Arşivi karıştırırken bir şey dikkatimi çekti… Yıl 2011…Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kayserispor Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Özhaseki, şike soruşturması sürecinde yaşananlar ve federasyonun aldığı kararla ilgili değerlendirme yapmış. Özhaseki, dosyanın içeriğini bilmediğinden dolayı federasyonun kararını değerlendiremeyeceğini anlatarak; "Futbol dünyası günahkâr bir dünya. Çok temiz çok dürüst çalışan bir dünya olmadığına inanıyorum" demiş.
***
Değerli Başkanımız, bir kitaplık laf sarf etmiş, bir cümlede… Doğru söze ne denir, “şapka çıkartılır”…
1970’li yılların ilk yarısında, üç-beş yıl ben de yöneticilik yaptım Kayserispor’da… Bu fakir, yönetime girmesi kesin bir noktada kendi isteği ile;“Artık görev almak istemiyorum!” diyebilecek nadir kişilerden birisi…
***
Merhum, Zeki Özbakkal abimle bu karara varmıştık… Zeki Abi, tanıdığım nadir dürüst ve güvenilir insanlardan birisiydi. Elektrik Şirketi’nde on beş yıla yakın görev yaptık… Kayserispor’un da “Muhasip Üyesi”. “Kuruş” sektirmezdi. Baktık ki, işlerimizi çok aksatıyor. Ayrıldık gittik… Neyse, uzun hikaye…
***
Gel zaman git zaman Şükrü Karatepe Başkan oldu… Yıl, 1994 ya da 1995… Kulüp Başkanı olmadan öncesevenlerine - ki, isimlerini de verebilirim–;“Şükrü beyi seviyorsanız, söyleyin, başkanlığı kabul etmesin!” demiştim… Aldığım yanıt ise;“seçim meydanlarında söz verdi, artık dönemez!” olmuştu…
***
Ben oldum olası, belediyelerin, yerel yönetimlerin, vilayetin yani “kamu”nun profesyonel spor özellikle futbol ile doğrudan ilgilenmelerine, bunu sırtlamalarına karşıyım… Ama diyeceksiniz ki, “bu bir Anadolu gerçeği… Aksi durumda kulüpler yaşayamaz!” Bu da doğru… Doğru olmasına doğru da kötü sonuçlar da verebiliyor… Tertemiz insanlar zan altında kalabiliyor…
***
Halen de geçerli olan birkaç kez bu köşede tekrarladığım, “karşı olduğum” ikinci konuya, bir kez daha değineyim…Yönetici olduğum sürece şunu gözledim… Profesyonel bir “olay”, “amatör” kişilerce ve “amatörce” yönetiliyor… İşte çelişki burada… Yönetici amatör, “olay” profesyonel… Bu mümkün değil… Bu sürdürülebilir değil… Sıkıntılar önemli bir ölçüde buradan kaynaklanıyor… Yanlış kurulan denklemden doğru sonuç bekleniyor.
***
Bizim dönemler için söylüyorum çok kişi, “şan olsun!” diye görev alırdı… Bazıları da “alacağını” tahsil” için… Bunlar, toplantılara da katılmazdı.Bir abimiz var, alacağını tahsil edince, bir daha kulübün semtine bile uğramadı.
***
Ankara-İstanbul-İzmir dışında deplasmanlara takımı götürmeyi bir yana bırakın maça gitmez… Diğer deplasmanlar, bizlerin üstüne yıkılırdı. Bir bayram günü, rahmetli Hayri Abi ile (Tuborg Hayri, Özduygu” takımı Balıkesir’e götürmüştük. Dedim kulüp, başkan ile birkaç kişinin sırtına kalırdı “angarya” işler… Her şeyi bunlar yapardı.
***
Olması gereken şu: Avrupa’da ve Güney Amerika ülkelerinde olduğu gibi profesyonel futbol kulüplerinin sahibi ya bir kişi ya da şirket olmalı… Demem o ki, “kasa” da “kese” de bir kişinin ya da bir “tüzel kişinin” elinde, cebinde bulunmalı… Bizler ise, paramızı verip maça gitmeli, maçı seyretmeliyiz…
***
Sakın yanlış anlaşılmasın… Ben, bizim dönemimizi, elli yıl öncesini konuşuyor… Bugün durum nedir bilmiyorum… Yıllar öncesi, canım çekti, Beşiktaşlı oğlumla bir Beşiktaş maçına gitmiş ve 2-0’da yenilmiştik… Bir golü de unutmam,Madida atmıştı… Yani deme o k, o gün bugündür, maça da gitmem… TV’de izlemeye çalışırım… O kadar…
***
Çok sık verdiğim bir olayı anlatayım… Başkan merhum Mehmet Çalık’ı çok sıkıştırırlardı, aleyhine kullanırlardı her yerde, Kayserspor’a yardımcı olmuyor, diye, yüklenirlerdi. Tabii, bu propaganda, başta partili muhalifleri olmak üzere, “Kayseri uluları” tarafından yapılırdı… Çalık, kıt imkanlarla çok başarılı hizmetler yapmış birisi idi. Çok zeki, çok çalışkan bir başkandı. Güzel de işler yaptı ama Kavuncu’nun gölgesinde kaldı ya da bıraktılar. Bir “parka” adını vermekle yetindik, o da benim zorumla… “Beştepeler Mehmet Çalık Mesire Alanı”.
***
Başkan da hiç haz duymazdı, “top”tan, nedense… Ama nasıl bir dünya olduğunu çok iyi biliyordu. İki yıl görev yaptım onun zamanında, Şirket’te… Babamın da arkadaşı idi. Bir gün odacısı;“Başkan sizi istiyor!” dedi. Zeki Abi ile makama vardık, ”oturun!” dedi. “Bak, Kadir… Baban arkadaşım olur, oğlum Osman ile de arkadaşsınız!”. Zeki Abiye döndü; “Bak Zeki, sen benim mahallemin çocuğusun Babanı, aileni iyi tanırım. İkiniz de hümayun gibi adamsınız… Leke götürmezsiniz… Hadi, işinizin başına!”, dedi. Geldiğimiz gibi, dönmüştük.
***
Rahmetli, ne demek istemişti pek anlayamadık, ilk anda… Yönetime yeni girmiştik. Sonra anladı ne demek istediğini. Baktık, profesyonel futbol dipsiz kuyu, ne atsan “bana mısın?”demiyor.
***
Başkan, 1972 yazında yapılan genel kurula katıldı, söylenen laflardan bunalmış olsa gerek… O aksayan yürüyüşü (kambur idi) ile kürsüye geldi ve sadece Şunları söyledi: “Her yerde benim aleyhimde konuşuyorsunuz, Kayserispor’a yardımcı olmuyorum diye… Bunlar kulağıma gelmiyor sanmayın. Oysa neden yardımcı olmayayım… Yarın, Kayserispor’un hesabını-kitabını; defterini-temeseğini getirin derhal devralıyorum sporu!” dedi… Demesiyle birlikte, çekti gitti… Allah rahmet eylesin!..