Pazar akşamı saat 22.00’de hükümetin yeni kabinesinin açıklanacağı duyurulmuştu…
Saatler 22.00’ye gelmeden herkesi bir merak sarmıştı:
“Kayseri’ye bakanlık yok! Kayseri cezalandırılacak!”
“Konya Belediye Başkanını Çevre ve Şehircilik Bakanı yapacaklarmış!”
“Hulusi Akar kesinlikle bakan olur!”
“Özhaseki, bakan olmaz ama belki Cumhurbaşkanı Yardımcısı olur!”
Şeklinde hemen herkes yorum yaptı…
Saat 22.00’ye dakikalar kala:
“Özhaseki tekrar Çevre Bakanı oluyormuş! Hiç tereddüt etme, kesin bilgi, hemen paylaş! Herkese haber atlat!”
Türü lafları gelmeye başladı…
… Ve saat 22.00’ye geldiğinde kapılar açıldı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kameralar karşısına geçerek yeni kabineyi açıklamaya başladı…
Sıra “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına Mehmet Özhaseki getirildi!” deyince iş resmiyetlik kazanmış oldu…
Özhaseki ikinci kez Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına getirilmiş oldu…
Malum Özhaseki 10 Temmuz 2018 tarihinde o makamı Murat Kurum’a devretmişti…
Arada geçen 5 yıllık süreden sonra Özhaseki dün o makamı tekrar Murat Kurum’dan devraldı…
Hayırlı, uğurlu olsun…
İnşallah ülkemiz için şehrimiz için iyi şeylere vesile olur… Bu işin resmi süreci…
xxxxx
Şimdi oturup Özhaseki’nin bakanlığı bırakıp AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkanlığına getirilişi ve sonrası yaşananları uzun uzadıya anlatacak değilim…
Hem bakan hem de milletvekili adayı olmayan Özhaseki’nin son iki ayda Kayseri’de nasıl karşılık bulduğunu yorumlamak istiyorum…
Aslına bakacak olursanız Özhaseki’nin muhalif olduğu bir parti iktidardan düşerek yerine Özhaseki’nin desteklediği bir parti iktidara gelmiş falan da değil…
Ortada 22 yıldır devam eden bir AK Parti iktidarı var…
Değişiklik sadece milletvekili ve bakanlar düzeyinde…
Her milletvekili ve her bakan değiştiğinde sanki mevcut iktidar gidiyor yerine muhalefet iktidara geliyormuş gibi AK Parti çevrelerinde ilginç gel-gitler yaşanıyor…
Ankara ve İstanbul’da ki değişiklikler nedeniyle bürokrasi ve parti çevrelerinde yaşananları da anlatmak niyetinde değilim… Sözü Kayseri’ye getirmek istiyorum…
Üstelik sadece Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri’den birinci sıra milletvekili adayı oluşuyla başlayan seçim kampanyası sürecinde Kayseri’de yaşananlarında kısaca bahsetmek istiyorum…
Hulusi Paşa’nın aynı zamanda Milli Savunma Bakanı oluşu nedeniyle gelişi muhteşem oldu!
Eskortlar, korumlar falan, filan…
Önceleri yanına sokulmak bile mümkün değildi! Daha sonra, Paşa’ya lisan-ı uygun bir dille:
“Paşam, size yaklaşmak ve elinizi tutmak isteyen vatandaşlar yanınıza sokulamıyor, bari korumaları biraz geri plana çekseniz!” istirhamında bulunuldu!
Paşa da Allah var:
“Hay’ Hay!” dedi ve korumlar bir geri plana çekildi…
Paşayı geriden geriye kollamaya koyuldular…
Fakat Paşa’nın her gittiği yerde yollar tutuldu, aynı şaşalı ekip, aynı şaşalı karşılama falan filan aynen devam etti…
Paşa aynı coşku, aynı havayla geldi-gitti! Akşam askeri helikopter ile Ankara’ya gitti sabah aynı askeri helikopter ile tekrar seçim satına döndü geldi!
Adeta askeri çıkarma gibi! Paşa, ayakta alkışlar eşliğinde karşılandı, saygı da zerre kadar kusur edilmedi!
Paşa adına törenler, konferanslar, konuşmalar, yürüyüşler organize edildi, yürüyüşe eşlik edenlere ekmek arası sucuklar ikram edildi…
Bazen Paşa birilerine sinirlendi, Paşa açtı ağzını yumdu gözünü!
Kimse “gık” diyemedi, herkes yutkundu kaldı!
Hemen herkes, “Aman ha Paşayı kızdırmayalım! Paşa bu konular da çok titiz ve hassastır!” diye birbirine telkin ve tavsiye de bulundu…
Düne kadar Özhaseki’nin etrafında pervane olanlar, Paşa’nın etrafında dönmeye başladı…
Hatta Paşa’nın şaşalı halini görenler:
“Artık Özhasek’nin devri bitti! Devir Paşanın devri!” diye laf yaymaya başladı… Siyasi geleceğini Paşa’ya endeksliyeler oldu:
“Bu seçimler de Paşa’ya destek verelim! Paşa da bizi unutmaz herhalde!” dediler…
Dediler demesine ancak Paşa, Paşa olarak kalmadı…
Paşa sıradan bir vekil oldu çıktı…
Üstelik mazbatasını gelip kendisi almadı, vekilini gönderdi aldırdı…
Vekil seçtiğimiz vekilin mazbatasını vekil tayin ettiği kişi alıp gidiyor…
Onu da geçtik de, şimdi Paşa ne olacak?
“Artık Özhaseki devri bitti, devir Paşa’nın devri!” diyenler ne olacak?
Paşa’nın taraftarları ne olacak?
Acaba tarih tekerrür mü edecek? Yani yine meşhur atasözümüze takla attırıp, “Giden Paşam gelen ağam!” mı diyecekler?
Özhaseki’de bunu yer mi dersiniz?
Bence yemez!
Ne diyor ülkücü kardeşlerimiz?
“Kurt kışı geçirmesine geçirir ama yediği ayazı da unutmaz!”
Arkası yarın…
Özhaseki’nin devir-teslim törenine kimiler kimler katıldı?