Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan…“Anayasaya ve ilgili kanuna göre idari ve yargısal makamlar, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamakla yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve buna bağlı olarak uygulanma zorunluluğu, anayasal hak ve özgürlüklerin korunmasının da güvencesidir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, Anayasayı tamamen anlamsız ve işlevsiz hale getirebilir.
Anayasa’nın anlamsız hale geldiği, bireylerin ve toplumun hukuka ve devlete olan güveninin sarsıldığı yerde ise bizleri bir arada tutan değerleri koruma imkânı kalmayacaktır” dedi.
Açıklama üzerinde kim ne diyecek çok da umurumda değil ama…
Anayasa Mahkemesi Salonunda, hâkimler ve izleyiciler huzurunda söylenen sözün bir anlamı ve değeri olsa gerek…
Anayasa Mahkemesinin görevi, yasama, yürütme ve yargı karar ve uygulamalarının anayasaya aykırılığının denetlenmesi ve tutumlarının düzeltilmesine ve her üç bağımsız gücün işlevlerini anayasaya uygun olarak yapmalarını denetlemektir.
Tekrarlayarak söylemiş oluyorum belki, ancak söylemekten kaçınmadan bir kez daha söylemek istiyorum…
Ülkede adaleti sağlamadan…
Tencereyi kaynatmadan…
Huzur bulmanız olası değildir.
AYM başkanının sözlerini bir de bu açıdan değerlendirin lütfen…
XXX
Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Üniversite Genel Sekreteri Prof. Dr. Cevdet Kılıç adındaki bir adam, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik Facebook hesabından hangi amaca yönelik olduğunu hem anlayıp hem de anlayamadığım paylaşımda bulunmuş…
Diyor ki bu Kılıç Efendi; “Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz…”
İmam efendi…
Türk milleti, gecelerin adamı değildir. Gündüzün aydınlığında yapacağını apaçık yapar. Senin gibi sinsi ve kalleş değildir…
Sana inancım gereği beddua etmiyor, Allah’a havale ediyorum…
XXX
Çorum’da Milli Mücadele karşıtı Teali İslam Cemiyeti’nin yöneticisi İskilipli Atıf’ın devlet erkânı ve AKP’lilerin de katıldığı törenle anıldığını da gördük…
İskilipli Atıf Hoca adıyla bilinen ve idam edilen vatan hainini anmak nedir anlamakta zorlanıyorum.
Ancak “Anma” eylemini yapanlara baktığımda, Kurtuluş Savaşı sırasında İskilipli Atıf Hoca gibi düşünen ve onun peşine takılanları gibi görüyorum.
Bunların geleceğini de Allah takdir eder elbette…
XXX
CHP’den istifalar oldu ya…
Bir kısım odaklar ve Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, ellerini ovuşturmaya başladılar ve Erdoğan, “İşte parçalanmaya başladılar. Acaba CHP kendi hükmi şahsiyeti adına ne yapıyor, hangi projeyi üretiyor, hangi programı savunuyor diye baktığımızda karşımıza sadece koskoca bir boşluk çıkıyor.”
Dedi de, 19 yıldan bu yana iktidarda kendi vardı, projeyi neden CHP üretmedi diye soruyor. Oysa CHP proje üretir ve iktidara sunar. Gerisi onun işidir ve bunu da defalarca yapmıştır, sunmuştur, yanlışlar için de uyarmıştır. Ancak iktidar dikine gitmiştir.
Ayrıca “Yakında tabela partisi olacak” dedi…
CHP’den bugüne kadar birçok kişi ayrıldı ve parti kurdu ama…
Bir tek hayatta kalanı göster!...
Yok ki, olmaz da. Çünkü CHP, cumhuriyetin kurucu unsurudur. Kilit taşıdır. Belki 1950 den bu yana tek başına iktidar olmamış, Bülent Ecevit’ten bu yana başarılı genel başkanlara sahip olamamış ancak ülkeye sahip çıkmayı hep bilmiştir.
Neden diye sor bakalım…
Nedeni şu; tabanı da sağlamdır, temeli de sağlamdır, Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi ideallere sahiptirler, izindedirler. CHP tabanını yok etmeden, ülkenin rejimini değiştiremezsiniz. Ayrıca CHP “Lider partisi” değildir ki lideri yok olunca parti de yok olsun…
Muharrem İnce mi?
Egosuna yenik düştü, diğerleri de ne yaptıklarının farkında bile değiller.
XXX
Bir konuya cevap vermem gerekiyor…
Takipçilerimden bir dost, “Abi… Sen eskiden böyle çok parçalı konuları bir yazıda yazmazdın n’oldu” diye sordu.
Haklı, aslında parça parça yazıyı ben de çok sevmem ancak, ülke gündemi o karar hareketli ve değişken ki, bir konuyu yazarken öteki gündemden düşecekmiş hissi ile hepsini bir araya getirme çabamdan.
Örneğin “ekonomi” gündemi üzerinde her gün yazarak milleti uyandırmak isterken, kabak tadı vermesin istiyoruz. Bir de uykudan uyanırlarsa na’parız…
Diğer bir endişem ise, bir dala basıp, 40 dalı yerinden oynatıp ortalığı karıştırmak istemiyorum. İstiyorum ki kısa ve öz yazayım, gündemi kaçırmayayım ve anlayan da anlasın…
XXX
SORUYA DEVAM…
OSB Başkanı Tahir Nursaçan Bey’e…
Neden “Cumhuriyet Odası” değil de “Osmanlı odası”?
Merak etmeyiniz, her yazımın sonunda bu soruyu sorabilecek kadar yerim var, olacak, olduracağım…