Son günlerdeki kaos malum.
Her köşe başında yeni bir trajedi var.
Yaşanan günlük olaylar toplumun öylesine dengesini bozdu ki, bu saatten sonra soru şu;
Normale dönmek, normal mi?
Malumunuz, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablo sonrasında bir normalleşme, bir yumuşama, bir zeytin dalı, karşılıklı uzlaşıya dair bazı adımlar atılmıştı.
Ancak gelin görün ki o uzlaşı dili çok geçmeden yine yerini nobran tavırlara bırakmış, siyasilerin ses tonu yine ve yeniden üst tınıdan çıkmaya devam etmişti.
Halen de devam ediyor.
Görünen o ki devam da edecek.
Seçilenler zannediyor ki, bu devran ölene kadar sürecek.
Hep onlar seçilecek, ya da başkasının seçilemeyeceği bir sistemi getirerek ölene kadar orada kalacaklar.
Yanlı ve yanlış bir yaklaşım.
DEMOKRASİ SINAVI…
Bazı sınavlar zor olur.
Çetin geçer süreç.
Zira Türk insanı Atatürk gibi bir değerin bu ülke insanına nerede ise Altın Tepsi’de sunduğu bir çok nimetin kıymetini anlayamadı bile.
Özellikle kadınlarımız kendilerini ikinci sınıf bir vatandaş olarak gören padişahlık döneminde medeni milletler seviyesinin dahi önünde kendilerine tanının hakları ya tam manası ile anlayama ya da sindiremedi ve Emevi anlayışının dayatması uydurmu-kaydırma din kisvesi ile uyutulmaya devam ediyorlar.
Türkiye ne kadar kötüye gitse de Demokrasi sınavını en iyi veren ülkelerden birisidir.
Cumhuriyetimiz ne kadar örselense de ulu önder Atatürk’ün dediği gibi “Kimsesizlerin kimsesidir.”
Laiklik ne kadar tartışılsa, değiştirilmeye çalışılsa da Anayasa’dan da özellikle ilk dört madde kaldırılma girişimleri başta olmak üzere temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp yine ve yeniden gündemimize sokulmaya çalışılsa da, değiştirilmeye çalışılsa da sanırım bu o kadarda kolay olmayacaktır.
“Her yol mübah” diyen makyevellist bir zihniyet yönetiyor Türkiye’yi yıllardan bu yana.
TÜRKİYE ÖLÇEĞİ…
Hep şu empoze edildi.
Türkiye uçuyor.
Türkiye büyüktür, birçok şeyin üstesinden gelir.
Türkiye sorunları ile baş edebilir.
Türkiye dört mevsimin aynı anda yaşandığı cennet bir ülkedir, bu tarihi ve doğal güzellikleri sayesinde de Turizm’de büyük rakamlar kazanabilir.
Evet…. Doğrudur Türkiye yüce yaratıcının bizlere en büyük hediyelerinden birisi cennet bir ülkedir.
Peki şunun da farkında mısınız, böylesine cennet bir vatanı kul eli ile cehenneme çevirmeye hakkınız var mı?
Terör ile, sığınmacı istilası ile, orman yangınları ile, ekonomik talanlar ile, resmi kurum ve kuruluşları değersizleştirmek ile, ekonomide hiç olmadık icatlar ile zengini daha zengin, fakiri daha da fakirleştirerek, üç beş yandaş müteahhide verdiğiniz ve devlet garantili ihaleler ile…
Duydunuz mu Antalya bölgesinde 240 otel konkordato ilan etmiş ve iflasını istemiş.
Türk insanı için tatil yapmak zaten hayal…
Gelinen tablo bu…
Ne diyelim, kime dert yanalım…
KAYSERİ GERÇEĞİ…
Birkaç gündür yaşananları yazıyoruz.
Aslında biz 40yıldır yazıyoruz ama sanırım son olaylar bazı şeyleri depreştirdi.
Dikkate alınmayanlar, sümen altı edilenler, “Olur böyle vakalar, bizimkiler yakalar!” tavrının ne kadar basit bir yaklaşım olduğu görüldü.
Bu kadar kontrolsüz insanın nelere mal olabileceğine dair bir fragman aslında bu.
Eğer işi savsaklamaya devam ederlerse sanırım daha vahim boyutta ve daha da kanlı bir prova daha kapıda olacaktır.
Eğer içeride ki ve dışarıda ki işbirlikçiler Türkiye’de bazın şeylerin değişmesini istiyor ya da istemiyorlarsa demek ki bazı şeyler öyle kuru kuruya olmayacak.
Malum söz unutulmamıştır.
Kanlı mı olacak, kansız mı?
HER GÜN YENİ BİR SINAV…
Ne yazık ki öyle oluyor.
Her gün yeni bir sınava uyanıyor Türkiye.
Her gün daha da zor bir tabloya maruz bırakılıyor Türk insanı.
Nereden ne zaman neyin geleceğini kestirmek güç.
Genel de böyle olur.
Ayakları yere sağlam basan ülkelerde her gün böyle tuhaflıklar olmaz.
Herkes iyi kötü “Ayağını yorganına göre uzatır!”
Yarını ile ilgili tek endişesi yoktur, doğa olayları haricinde.
Ne bir mali tatsız sürpriz, ne komşularla savaş olasılığı, ne bir sığınmacı istilası, ne petrole zam, ne ev kiralarında inanılmaz artış, ne de Asgari ücret ya da emekliye zam vermeme gibi bir olasılık…
Zaten bu tür olumsuz tablolar ya 3. Dünya ülkelerinde olur…
Ya da bizim gibi ne yüzünü tam batıya dönemeyen, ne de doğudan vazgeçemeyen araftaki ülkeler için geçerlidir.
SORU/YORUM…
Şimdi siz değerli okurlarımıza soruyorum.
Normale dönmek normal mi?
Normale dönmek mümkün mü?
Normale dönmeyi isteyen var mı?
Bu ülke hepimizin.
Bu karar da o zaman hepimizin.
Ya hep beraber bu kararı verecek ve arkasında duracağız, ya da birileri bizim adımıza bu kararı verecek ve biz de her zaman olduğu gibi onların kararlarına boyun eğip, sonucuna da biz katlanacağız.
Unutmayın Hitler’in tarihe geçen bir sözü var.
Nazi komutanlarından biri:
Efendim halk ölüyor, ne yapacağız?
Hitler: Bu, onların tercihiydi.
Bizi onlar seçti, elbette ölecekler (!)