Anlaşılan reklam panoları Cumhur İttifakı’nın afişleri ile donatılacak… Şimdiden doldu bile… Bakalım, muhaliflere sıra gelecek mi?Eeee… Onlarınki, 15 Mayıs’tan sonra asılır, geçer gider. Hem, çok mu önemli yani… Çelebi, eşit, özgür, kamunun yansız ve tarafsız olduğu seçim böyle olur.
***
Panonun birinde, “İhracatta rekor. 254 milyar dolar!”, denmiş. Yanında da Tayyip Bey’in fotoğrafı…
***
Doğru mu doğru ama oluşturmak istenen algı yanlış. Bir kere, ülkemizim belli bir ihracat potansiyeli var. Arizî haller dışında her yıl artarak gider. Yani, mesela 1930 yılında 70 milyon dolar seviyesinde bir ihracatımız var. Bu, 2022’de 254 milyar dolar oldu. Bu bir rekor değildir. Hem, 2021 ihracatı 225 milyar dolardı.
***
Şimdi çıkıp, 1930’a göre ihracatımızı bilmem şu kadar bin kat artırdık, rekor kırdık demek anlamsız. Demem o ki, her yıl bir önceki yıla/yıllara göre rekordur. Mesela, 1933 yılı nüfusumuz 13 milyondu. Şimdi ise, 85 milyon. Buna ne diyeceğiz? Rekor üstüne rekor mu? Doğal süreçler rekor değildir.
***
Mesela bu panonun üzerine; “Doğru ama 2023 hedefi 500 milyar dolardı!” diye bir “sticker” yapıştırsak, bu anımsatma suç kapsamına girer mi? Kim bilir belki de, bir gece sabaha karşı evinizden alıp götürürler. Evet. 500 milyar dolara sıçrama yapılabilseydi bir rekordur. Onu anlarım.
***
Mesela, yine aynı panonun bir yanına; “İhracatın kompozisyonu nedir? İleri teknoloji ürünü yüzde 10’u geçmez. Bunun neresi öğünülecek?” diye bir “sticker” daha yapıştırsanız, haliniz nice olur, acaba?
***
Ha bir de, verilen ihracat rakamının yanına; “Ne haber ama ithalat da 363 milyar 711 milyon dolar!”stickeri yapıştırsanız tümden yandınız.
***
Bir dikkat çeken pano da şuydu: “Deprem bölgesinde 650 bin konut yapacağız. Bunun 319 binini bir yılda!”
***
Bu da kulağa hoş geliyor… Yine muzip birisi şu “stickerleri” hazırlayıp yapıştırsa başına ne işler gelir acaba?“650 bin konut tamam. Zaman olarak ucu açık. Zaman verilmemiş. Peki, 319 bin konut bir yılda biter mi?”
***
Bu soruya, ortaokulda “havuz”, “işçilik”, “yüzde”, “faiz” problemlerini, ezbersiz çözebilenler“hayır, mümkün değil!”, der. Ve şu soruları peş peşe sorar:
***
Peki, “319 bin konutu yapacak malzeme, eleman ve ekipman var mı?” Öyle ya, mühendis/mimar ister, yüklenici, usta, demirci, kalıpçı, sıvacı, elektrikçi, tesisatçı, kum, çakıl, çimento, kireç, boya, doğrama ister.
***
Ha. Dışarıdan getiririz de denebilir? O zaman paran var mı, sorusu peşinden gelir. Suud’un, Katar’ın “bir avuç dolarına” bel bağlayan bir ülke, o parayı da bulamaz. Yani sonuçta; “bir yılda, bin 319 bin konutun, su basmanını bile çıkamazsınız!” sözü ile muhatap olur, “algı operasyonları!”
***
***
Napolyon sormuş savaşı kaybeden komutana; “neden kaybettiniz?”. “Birçok nedeni var?”“Say bakalım!”. “Birincisi, yeterince barutumuz yoktu! İkincisi…”, “Gerisini saymana gerek yok. Anlaşıldı!”
***
Bizim kişi de o hesap; arsa payı hariç, 319 bin konutu yapacak 35-40 milyar dolarımız var mı?”
***
İktisadın temel sorunu; “optimizasyon”muş, üstadımız Ege Cansen böyle diyor, geçen bir yazısında. Ondan şunu anladım; “kıt imkanlarla, sınırsız istekleri, en uygun (en optimum) bir noktada buluşturabilmek.” Ama maalesef, politikacıların böyle bir derdi yok; çoğu “ben ekonomistim, kitabını yazdım!” dese bile.
***
Tabii, yine ortaokulda “havuz”, “işçilik”, “yüzde”, “faiz” problemlerini çözmeyi bırakın anlamayan, - asla yönetenleri kastetmiyorum zira onlar bilir-, ahali,“neden olmasın!” der ve ilave eder: “Terzilik dediğin ne ki, önü ile arkası, kolu ile yakası!”
***
Biliyorsunuz, geçtiğimiz Temmuz’un 22’sinde, “Gobels”vâri propaganda yöntemi ileKayseri-Yerköy hızlı tren hattının temeli atılmıştı. 36 ayda da bitecekti. Temel atılalı dokuz ay oldu. Neredeyse yılı devirecek. Ne var ortada…
***
Gidip görmedim, tabii, “Allahlık muhalefetin” de böyle bir derdi yok. Odalar da “iktidar çalgısına ayak uydurmaya” devam ediyor. Neredeyse işin üçte birine yakın kısmının bitmesi gerekirdi. Yani, ray döşenirdi falan demiyorum. Fakat sanat yapıları (menfez, köpür, tünel), imla ve hafriyat işlerinin önemli bir kısmı bitmiş olurdu. Peki, emaresi var mı?
***
Söylenenlere göre Hulusi Akar Bey liste başı. Özhaseki dinlenmeye alındı. Tabii Sayın Erdoğan kazanırsa, muhtemelen, Kentsel Dönüşümden Sorumlu Çevre ve Şehircilik BakanıÖzhaseki…
***
Şu aşamada ona sorma noktasında değiliz. O, on yıla yakın, “geldi-geliyor” diye Kayseri’nin muhterem ahalisine sürekli “gaz verdi!”. Geldiğini görmeden, görevi devretti. Ondan önce de görevi, yatırım uzmanı olduğu yandaşlarınca menkul Yaşar Karayel pompanın başındaydı.
***
Anlaşılan şimdi de Hulusi Paşamız üstlenecek bu görevi: Muhterem Paşam, bizim hızlı tren nerede? Yoksa geliyor da, Fakılı’da bekliyor mu? Bekliyor da “14 Mayısa on gün kala” mı garımıza girecek, çiçeklerle donatılmış bir vaziyette, bando, mehter eşliğinde?
***
Yoksa Sayın Akar, bu sefer de, bir beş yıl, siz mi “geldi-geliyor” korosunun şefliğini yapacaksınız?
Kusura kalmayın; sıcağı sıcağına, ayağınızın tozu ile ilk soruyu ben sorayım dedim?
***
Gördünüz mü? Reklam panoları bizi ta nereye getirdi!