“Felahiyeli Şahin” olarak da biliniyor, müzik dünyasında… Soyadı, “Kaltakkıran”… Yanıkoğlu’nda, 2018 yılında gitmeye başladığımız, Köksal Müzik ve Çay Evi’nde tanıdım. İnanın, o güne kadar ismini hiç duymamıştım.
Bizim “Kıvılcım Cemaati”, kış geldi mi, “kışlak” arar… Epey yer gezdik… Emirgan Çay Bahçesi derken Ok Burcu’na geldik… Herhalde, bastığımız yeri kurutuyor olmalıyız ki, iki yer de başka amaçla kullanılmaya başladı. İşin garibi, pandemi nedeniyle Köksal da kapandı. Yani, anlayacağınız burasını da kuruttuk! Bakalım, kısmet neresi?
***
İşte, Şahin usta ile burada tanıştık… Maliye’den emekli, hoş sohbet Salih Ağlan ile de… İkisi güzel eşlik ediyor, çok güzel türkü, özellikle Kayseri türküleri “çalıp-çığırıyor”lar. Kayseri tavrını iyi biliyorlar; sık olmasa da bazen bunlara Hayri Başoğlu da katılıyordu.
***
Salih Usta “cura” çalıyor, diğerleri ise bağlama… İki dostum kusura kalmasa bir tespitimi aktaracağım. Tuncay Köksal ile değerlendirmemi ayrı vereceğim. Şahin’in, kumaşı çok farklı… Hem mızrabı çok sağlam ve hem de sesi çok güzel… İnanın, tiz perdelere çok rahat çıkıyor, hiç falso yapmadan rahat inebiliyor…
Muhtemelen, Refik Başaran’ın etkisinde kalmış… Nitekim, bizim “herif ağzı” diye bildiğimiz tarzda, Gesi Bağları’nın Refik Başaran versiyonunu çok dinledik, merhumdan.
***
Rahmetli Murat Kavuncu’nun, rahmetli “Emmi”den aldığı versiyona çok benzer. Murat Abi de güzel çalar ve söylerdi. Müthiş “kulak vardı”. Sazların akortlarını, genellikle ona yaptırtırlardı. Bir de bu tarzı İsmail Ediz’den de dinledim, vakti zamanında.
***
Uzman değilim… Bunca yıl “çalıp-söyleyenleri” dinledim, Kayseri’de ve Kayseri dışında… Şahin, gerçekten bir değer… Dedim, “Yitik bir değer!”. Aynı şeyi, bizim rahmetli Mustafa Bozyel için de çok söyledim. Çok zor gelirler… Mustafa da rahmet istedi.
***
Arkadaş grubu içerisinde, Şahin’i, iyi tanıyan Ali Şahin Feyzioğlu; “Bunun gençliğini bilemezsiniz… Her yere gitmez… Millet sıraya girerdi. Gittiği yerlerden de çok farklı ücret alırdı!”, dedi… Hayat hikayesini dinleyince, çok duygulandım. “Bu kadar kıymet, nasıl fark edilmez?”, dedim.
***
Tabii, Ağlan dostumuz sitem etmesin bana; onun da hakkını yeri gelmişken teslim edeyim: O da, “curaya” çok hakim… Bağlamasını hiç dinlemedik. Onun da repertuarı çok geniş… Şahin gibi, ülkenin dört bir yanından eserleri, rahat geçiyorlar… Sonradan tanıştığımız, Başoğlu da güzel çalıp söylüyor. “Sanat müziği” de dahil repertuarı da oldukça geniş.
***
Üçü de, özellikle Şahin Dost, uzun havaydı, kırık havaydı, semahtı, zeybekti, Rumeli’ydi, baraktı, arguvandı, hoyrattı vs. vs. inanılmaz güzellikte çalıp söylüyorlardı.
***
Hüseyin Cömert anlattı, tanıyınca, Şahin’i: “Üniversite’de Kayseri türküleri üzerine bir çalışma yapacaktık. Tavsiye edilenlerin hiç birisi yanaşmadı… Kırk bahane uydurdular… Sonra birisinde karar kıldık, o da tat vermedi. Dolayısıyla akim kaldı, projemiz… Keşke, Şahin’i o zaman tanısaymışım. Hem düzgün bir maaşa kavuşur ve hem de farklı bir hayata adım atardı. Kısmet değilmiş!”, dedi.
***
Hakkını teslim edeyim, Hüseyin de iyi anlar “halk müziği”nden. Konuşurken, çok dikkat ederiz. Hiç affetmez… Türkünün de, söyleyenin de, çalanın da hasını bilir.
***
Tabii, Şahin Dost, o bohem hayatın verdiği cezbeye kapılmış… Düzensiz bir hayat… O düğün benim, bu dernek senin, demiş… Sonunda, diyabet; hem de aşırı derecede… Şeker nedeniyle, artık el ve ayak parmakları kesilmeye, gözler görmemeye başlamıştı. İşte, bizim tanışmamız da bu evreye rastladı… Eksik parmağa, az gören göze rağmen, performansından hiçbir şey kaybetmemişti… Bir iki yıl da olsa, çok güzel günler geçirdik Köksal Türkü ve Çayevi’nde…
***
Pandemi nedeniyle, görüşemedik. Zaten, hastalığı da gün geçtikçe, umutsuzluğa doğru sevk ediyordu onu… Salı günü ölüm haberini aldım, Tuncay Köksal’dan… 53’ünde, genç yaşta kaybettik. Aslında Kayseri, bir değerini kaybetti. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet, kabri nûr dolsun… Dostlarının başı sağ olsun!..
***
Dostlarından bir ricam var… O çalarken, sürekli cep telefonu ile kayda alırlardı. Umarı, onları “youtube” yüklerler… Hiç olmasa, Şahin’i ebediyete kadar yaşatırız.
***
Pandemi nedeniyle Çayevi’nden açılmışken, sahibinden söz edeceğim… Baba Tuncay, çok güzel sanatçı… Sesi ve bağlaması çok güzel, mutlaka dinleyin… Zevk alırsınız… Köksal daha genç, önünde daha uzun yıllar var…
***
İşte böyle… Geldik, gidiyoruz; şen olası Halep şehri…