Geçen haftaki yazımda Putin Efendi Ukrayna’ya girerse birçok alanda mağduriyetimizi, temel yaşam malzemelerinin temininde yaşayacağımız sorunları ve ekonomimize vereceği olumsuzlukları dile getirmiştim.
Ukrayna’da mahsur kalan öğrenci ve diğer vatandaşlarımızın savaş bölgesinde, sığınaklarda yaşam mücadelesi verdiklerini, temel ihtiyaç maddelerini bulamadıklarını ve ilgisiz kalındığını anlattıklarında içim parçalandı. Orada hala kurtarılmayı bekleyen çocukların, iş insanlarının ve devlet görevlilerinin yerinde olmak ve kurtarılmayı beklemek istemem, onların anne ve babalarına Allahtan sabır ve metanet dilerim.
Televizyon kanallarının müdavimleri, her konuda bilge olan büyük insanlar, Putin’in başarısızlığını ve hüsran olacağını, Ukrayna’nın mağduriyetini ve insanların masumiyetini, Dünya Liderlerinin olaylara yaklaşımını, Montrö Sözleşmesi’nin ülkemiz için önemini ve uzmanı olmadıkları konuları günlerce tartışırlarken oradaki insanlarımızın akıbeti konusunda, Dışişleri Bakanlığımızın iradesini ve varsa yaptırımını konuşmuyorlar, ben duymadım. Gelişmesi ve büyümesi ile övündüğümüz bu teknoloji, çocukları, masumları ve sivil halkı öldürmek için hiçbir engele takılmadan zalimlere saltanatını sürdürme aracı olmuş. Füzeleri, bombaları, ses duvarını aşan Jetleri ve denizden saldıran Gemileri kullanan ve üretim tesislerinde çalışan insanların yerinde asla olmak istemezdim.
Bazı ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı için hüzünlenen, başkalarının yaşam biçimine gıpta eden, kendi elinde olanla yetinmeyip aç gözlülük yapan, okuma alışkanlığı olmadığı için görgüsüzlüğü ve şatafatlı yaşamayı ayrıcalık olarak gören yurdum insanı, empati yapma yeteneği gelişmemiş, yüreği katılaşmış, acıma duygusu körleşmiş ve insanlaşamamış olmanın meselesidir. İnsanlığın başına bela ve insanca yaşamanın özelliklerine uymayan, gözü hep yükseklerde olan, kazancında alın teri olmayan ve kamudan emeksiz beslenen meziyetlerle donanmış insan olmak istemem.
Gençleri, çocukları, kadınları ve masumları öldürerek, onların yok olması için zemin hazırlayarak saltanatını devam ettirmek isteyenler, sahte kahraman olmak isteyenler, askere göndermemek için evlatlarına çürük raporu alan elitler ve bulunduğu her ortama uyum sağlayan suratsızlar. Felaketin kapımızı çalmasını beklemeden Irak, Suriye, Libya ve son olarak Ukrayna’da yaşananlardan ders çıkartmalıyız. Batılılar her zaman ikiyüzlü davranır. Demokrasi, refah ve teknoloji getirme vaadiyle girdikleri Ülkeyi talan ederler, sonra imar etmek için yeraltı ve yerüstü kaynaklarınızı tüketirler. Batılıların işgalindeki bir ülkenin vatandaşı olmayı asla istemem.
“Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyiş ve kurtuluşun anası hürriyettir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK