Siyasetin doğasında var; “öptüğün ele tükürmek; tükürdüğün eli öpmek!” Bunda; “etek öpmekle ağız kirlenmez!” özdeyişinin rolü olsa gerek. Bir rahmetli büyüğümüz bunu; “Dün dündür, bugün bugündür!” sözü ile ifade etmişti.
***
Aslında, bu söz diyalektiğin bir başka anlatımı… “Bir suda iki kez yıkanılmaz!”, sözünün günümüze yansıması. Ha. Unutuyordum, merhum büyüğümüzün güzel bir sözü daha var; “İleride barışacağınız insanla asla kavga etmeyin!”
***
Yine bu konuda güzel bir söz var: “İki ölç, bir biç!”. Ya da Hz. Ali Efendimize atfedilen şu söz de bu meyanda: “Söz, ağzından çıkana kadar sen ona hakimsin; çıktıktan sonra o sana hakim!”
***
Komşularımızla “sıfır sorun” diye yola çıktık, Maşallah “sorunlu” olmadığımız kalmadı. Baktık, içeride ve dışarıda pabuç pahalı bu sefer, tekrar “dostluk çubukları” yakmaya başladık… Olan, “tüfekçi Bekir’e” oldu… Bu söz Kayseri’ye has olup, tamamı şöyle; “Yırtılan tüfekçi Bekir’in yakası!”
***
Unutmayın; trafikte “U dönüşün” yasak olduğu yerler var. Ama politikacılar buna tabii değil! Onlar her yerden dönebilir. Bir sakıncası yoktur.
***
Ahali, “unutma illetli” olduğundan, çarklardan, politikacı, çıkar umar… Bunu, sandığa yansıtmak ister. Tabii, ahali de ne kadar “yer!” bunu, bilemem…
***
Dedik ki, “aynı suda iki kez yıkanılmaz!” Umarım, ahali, yakın geçmişten ders alır, algı operasyonlarına aldanmaz, sandığı doğru dürüst kullanır.
***
Yine tekrar veriyorum. Bunu, merhum Çetin Altan’dan aşırdım: Politikacı sormuş; “Geçen seçimlerde ölen babanız mıydı yoksa siz miydiniz?” Sormaya devam etmiş; “Geçen seçimlerde elini sıktığım siz miydiniz yoksa ananız mıydı?”
***
Konumuza uygun mu değil mi, bilemem… Şair Eşref’e izafe edilir. 2. Meşrutiyet ilan edilmiş. Ahali sokaklara dökülmüş, “yaşasın hürriyet, kahrolsun istibdat!” nidası ayyuka çıkıyor. Bunu gören Eşref şunu söyler: “Devri istibdattı söylemeden keserlerdi adamın kellesini. Şimdi ise devri hürriyet önce söyletirler sonra keserler adım kellesini!”.
***
“Günaydın!” mı demek gerekir bilmiyorum. MHP lideri Devlet Bey, şu tarihi çıkışı yapmış: “Partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Bahçeli, Erdoğan-Sisi görüşmesine ilişkin ‘Cumhurbaşkanımızın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile Katar'da kurduğu temas doğru bir temastır. Bize göre arkası getirilmelidir. Bununla da kalınmamalı, Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile de görüşme vasatı açılmalı, terör örgütlerine karşı ortak bir irade oluşturulmalıdır’" demiş.
***
Daha önceleri nerelerdeydiniz?
***
Bunu en güzel; “ba’delharabül Basra anlatır!” Sormak lazım; “Peki, on üç yıl Esed sözünü boşuna mı çiğnedik!”
***
Soru şu: “Esed’e, Esad demeye başlayınca ÖSO’ye, İhvancılara, rejimden kaçıp ülkemize sığınanlara, cihatçı örgütlere, maaş verdiklerimize ne diyeceğiz?” Şahsen ben çok merak ediyorum? Ya, bu sefer de bunlar “zırtlarsa”, halimiz nice olur?
***
Tabii, cehlimize versinler… Devlet adamı olmak kolay değil… Bizim dediklerimiz; “mesela!” dedik hükmünde… Bir kıymeti harbiyeside yoktur. Ciddiye alınacak türden değildir. Umarız, bağışlarlar.
***
Yazıyı kaleme alırken, pencereden baktım, hava kapalı, hafif yağış gözüküyor… Bir de baktım, karşı kaldırımda karo döşemesine başlamışlar. Hummalı bir faaliyet var… Demek ki, bizim uyarımızıişe yaradı…
***
Görmedim ama bizim tarafa da başlamışlar, Fuzuli tarafından… Bakalım ne zaman bitecek. Bir de, ev sarsıntısına engel olabilir umudu ile varyantımızın asfaltını yenilerlerse iyi olur. Zira asfalt çok parçalı, kırık çok, çok da sertleşti… Defalarca uyarımıza rağmen ciddiye almadılar. Umarım, kaldırım düzenlemesini fırsat bilir, battı-çıktının başladığı yerden, Kocasinan Pasajı’na kadarlık kısmın asfaltını da yenilerler…