Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 04.10.2022 12:23

NİHAYET DAYANAMADI MERAL HANIM!

Facebook Twitter Linked-in

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, birkaç kez uyardı. Anlamadılar… “Benimle misiniz, benimle değil misiniz?”“Çekilin önümden yolumu kesmeyin!” türünden uyarılar yaptı, üstü kapalı ama “tınmadılar!”. Eleştiriye, karşı atağa devam ettiler… Hatta bir meseleyi, iki saate yakın görüştüler televizyonlarda. Genellikle Halk TV, TELE1, KRT gibi televizyonlarda. Tabii, köşelerinde de yazlarında…Her biri birer siyaset allamesi…

***

Tabii, herkesin eleştiri hakkı vardır ama kimliğini de açıklamak kaydıyla… Sözüne ya da eleştirisine; “Ben, Marksist’im, ben sosyalistim, ben Kemalist’im, ben Atatürkçü’yüm…” diye başlamalı… İdeolojik müktesebatlarının bir siyasal parti ile özdeşleştirileceğini unutmamalılar. Öyle ya, söyledikleri, mensubu oldukları sanılan CHP’ye ciro ediliyor. İktidar ve medyası bunları alıyor ele çıkıyor yola; vurdukça vuruyor.Yine öyle ya; adamlar muhalif ve sol/sosyal demokrat jargon kullanıyorlar.

***

İnanın, söyledikleri, eleştirdikleri de incir çekirdeğini doldurmaz… Mesela mı? Mesela, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir kışta kıyamette, ulaşım zorlanırken, İngiliz Büyükelçisi ile yemek yemesini. Bir sel baskınında, yine İmamoğlu’nun tatilde olması vs. İktidar, haklı olarak “aldı ele, çıktı yola!”. Sanki karı başkan küreyecekmiş gibi, bunlar da topa tuttular.

***

Elazığ’da deprem oldu… İmamoğlu da “geçmiş olsuna!” gitti. Birkaç gün kentte kaldı. Bir iki söz verdi… Oradan, kayak için Erzurum’da bulunan ailesinin yanına gitti. “Vay nasıl gidermiş?” Yani, adamElazığ Belediye Başkanı değil,  iktidar değil, hükümet değil, ilgili bakan değil, oraya “kazık mı çakacaktı”?

***

Bunu iktidar mensupları eleştirebilir, başkaları da ama CHP’li olduğu sanılan bazılarının, hem de acımasız eleştirmesi, soru işaretini de yanında getirir. Acaba İmamoğlu, beklentilerini yerine getirmediler de ondan mı?

*** 

Tabii, benim bu yaklaşımıma itiraz edecek çok olacak biliyorum. Benim, rasyonel yönetim anlayışım böyle değil… Ben de Başkan olsam İmamoğlu gibi davranırdım. Siyasal popülizmin bu ülkeyi ne hale getirdiğini göremediniz mi hala? Yani, Başkan her rüzgarda, her karda, her yağmurda kaskı kafasına geçirecek, çizmeleri giyecek, yağmurluğu arkasına geçirecek, olay yerinde boy gösterecek… Boy boy görüntü verecek… Bir de eline kazma, kürek aldı mı? İşlem tamam!..

***

Size, çağdaş yönetim anlayışından bir doğruyu vereyim: “Siz varken yapılan değil. Siz yokken ne yapıldığı önemli!” Eğer bir işletme, bir kurum/kuruluş bunu gerçekleştiremiyorsa, onlarca sorun var demektir,orada… Başkan, olsa ne olur, olmasa ne olur… İşin ilginci, çağdaş olduğunu söyleyenler, çağdaş yönetimden yana olanlar eleştiriyor İmamoğlu’nu…

***

Bu örnekte soru şu: Büyükşehrin görev alanı içerisinde, kardan kapanan yollar oldu mu? Olduysa kaç saat sonra açıldı? İmamoğlu bağlamında, benim için önemli olan bu sorunun yanıtı. İlçe belediyelerinin, Ulaştırma Bakanlığının görev alanına giren yolların hesabını iktidar ve yandaşlarıİmamoğlu’na sordu. Peki, kendinden yana olanlara ne demeli? Ya görev alanlarından habersiz ya da kastı aşan, yıpratma peşindeler.

***

Tamam, eleştiri hakkınız kimse bir şey diyemez ama evire çevire konuyu gündem getirmek; bazen bir haftayı aşkın bir süre TV’de tartışmak neyin nesi?İnandığımı söylüyorum: Bunlar, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinden, umduklarını bulamadılar; Sayın Kılıçdaroğlu, bunlara pek yüz vermedi de ondan…

***

Bunlar daha, önümüzdeki seçimin, eskiden olduğu gibi,“sağ-sol kavgası” ve şimdidenbu kavgayı kazandıklarını sanıyor; “Armudun sapını, üzümün çöpünü” hesaplıyorlar. Oysa bu bir seçim değil. Bu bir Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl şekilleneceğini belirleyen son viraj… Geçmişte kavga ettikleri, şimdi ise iktidar karşıtı kişi ve gruplarla kavga etmenin, onları sıkıştırmanın ne faydası olabilir ki?

***

Unutmayın bu seçim, klasik seçimler cümlesinden değil. Asırlık Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokrasi” ile taçlandırıp taçlandırmama seçimidir. Ben gönlümden geçeni söyleyeyim; Çoğulcu, saydam, hesap verebilir, hukuku üstün kılan, kuvvetler ayrılığına müstenit, yüzü batıya dönük laik ve demokratik bir cumhuriyet… Çoğunluğa dayanan, otoriter, totaliter, baskıcı, batıya kapalı bir yönetimin gelmesini arzu etmem. “Demokrasi benim için bir tren/araç, istediğim istasyonda inerim”, diyenlerle asla bir olmam mümkün değil.

***

Evet. Nihayet Meral Hanım patladı. Bakınız neler dedi: Cumhuriyet gazetesinden Gamze Kolcu ve Sertaç Eş'ebeyanat verenAkşener, Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin tartışmalara yönelik; "Medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar var. O dil, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Burada iyi niyet görmüyorum" ifadelerini kullandı.

Devam etti;"Çünkü partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var. Bu tavır, hem sayın genel başkanlara, hem de masaya davet eden Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı yapılmış bir saygısızlık"dedi.
 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —