Biliyorsunuz Melih Gökçek, çeyrek asra yakın Ankara Büyükşehir Başkanlığı yaptı… Dile kolay… Her kula nasip olmaz… Partinin, özgül ağırlığı fazla “ağır abisi” Bülent Arınç tarafından Ankara’yı parsel parsel satmakla itham edilmişti. Kime; FETÖ mensuplarına… Daha sonra Tayyip Bey, “görevden ayrılmasını” istemişti. Bir süre direndi ama başarılı olamadı… Ayılmak zorunda kaldı… Benzeri şekilde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı merhum Kadir Topbaş da ayrılmıştı…
***
Aslında çok onur kırıcıydı, bu tür bir ayrılık. Tepki vermediklerine göre, bir bildikleri vardı, herhalde… Neden tepki vermediler? Hep soru işareti olarak kaldı. Aslında bizi ilgilendirmez de…
***
Şahsen bizi ilgilendiren, Tayyip Beyin, “güç gösterisi”… Tabii, has isimleri tenzih ederim. Zannımca; “ben olmasam sizler birer hiçsiniz!” türünden bir güç gösterisiydi bu… Bu hareket bana rahmetli Menderes’in; “Odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm!” anımsattı ama olmadı… Kendisini ortaya koymasına rağmen, gösterdiği adaylar kaybetti. Aslında; geçen yerel seçimlerin mağlubu idi Sayın Erdoğan…
***
Kim ne derse desin karizması çizildi... Tabii, Özhaseki’nin de… Bir kaç kez çizilen Yıldırım için bir sözüm yok; o alışmıştı zaten…
***
Seçimlerde Gökçek’in yerine, yirmi yıla yakın Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Mehmet Özhaseki aday gösterildi… İstanbul’da da Binali Yıldırım… İkisi de ağır toptu partisi için ama seçilemediler…
***
Özhaseki, çok kolay kazandığı Kayseri seçimleri gibi olur sandı, Ankara’yı… Oysa Ankara, hiçbir açıdan Kayseri’ye benzemez. Daha dinamik, daha farklı bir sosyolojiye sahip… Bir de, Gökçek’in, yirmi yılda, Ankara’da yaptığı icraatın yansımalarını Ankaralılar kadar bilmiyordu. Nitekim bir önceki seçimde, Yavaş’a karşı, sandıktan nasıl çıktığını Ankaralılar çok iyi biliyordu. “Parsel parsel sattı!” sözünü de…
***
Henüz adaylığı ortada dolaşırken uyarmıştım Özhaseki başkanı; “kabul etmemesini” acizane tavsiye etmiştim… “Çok zor, Kayseri gibi, elini arkasına bağlayarak seçim kazanamaz!” türünden birkaç yazı da yazmıştım… Anlaşılan ulaşmamıştı, kendisine…
***
Kayseri’den bir grup Kayserli gazeteci, Özhaseki’ye destek için Ankara’ya gitmişti… İçlerinde merhum Veli Altınkaya da vardı. Dönüşlerinde sordum; “hava nasıl?”, diye. “Kötü abi, kazanamaz!”, demişti. Bir sanayi sitesine gitmişler, “karşılayanlar bizden azdı!”, demişti. Ankara’da bulunan Kayserililerin nabzını iyi tutan bir dostum; “Hemşerilileri bile oy vermez!”, demişti.
***
Demem o ki, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Başarılı bir siyaset yaşamına, ağır bir yenilgi eklenmişti. Bu olaylar bana şunu anımsatmıştı: “Bir insan, geriye dönüşü olmayan en büyük hatasını, en zirvede olduğu anda yapar!”
***
Öyle ya Özhaseki, Kayseri’de rakiplerini ciddiye almaz, onlarla bir TV programında tartışmaya bile tenezzül etmezdi… Tabii, bunda, “Kayseri ulularının” ve “güç odaklarının” beklentilerini çok iyi bilmesi, onlarla sürekli temas halinde olması; iyi geçinmesi önemli bir nedendi.
***
Buna şunun için değindim: Özhaseki, Ankara’nın ve Ankaralıların beklentilerinin ne olduğunu, ne olabileceğini bilmiyordu… Bir de Gökçek’in bıraktığı imajı… Orasını Kayseri gibi sandı. Yavaş kazanırsa su faturalarını “PKK, DHKPC” militanlarının tahsil edeceği gibi “abuk-sabuk” iddiaları da ciddiye alınmadı. “Borçsuz ve kasası dolu belediye bıraktım!”, sözü de itibar görmedi. Oysa herkes biliyordu ki; Kayseri Büyükşehir Belediyesi borç içinde yüzüyordu. O borçlar, hâlâ ödenemedi…
***
Laf şuradan açıldı: Gökçek, “geçen hafta Fatih Atik’in sunduğu canlı yayın programında yeniden 31 Mart yerel seçimlerine değinmiş ve Ankara seçimlerinin kaybedilmesinin müsebbibi olarak partisinin ve Özhaseki’nin hataları yüzünden kaybedildiğini öne sürmüş ve ‘Özhaseki aday oldu, kendisine de söyledim. 7 puan geridesin dedim. 6 Tane öneride bulundum. Bunları yaparsan toplamı 15 puan dedim. Sadece 4’ünü alsan bile öne geçersin’ dedim. Ağzı kulaklarına vardı ama dediğimi yapmadı’” diye eleştirmiş.
Tabii; “Biz Özhaseki’den cevap beklerken cevap bu çıkışı yapan Melih Gökçek’ten geldi… Gökçek, söz de partisinde doğabilecek bir ‘fitneye neden olmayacağını’ öne sürerek hem partisi hem de Özhaseki ile ilgili sözlerinden çark etti… Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Melih Gökçek: ‘Ben Ak Partime zarar veremem… fitneye de neden olamam… Recep Tayyip Erdoğan ve onun kurduğu parti sadece Türkiye’nin değil tüm dünya Müslümanlarının ve mazlumların ümididir. Özhaseki kardeşimdir… Bugün yarın genel merkezde kendini ziyaret edeceğim’…” dedi… “Yani Gökçek tam anlamıyla daha önce televizyon ekranlarından söylediği sözlerden çark etti! Niye acaba?” (Haber metni Recep Bulut, Kayseri Gerçek Haber)