CHP’nin acar Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz; İstanbul’da bulunan ve ilki Demirel, ikincisi Özal döneminde yapılan; “Boğaziçi [15 Temmuz] ve FSM köprülerinin 25 yıllığına özelleştirilmesi için Karayolları’nın yabancı bir şirkete fizibilite çalışması yaptırdığını açıklayarak ‘Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş olan bu köprüleri özelleştirmek vatandaşa ihanettir’” dedi.
**
Yavuzyılmaz, gerçekten “ihanet” dedi mi, demedi mi bilemem… Aklımda da ermez bu tür “yaftalarmalar” ama buna muhterem halkımızın karar vermesi gerektiğine inancım da sonsuz. Bakalım, buna ne diyecekler?
**
Tabii, tüm dönemler için söylüyorum, ki bunun 65 milyar dolara yakını AK Parti zamanında, şimdiye kadar 80 milyar dolarlık özelleştirmelere bir şey demeyen Sayın halkımızın buna da tepki vermeyeceğini biliyorum.
**
Bu konu geçen yıl da gündeme gelmiş ve idare katında sert bir tepki verilmişti. Tepki şöyleydi: “Son günlerde bazı basın organları ve sosyal medya hesaplarında ‘15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve ülke genelinde otoyollar satılıyor’ iddiası dolaşıma sokulmuş, bu iddialar kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir dezenformasyon kampanyasının parçası olmuştur.
**
Doğrusu; otoyol ve köprülerin ‘satışı’ hukuken mümkün değildir. Mülkiyet devlette kalmakta olup, yalnızca belirli süreyle işletme ve bakım hakkının özel sektöre devri söz konusu olabilmektedir. Bu uygulama da mevcut hükümet dönemine özgü değildir.” (İletişim Başkanlığı, 12.09.2025)
**
Neymiş, mülkiyeti devlete aitmiş, satılamaz ama belirli bir süre için işletme hakkı özel kesime devredilebilirmiş. Ama bunlar için böyle bir şey söz konusu değilmiş.
**
O zaman ben sizlerle bir gerçeği paylaşacağım: AK Parti, “bizden önce ne vardı ki?” dediği kamu varlıklarının satışından/ kiraya verilmesinden 65 milyar dolar gelir elde etti. Hani, bir şey yoktu? Mesela, elektrik dağıtım şirketleri (EDAŞ), yirmi-yirmi beş yıllığına kiraya verilmesinden yaklaşık 15 milyar dolar gelir elde etti.
**
Şimdi gelelim, konumuzla ilgili, “zurnanın zırt dediği yere!”. Demirel ve Özal döneminde, kamu kaynakları ile yapılan iki köprü ve otoyollardan, 2001-2019 yılları arasında 7,6 milyar dolar gelir elde edilmiş. Yani, kumbaraya bu kadar para düşmüş. Peki, sonrası? Şahsen ben bilmiyorum zira, Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) bu bilgiyi sitesinden kaldırdı.
**
Ne diye kaldırdılar? Bilemem. Türkiye’yi bilemem ama Kayseri’de bu bilgiyi, benden başka kullanan olmadı. Bu nedenle mi kaldırıldı, bilemem… Ama ben Allah’tan arşivime almışım. Bir de “Google amcaya” girerseniz hemen ulaşırsınız. Allah’tan “Amcamız” var. Allah bize yokluğunu göstermesin.
**
Diyelim ki, 2001-2002 yılları geliri AK Parti dönemine ait değil. Hadi onu düşelim; 7,3 milyar dolar (203+136=339 milyon dolar), kalır geriye. Bu şu demek; bedeli ödenmiş, yumurtlayan tavuk “iki köprü ve otoyol”. Ne diye yumurta veren tavuk kesilir ki?
**
Gerekirse kesilir, efendim. Zira, peşin paraya ihtiyaç var; seçim ufukta gözüktü; emekli, dul, yetim ve asgari ücretliye para verilecek. Tamam verdik. Peki, ondan sonrası ne olacak? Allah kerim! Orhan Veli merhumun dediği gibi, “Cep delik, cepken delik, kevgire döndü”, maliye hazinesi.
**
Para dağıtmaktan fakir- fukaraya; dul-yetime; emekliye, asgari ücretliye para kalmıyor. Bundan on yıl kadar önce, Tayyip Bey, Kayseri Sanayi Odası Ödül Töreninde (04 Aralık 2016), sızlana sanayiciye; “Tulumbada su kalmadı!”; yine bu toplantıda, katılımcılardan birisi; “Kayseri senin gadanı alsın!” demişti, Sayın Erdoğan için.
**
Tabii, tulumba da su var mıydı, yok muydu bilemem ama biriler için vadrı. Faize, AK Parti döneminde, 500 milyar doların üzerinde para ödendi. 1975-2002 döneminde, 27 yılda bütçeden ödenen faiz 251 milyar dolardı. Maliye ve Hazine Bakanlığı verilerine göre bu yılın ilk ayında faize 453,680 milyar lira ödendi. (Sözcü, 08 Şubat 2026)
**
“AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı itibarıyla 273 kuruluşta hisse senedi ya da varlık satış-devir işlemleri yapıldı. Bu kuruluşlardan 268’inde kamu payı kalmadı.” (Milli Gazete, 29.10.2022)
**
İsterseniz, üstatlarımız İlhan Kesici, Mahfi Eğilmez ve Erhan Usta’nın’in alanına tecavüz ederek, bir bilgi daha vereceğim. Umarım yanlış yapmam. Rakamlar, yuvarlatılmış:
**
1923-2002 arasında iş başına gelen tüm hükümetler 95 milyar dolar iç borç, 65 milyar dolar dış borç, 8 milyar dolar özelleştirme geliri, 546 milyar dolar vergi geliri olmak üzere toplam 713 milyar dolar para kullandılar. Bu dönemde kullanılan her 100 dolar karşılığında 714 dolar gelir yarattılar.
**
Peki, AK Parti döneminde durum ne? Sıkı durun, kullanılan kamu kaynağı, 3,5 trilyon doları vergi olmak üzere, 4 trilyon dolar. Neredeyse, kendilerinden önceki, üç çeyrek asrın altı katı, bir kamu kaynağı. Ayrıca; bu dönemde harcanan her 100 dolar karşılığında 525 dolarlık gelir yaratıldı.
**
Yine peki; bu kamu kaynağı yani 4 trilyon dolarla ile, AK Parti ne yaptı? Dostlar “bir şey yoktu” denilen seksen yılda yapılan, kiraya vere vere, sata sata bitiremedikleri “100 baba” yatırımı bir çırpıda sayabilirim. Ama AK Parti döneminde, kamu kaynağı ve kamu tarafından yapılan “10 baba” yatırımı bir çırpıda sayabileceklere, “10 zerinden 10” veririm. Bir veri vereyim; “1963-2001 döneminde kamu yatırımlarının GSMH oranı 7,0 iken bu oran 2002-2015 döneminde 4,2’ye düştü”.
**
Ha, soracaksınız; bunlar muhterem ahalimizi ilgilendirir mi? Bilmem. Laf olsun diye yazdım bunları.