Tekir yaylasına üçüncü gezim bu yıl… Bu sefer, eski Kıranardı Belediye Başkanlarından Asım Dilbaz ile birlikte gittik. Yanımızda da DSİ’den emekli iki arkadaşımız vardı. Tabii, ziyaretimizin asıl sebebi yapıldığından beri bir türlü su tutmayan KıranardıGöleti’ndeki(Öküzçukuru) çalışmaları görmekti.
***
Ciddi bir şantiye, harıl harıl bir çalışma ile karşılaştık… Neredeyse işin sonuna gelinmiş. Eylül ortalarına doğru kaplamanın biteceğini ve takiben su tutulmaya başlayacağını söyledi, yüklenici.Tabii, bunları anlatırken yüklenici, bir de sitem etti.Teminatın yakılması, işin akim kalması endişesi ile şimdiki yüklenici deişi bırakmaz; inşallah bu seferki de “yandaş”değil falan demişim. Yazıyı anımsayamadım. O hatırlattı… Bu konuda çok yazdığım için anımsamakta zorlanıyorum. Öyle ya, kolayca iş bırakabilmek için siyasal iktidara yakın olmak gerekir.
***
Sitemi de “yandaş” sözcüğü nedenleydi; “Kadir abi, biz yılların müteahhidiyiz. AK Parti öncesi de sayısız iş yaptık. Bu benzetmene çok üzüldük!”, dedi.Gerçekten ben de üzüldüm… Ve özür diledim… Bazen, üzücü ya da amacı aşan cümleler, kelimeler kullandığım olmuyor değil. Günlük ve sınırlı zaman dilimi içerisinde yazmanın zorlukları bu hataya düşürüyor bizleri. Bu da o türlerden birisi. Umarım, bağışlanırız.
***
Şantiyeyi ve yapılan işi görünce, dendiği gibi bu işin uzmanı olduğu anlaşılıyor, yüklenicinin. Tabii, DSİ’de bu işi ciddiye almış, ciddi bir proje hazırlamış.Benim bildiğim DSİ’ye de bu yakışırdı. İşin bu sefere ciddiye alındığını, geçen yıl Dilbaz bana intikal ettirmişti. Zira, anormal fiyat artışları, ödenek sıkıntısı vs. nedeniyle yüklenicinin işi tasfiye edebileceği endişesi taşıyordum. Yapılan işi görünce;“yüklenici, inşallah fazla zarar etmez!”, dedim Asım Başkan’a ve bunu da yükleniciye ilettim.
***
Dilbaz, bu projenin fikir babası ve temeli de onun Başkanlığı döneminde atıldı. Devamı ona kısmet olmadı. Sonra, Hinterlant gereği Kıranardı Belediyesi kapatılıp, yöre Melikgazi’nin bir mahallesi olunca, ister istemez burası Büyükşehrin ve Melikgazi Belediyesi’nin görev alanına girdi.
***
Öyle oldu böyle oldu, geç de olsa iş bitmek üzere… Umarım, su tutar ve bölge sulamasına hizmet vermeye başlar… Bu göletten Kıranardı’nın tamamı ve Hisarcık’ın bir kısmı yararlanacak. O nedenle Büyükşehir ve Melikgazi Belediyesi’ne, eskiden yaptığım uyarıları tekrarlamak ihtiyacı hissettim…
***
Tamam,Gölet bitti ama iş bitmedi… Unutmayın, bir makinenin bazı parçalarının doğru tasarlanması makinenin doğru dürüst çalışacağı anlamına gelmez. Fotoğrafı tam göremezseniz, etkin ve verimli bir hizmet götüremezsiniz.Burada önemli olan, en az zayiatla suyu, son tüketiciye götürebilmek…
***
Bunun anlamı şu: Su kayıp ve kaçaklarını en aza indirebilmek. Yani ana su arklarını ve tali bağlantıları gözden geçirip, rehabilite etmek. Gerekirse, sıfırdan su yolları yapmak. Bir de su yollarının pisliklerini temizleyip, suyu rahat akmasını sağlamak. Unutmayın, arklar içinde çıkan bitkiler su akışını önler.
