Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 31.10.2022 11:58

SAMİ BAMYACIOĞLU (1945-29 Ekim 2022)

Facebook Twitter Linked-in

Gerçi, sırası gelen gidiyor ama ne olursa olsun, bizim kuşak sıraya girdi; ecel etrafımızda dolaşıyor.“Yine hazan mevsimi geldi / Yine yapraklar rüzgarların peşi sır gidiyor”, nihavendini okumak geliyor içimden, dualardan, aminlerden sonra… Sami de bir hazan mevsiminde, yapraklar dökülürken, bir hazan yaprağı gibi göçtü gitti…

***

Bu ay içinde, üç dostumuzu, arkadaşımızı uğurladık, bilinmeyen bir meçhule… Önce, ölümünden, definden sonra haber aldığım Mustafa (Öngü) gitti… Öngü ile1958’den beri tanışırız, uzun yıllarımız birlikte geçti… Ahmet Doğan Işık ve İbrahim Ünlü ile hemen hemen, her gün beraberdik. Bir de merhum Mehmet Dörttepe

***

Mustafa derken, arkasından genç yaşta Murat’ı (Yerlikhan) kaybettik… Arkasından Sami’yi…Peş peşe geldi acılarımız… Zor olacak ama samimi olarak bir şey söyleyeyim mi? Söyle… Beklenen ölümdü, Sami’nin ki… Allah kurtardı… Çok çok acı çekiyordu… Onun için, “ebe ecdattan” duyduğumuz; “iki gün yatak üçüncü gün toprak!” duası ile istenen ölüm, ölümlerin en güzeli. Ama Sami’nin ölümü öyle olmadı…

***

“Günü gelince, ele ayağa kalmadan, göçüp gitmek, göçlerin en güzeli!” O nedenle; “Hepimizin hüsnü hatimesi için rıza’enlillahitealâ  elFâtiha!” denir, duaların, Kur’an tilavetinin sonunda… 

***

Cenazesine, arkadaşlarının, tanıyanların neredeyse tamamı gelmişti, son yolculuğa uğurlamak için… Epeyce meslektaşı da vardı, son vazifede… Öyle ya, bir dönem “12. Bölge Eczacılar Odası Başkanlığı” yapmıştı, eski başkanları. Bu özelliği nedeniyle, talebeliğinden beri Sami, iyi de örgütçüdür…

***

Aydın’dan Lütfü Altuntuğ, Ankara’dan Ahmet Doğan Işıkve İzmir’denAziz Dayangaç uzaktan el salladı… Eniştesi’nin cenazesine (Murat’ın) gelen Halil Kaşıkçı, uçağa binerken geri döndü, haber alınca, arkadaşına son görevini yapabilmek için… Uzun zamandır görmediğim, Yaşar Coşkunsu da eşi ile gelmiş Pınarbaşı’ndan…

***

Kimler yoktu ki?

Saymakla bitmez…

Umarım, saymadıklarım kusuruma kalmaz…

***

Sami ile aynı yıl doğmuşuz, 1945Sümerbank ve tekstil camiasında çok sevilen ve sayılan Ekrem Amcan’ın oğlu. Tanıştığımızda Sümer Memur evlerinde otururlardı. O zaman en yakın arkadaşları ikisi de merhum İsmail Hakkı Mıhçı ile Mehmet Erkan Dülgeroğlu idi… Adeta içtikleri su ayrı gitmezdi.

***

Kardeşleri Faruk erken öldü, en küçük Mehmet ise, yakında…Kız kardeşi Semra hanımı da uzun zamandır görmezdim. Semra Hanım, abisinin arkadaşlarını görünce sarsıldı, ağlamaklı oldu… Sami’nin iki oğlu var… Allah onlara sağlıklı ömür versin.

***

Sami, eczacı… İ.Ü Eczacılık Fakültesi mezunuydu… Oldukça zeki, yetenekli bir arkadaşımızdı… Hırslıydı… Eczacılığının yanı sıra, becerikli, eli çok maharetli idi… Su böreği yapacak, kadayıf kesecek kadar…Bir çiğ köfte yapardı, parmağınızı yerdiniz.

***

En son, bir düğünde görmüştüm… Uzun uzun sohbet ettik… Muhalif duruşum ve yazılarım nedeniyle, beni hep eleştirirdi. Ama o gün şu sözü duydum ondan; “Lan Kadir, sen haklıymışsın!” Bir daha da görüşmek nasip olmadı…

***

Hastalık artık yavaş yavaş esir almaya başlamıştı onu… O, inanılmaz iradesi, aklı ve hayata bağlılığı ile yeneceğini sandı ama yenemedi… Kaderin pençesinden kurtulamadı…

***

Sonra haberi, sık sık İbrahim Ünlü’den alır, Sami’yi sorardım… İyiye gitmediğini, konuşma yeteneğini dahi kaybetmeye başladığını, meramını kaş, göz işareti, yazı ile anlatmak istediğini söylerdi. Bir de, o halini dostlarının, arkadaşlarının pek görmesini istemezmiş.

***

Eşi, Ayla’yı gördüm, mezarlıkta… Başsağlığı için gitmiştim yanına… O atik davrandı; “Kadir, nasılsın!”, dedi, eski günleri özlemle anar gibi… Ağlamaklı bir vaziyetteydi, iki damla yaş süzülmüştü gözlerinden… Nutkum durdu, bir şey diyemedim, gözlerim yaşardı.Ayla’yı da çok severiz,Sami gibi… Eşi benzeri bulunmaz bir insan… Allah, ona sabır ve sağlıklı ömür versin. Çocuklarının acısını göstermesin.

***

Rahmetli peder hep; “Oğlum, ölüm,annen ve benim için bir nefes kadar yakın, işte geldik gidiyoruz. Allah, evlat ve torun acısı göstermesin!” derdi… Annemin ve babamın bu duası gerçekleşti, terk edip gittiler bu dünyayı; evlat ve torun acısı yaşamadan… Umarım, bu dua bizlere de nasip olur!..

***

İnanın yazarken o kadar duygu ve hüzün yüklüyüm, ne yazacağımı bilemiyorum, aklıma geldiği gibi yazıyorum… Altmış yıl, gözlerimin önünden geçti, bir filim şeridi gibi. Coşkunsu da benzeri bir şey söyledi; “Altmış yıl geriye sardım filimi!”, dedi…

***

Öyle oldu, böyle oldu, filim “son!”, dedi… Sonunda; “Sessiz bir gemiye bindi!”, “ıssız bir ummana doğru!” yelken açtı… Sami de bu “son”da el salladı uğurlamaya gelenlere; dudağından iki sözcük döküldü; “Buluşmak umuduyla!”

***

Rahmetle anıyorum… Geride kalanlara sabır ve sağlık, huzur dolu bir ömür diliyorum. Tekrar; “hepimizin hüsnü hâtimesi için…” diyorum.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —