Ekonomist değilim, ekonominin kitabını falan da yazmadım… Ama iyi bir iktisat/ekonomi meraklısıyım… Kitaplığımda, ekonomi ve iktisat ile ilgili eserler epey bir yer tutar… Sürekli yazılarını, konuşmalarını takip ettiğim farklı disiplinlere sahip, konunun ustaları Ege Cansen, Mahfi Eğilmez, İlhan Kesici, Esfender Korkmaz, Korkut Boratav, BilsayKuruç, Meriç Köyatası, Daron Acemoğlu vs… Dikkatli takip ettiklerim.
***
Çok dikkatli bir okuyucuyum. Okuduğumu az çok anlayabilecek noktadayım… Obsesyon iktisatçılara/ekonomistlere, iktidar çalgısına ayak uyduranlara hiç itibar etmem…
***
Eğilmez ustamızın yazılarını zaman zaman bu köşemde paylaşırım. Bu sefer; “Yanlış Ekonomi Politikasının Sonuçları” (Kendime yazılar, 23 Temmuz 2023) başlıklı yazısını paylaşacağım.Yaptığımız hatalardan ders almazsak, ısrarla hataya devam edersek, işin içinden çıkamayız. O nedenle önce hataları bir bilelim.
***
Bakalım, “Ekonomi politikamızın yanlışları” nelermiş?
***
“Atatürk dönemi dışında hiçbir zaman doğru yollarda olmayan ve çoğu kez siyasal amaçlara kurban giden ekonomi politikamız son yıllarda tümüyle yanlış yollara girdi. Bu yanlış yollara giriş tercihi hem para politikasında hem maliye politikasında hem de kur politikasında söz konusu oldu ve olmaya da devam ediyor.
***
Bugüne kadar yapılan en ciddi ekonomi politikası yanlışı enflasyon yükselirken Merkez Bankası’nın politika faizini düşürmesiydi. Enflasyon yükselirken talebi kısarak enflasyonu denetim almak yerine faizi düşürerek talebi iyice artırma yoluna sapılınca enflasyon rayından çıktı.
***
Sonradan baz etkisiyle bir süre enflasyonda düşüş görülse de bu etkinin bitişiyle birlikte yükseliş yeniden başladı. Çekirdek enflasyon bize enflasyonun yükseliş eğiliminde olduğunu açık biçimde gösteriyor. Şimdilerde bu hatadan dönüş için Merkez Bankası yavaş yavaş faizi artırmaya başladıysa da ne yazık ki bu tek başına sonuç verecek bir hamle olmaktan çok uzak.
***
Sermaye hareketlerinin serbest olduğu, dolarizasyon etkisindeki gelişme yolunda ekonomiler için bu konudaki kural şudur: ‘Merkez Bankası faizini yanlış belirlediğinizde bütün ekonomiyi alt üst edersiniz, sonradan doğru belirlemeniz halinde tek başına bu düzenleme ekonomiyi toparlamanıza yetmez. Faiz, tek başına ekonomiyi batırır ama tek başına ekonomiyi çıkaramaz.’
***
Kur politikasındaki yanlış daha önceleri başladı. Kurdaki artışın ithal girdi maliyetlerini ve dolayısıyla enflasyonu körüklediğini gören ekonomi yönetimi Merkez Bankası ve kamu bankaları aracılığıyla piyasaya döviz satarak kurları baskı altına almaya girişti.
***
Sermaye hareketlerini serbest bırakmış, dışa açık ve üstelik de dolarizasyon etkisindeki bir ekonomide başkalarının parasını denetlemek ne yazık ki belirli sınırlar dışında mümkün değil. Bu konu ekonomi teorisinde,imkânsız üçleme hipotezi denilen bir yaklaşımla anlatılıyor: ‘Sermaye hareketleri serbestse kuru ve para politikasını aynı anda denetim altında tutamazsınız.’
***
Türkiye, sermaye hareketleri serbest iken hem faizi hem kuru denetlemeye kalkıştı. Sonuçta rezervleri tükendi ve Merkez Bankası’nın swaplar hariç net rezervleri eksi 70 milyar dolar düzeyine kadar geldi (şimdilerde eksi 45 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.) Kur politikası, kurdaki geçici dalgalanmalara müdahale amacıyla uygulandığında anlamlıdır, kuru sürekli baskı altında tutmaya yönelik bir politika Türkiye’de olduğu gibi eksi rezerv sorunu yaratır.
***
Maliye politikası da yanlış uygulandı. Enflasyonun yükselişte olduğu dönemde büyümeyi artırmak uğruna vergi indirimlerine gidildi. Şimdilerde o vergi indirimlerinin yarattığı hasarı onarmak için vergiler artırılıyor, alınan vergiler bir kez daha alınmaya çalışılıyor. Üstelik vergi artışları, geçmişten gelen kayıpları karşılamak için olması gerekenden de yüksek tutulmak zorunda kalınıyor.
***
Bununla birlikte kamu harcamalarıyla ilgili hiçbir ciddi düzenleme söz konusu değil. Tasarruf önlemleri adı altında kamu kesimi için öngörülen kâğıt, kalem, dosya harcamalarını azaltan önlemlerin hiçbir anlam taşımadığını, asıl tasarrufun, gereksiz binalar, gereksiz kiralar, gereksiz lüks otomobiller, uçaklar, gereksiz geziler ve ikişer üçer farklı yerden alınan ücretlerden yapılması gerektiğini herkes biliyor.
***
Bütün bu yanlışlar sonucunda fiyatlar artıyor, enflasyon yükseliyor ve ücretler de ister istemez yükseltilmek zorunda kalınıyor. Ücret artışları, enflasyonu karşılayacak düzeyde olmasa bile bu kez satıcılar buna bakarak fiyatlarını yeniden artırıyorlar. Fiyatlardaki artış, satın alma gücünü düşürdüğü için ücret artışlarını yeniden gündeme getiriyor ve böylece ücret – fiyat çekişmesi denilen sarmalın içine giriliyor.
***
Bu tür konularda kural şudur: ‘Topluma tasarruf için öneride bulunacaksanız tasarrufa kendinizden başlamanız gerekir. Yazanların uymadığı kurallara kimse uymaz.’” (Devam, edecek)