***
Bunu yaptığımızda, faraza, yüzde 10 gibi bir kazanç elde etsek bu300-400 bin metre mikap su demek. Tekir ve Öküzçukurutoplam su hacmin3 milyon metreküp olduğunu unutmayın.
***
Su yollarının rehabilitasyonu, gerekirse yeni su yollarının yapımı ön şart.İkincisi, sık sık üzerinde durduğum konu şu: Tekir sulama havzasında (Kıranardı, Hisarcık, Merdivenli, Karacaören, Eşekmeydanı vs. ile sınırlı) çoğu atıl vaziyette duran 10 tondan 500 tona kadar sayısız kuyu ve mahzen var. Bunlar, 20-25 yıl öncesine kadar bahar suları ile doldurulur, kullanma ve hatta içme suyu olarak kullanılırdı.
***
Geçen zaman zarfında, bu bölgelere şebeke suyu gelince, bunlar da itibardan düştü. Çoğu kullanılmaz oldu, bomboş duruyor. O nedenle, Melikgazi Belediyesi, depoları aktif hale getirmek için bir proje hazırlamalı, bir “su yönetimi” kurmalı.Hisarcık deresinden baharda akan sularla, bunların doldurulması teşvik edilmeli. Hatta, saat başına sembolik bir bedel de alınmalı.
***
Tahminimi söyleyeyim, bu su depolarının toplam kapasitesi, bir Tekir Göleti kapasitesi kadar.Büyük bir kapasite. Bunun bir anlamı da şu: Bu sayede, bir Tekir ya da Öküz Çukuru Göletikazanıyorsunuz.
***
Tabii, kuyu ve mahzenler gözden düşünce, atıl bir vaziyete gelince şu ya da bu nedenle, su yolları kapandı. Bir kısmının üstüne evler yapıldı, bir kısmından yol geçirildi. Bu durumda, Belediye bunları by-pas edip yeni su yolu yapabilir. Hiç de zor değil. Tabii, buna bizzat ilgilenenler karşı gelecek, tembelliklerinden ama Belediyemiz bunu bir proje olarak benimserse, ihaleye de çıkabilir.
***
Üçüncü konu da şu, sık sık üzerinde durduğum. Bir yılda düşen yağışın, bir ayda düşmesi gibi ama hiçbir yararının olmadığı bir sürecek giriyoruz. O nedenle, yağışların da sulama hizmetine sunulması mümkün. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediyesi belirli binalarda, sitelerde vs. yine belirlenen hacımda “sarnıç” yaptırılmasını, ruhsatın bir parçası haline getirdi… Damlardan, çatılardan akan sular buralara dolacak.
***
Kayseri’de de neden olmasın ki? Mesela bağ evlerinde, sitelerde, kamu binalarında çatı sularının depolanacağı bir dizi sarnıç zorunlu tutulabilir. Buralar, koyacakları bir su motoru ya da kot farkından yararlanıp cazibe ile sular bahçe, çiçek, çayır sulamada rahat kullanabilir. Unutmayın bunların sulanmasında, çok çok kıt, musluk suyu kullanılıyor.
***
Mesela, bağlar eteğinde, kanalizasyonlar, bir kuşak ile arıtma tesislerine aktarılıp, burada arıtma yapılıp, bu su ile park ve bahçeler, refüjlerdeki bitki örtüsü sulanabilir mi? Bunu bir teklif olarak KASKİ kabul eder ve değerlendirirse iyi olur. Aklıma geldi de teklif ettim.
***
Sonuçta, Büyükşehirve Melikgazi Belediyeleri, “su yönetim birimi” kurup, yeraltı ve özellikle yerüstü sularının etkin ve verimli bir biçimde kullanılmasını sağlamalı.