlı başına bir memlekettir,
hatta sılasıdır insanın.
Büyüdükçe sıla özlemimiz artar,
hayat giderek gurbetleşir.
Sanki ne yaşarsak yaşayalım hep gurbetteyizdir.
Büyümek, gurbete çıkmaktır...
MURATHAN MUNGAN
**
ÖFKE NEDİR?
Filozofa sormuşlar; Öfke nedir?
''Öfke başka birinin hatası için,
kendimize verdiğimiz cezadır.''
**
ZAYIFLATIR…
Her gün yaşanan acı insanı dayanıklı hale getirmezdi.
Yıpratırdı.
Kırılganlaştırırdı.
Zayıflatırdı.
İnsan ruhu dayanıklılığının sınanmasıyla tabaklanan bir deri değildi.
Duyarlı, nazik, içli bir zardı.
Bir şok anında yaralanır, örselenir ve bunun izlerini hep taşırdı.
JEAN CHRİSTOPHE GRANG
**
KENDİNE SAYGIN OLSUN…
Derler ki: Davet etmedilerse gitme.
Sana anlatmadılarsa sorma.
Geç davet ederlerse reddet.
İstersen gel derlerse yok de.
Asla kendi değerini düşürme.
Herkesten önce kendine saygın olsun.
**
YOKSUN
Saat dört yoksun
saat beş, yok
altı, yedi, ertesi gün
daha ertesi
ve belki kim bilir...
kitap okurum
içinde sen varsın
şarkı dinlerim
içinde sen
oturdum ekmeğimi yerim
karşımda sen oturursun
çalışırım,
karşımda sen
en güzel deniz,
henüz gidilmemiş olandır
en güzel çocuk
henüz büyümedi
en güzel günlerimiz
henüz yaşamadıklarımız
ve sana söylemek istediğim
en güzel söz
henüz söylememiş olduğum sözdür
o şimdi ne yapıyor?
şu anda şimdi, şimdi, şimdi
evde mi, sokakta mı?
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
kolunu kaldırmış olabilir mi, hey gülüm
beyaz kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi
o şimdi ne yapıyor
şu anda şimdi, şimdi, şimdi
belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor
belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir
her kara günümde onu bana
tıpış tıpış getiren sevgili
canımın içi ayaklar
ve ne düşünüyor, beni mi?
yoksa ne bileyim
fasulyenin neden
bir türlü pişmediğini mi?
yahut insanların çoğunun neden böyle
bedbaht olduğunu mu?
o şimdi ne düşünüyor
şu anda şimdi, şimdi
saat dört yoksun
saat beş, yok
altı, yedi, ertesi gün
daha ertesi
NAZIM HİKMET RAN
**
ZAMANA BIRAKTIK...
Ne çok şeyi zamana bıraktık...
Ve ne çok güzelliği rastgele sandık.
Oysa her denk geliş bir sınav,
Her rast geliş bir ödüldü belki...
Bazısı denk gelir, bazısı rast gelir...
Ama en güzeli; doğru zamanda,
doğru insanla kesişmektir…
Kalbi yüreği güzel insanlara denk gelin.
**
AŞK BİR AĞAÇ GİBİDİR
Çünkü aşk bir ağaç gibidir; Kendiliğinden yetişir, kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yeşermeye devam eder.
Bu tutkunun ne kadar körse, o kadar inatçı oluşunu açıklamak mümkün değildir. Kendi içinde tutarlı olmadığında daha da güçlüdür.
VİCTOR HUGO/NOTRE DAME ‘IN KAMBURU
**
AŞK
Aşk, zorla tomurcuk vermesini istediğin bir sera çiçeği değildi.
Aşk, yol kenarında beklenmedik şekilde açan bir çiçekti.
SARAH JİO
**
MUTLULUK
“Mutluluk; her yer karanlıkken, içindeki aydınlığa güvenmektir.”
Aydınlık yeni bir güne uyanmanız dileğiyle…
Yüreğinizin ışığı hiç sönmesin…