Kayserispor’un sportif direktörü Ali Naibi gelir gelmez çıtayı yükseltti.
İlk söylem “Avrupa kupalarına katılacak bir Kayserispor!”
Hedef güzel, dolu dolu bir açıklama.
Peki şu anda içinde bulunduğumuz tablo?
Hem Naibi’nin açıklamalarının satır aralarını okuyalım, hem de konu ile ilgili gelinen son noktaya dair gelişmeleri irdeleyelim bir yandan.
UZUN VADELİ HEDEFLER…
Kayserispor Futbol Direktörü Ali Naibi, sarı kırmızılı takımın yeni sezon için hedefini açıklayarak, "Kayserispor, Avrupa Kupası’na katılan takımlardan birisi olacak" dedi.
Bir kaç madde halinde sıraladığı hedefler bağlamında Naibi, sarı kırmızılı takımın önümüzdeki sezonki Yol Haritası ile ilgili olarak
“2 senedir zor günler geçiren Kayserispor’u korkulu rüyadan uzak tutmak.
Sonrasında ise Avrupa kupalarını katılmak adına çaba sarf eden bir ekip oluşturmak.
Kayserispor’u tepe takımların hemen peşinde sürekli mücadele eden takım konumuna getirmek istiyoruz.
Tabi ki bunu 1 sene de başarmamız mümkün değil.
Bir iki sezon içerisinde bunu başarabileceğimizi düşünüyorum” şeklinde hedefini uzun vadeli koymuş durumda.
NE DİYOR NAİBİ?
Kayserispor ile anlaşmaya vardığı süreci de özetleyen Ali Naibi, “Kayserispor ile anlaşmak adına Kayseri’ye geldiğimde tesisleri gezdim. Yapabileceklerimizi konuştuk.
Başkanımız, 2 sene içerisinde yaşananları anlattı.
Kulübün durumunu izah etti.
Kayserispor’a neler yapabileceğimi düşünüp tartıp karara vardım.
Açıkçası zor bir göreve geldim.
Ama Türkiye’de kolay bir kulüp yok görev yapmak adına.
Kayserispor’un farklı bir yanı burada büyük potansiyeli olması.
Muhteşem tesisleri var, stadı var, arkasında iyi bir desteği var.
Bu potansiyeli tekrardan ortaya çıkarıp 2 yıldır yaşanan korkulu rüyadan uyanıp önümüzdeki süreçte daha güçlü, büyüklerin ardında yer alan güçlü bir takım olması adına görevi kabul ettim” ifadelerini kullandı.
KAYSERİSPOR’DA MI UÇACAK?
Bu söylem son günlerin en popüler söylemi aslında.
Aslında sihirli kelime bu.
“Açıkçası zor bir göreve geldim.”
Gerçek anlamda Ali Naibi’nin söylediği gibi anlaması ve yaşaması gereken bir yapı.
Kayserispor başka kulüplerei benzemez.
Kayseri’nin yapısı, taraftarı, futbol kültürü, şehrin dinamikleri bambaşkadır.
Geriye dönük borçlandırmalar ve halen takımın içinde bulunduğu flu tablonun griden beyaza doğru d6önüştürülebilmesi bağlamında başta başkan Berna Gözbaşı olmak üzere yönetime girecek isimlerle birlikte kongre üyelerinin ve bu takıma değer veren herkesin ortak bir konsensüs oluşturup önce daha önce yapıldığı gibi “Eteklerindeki taşı dökmeleri” ve sonrada da adına ne derseniz deyin “Kutsal uzlaşı” bağlamında sanı kırmızılı camia için elbirliği yapmak adına kenetlenmesi şart.
Aksi takdirde kim ne hedef koyarsa koysun hamasi söylem olmaktan öte geçemez.
SİZCE DE BİR YANLIŞLIK YOK MU?
Evet… Bir zamanlar Kayserispor hem Avrupa’nın gediklisi hem de Türkiye kupasını kaldıran bir takım olarak tarihe geçti.
O dönem satışlardan gelen 62 Milyon Avro’luk bir rakam ve dönemin başkanının bıraktığı 70 Milyon TL ile başlayan ve bugünlere kadar gelen ve 350/400 Milyon TL’lere dayanan bir borç sarmalı da de var ve net rakam bir aksilik olmaz ise inşallah genel kurulda açıklanacak.
Dönemin menajeri ile açılan saçılan Kayserispor’un sattığı onca futbolcuya rağmen borçların bugünlere ötelenmesi ve göreve gelen başkanlarında borcu borçla çevirmesi nedeni ile Kayserispor’un şu anda koyduğu hedef ve borç sarmalı bir anlamda sizce de tezat teşkil etmiyor mu?
ADIM ADIM GİTMEK LAZIM…
Bu tür sıkıntılı süreçler adım adım aşılabilir.
Uzun vadeli programlarla ve ayakları yere sağlam basan projelerle.
“Ben geldim böyle oldu!” mantığı ile değil, “Ben geldim değişim başladı” daha doğru ifade olur hem kamuoyu nezdinde inandırıcı olmak adına hem de gerekli desteği bularak daha kalıcı olmak adına.
Kaldı ki bu güne kadar yapılan yanlışların, hep halının altına süpürülen pisliğin öyle bir iki sezonda temizlenmesi ve bu kadar borç yükünün altından da kalkılması o kadar da kolay ve inandıcı değil.
Bu nedenle el birliği ile 7’den 77’ye herkesin birlikte omuz vermesi lazım bu davaya.
Profesyonel bir yapı, “Sen-ben-Bizim oğlan” mantığından “Şehrin takımı-Hepimizin takımı” karakterine dönüştürülmeli.
Yoksa herkes kendi çalar kendi oynar, borç sarmalı gelecek nesillere kulüpler kapanana kadar devam eder…