Geçenlerde kulak misafiri oldum, Avrupa’dan yeni gelmiş birisinin anlattıklarına… Hatta sokak röportajlarında da sık sık rastlarsınız bu tür anlatımlara… “Çıkar telefonunu” derler, arkasından ilave ederler, “Avrupa’da var mı bunlar?“
***
Anlatana göre Almanya’da insanlar aç ve açıktaymış. İngiltere ve Fransa da bundan farksız değilmiş. Sonra ilave etti; “Bizim ülkemizde var mı aç ve açıkta olan? Çok şükür!”
***
Kişi başına geliri 45-50 bin dolar olan bu ülkelerde durum böyle olunca, gerisini siz tahmin edin. Sanırım, sürüm sürüm sürünüyorlardır…
***
Avrupa’dan yeni dönen vatandaşımız haksız değil… Baksanıza, seçimlere az bir zaman kala, anketler, “Cumhur ittifakı” oyunun yüzde 50’lere vurduğunu söylüyor. Öyle ya, bu ülkede “aç ve açık” kimse olsa, bu kadar teveccüh olur mu, “Cumhur İttifakı’na”? Hele bir sandıklar açılsın, yüzde 60 görmezsek, ben bir şey bilmiyorum…
***
Hele “Millet İttifakı” orta fol yok yumurta yokken, bölüşülecek pasta henüz ortalarda gözükmüyorken, sanki varmış gibi “paylaşım” kavgası yaptığı bir ortamda, daha düzinelerce gol yerler kalelerine.
***
Hele hele, İYİ Parti kurmaylarının, kanatsız uçmaya başlamaları, onu bunu beğenmemeleri, dudak bükmeleri ‘Cumhur İttifakı’nın işini daha da kolaylaştırıyor. Tutmasanız, tek başlarına iktidara gelecekler. TV’ler çıkan, siyaseti çok iyi bilen, İYİ Parti kurmaylarından aldığım intibaı aktarayım: “6’lı masadan tek aday falan çıkmayacak!”. Seçim şimdiden ‘Cumhur İttifakı’na hayırlı olsun.
***
Anlatılanlara bakınca, “2. Harp” sonrası yaşananlar yaşanıyor gibi Avrupa’da… Halk, açlık ve sefalet içerisinde. Tabii, ülkemizde “aç ve açıkta” kimse olmadığından, çok şükür İngiliz, Fransız, Alman halkı gibi değiliz. Öyle ya; “Bulunca yer, bulmayınca şükrederiz!” irfan geleneğinden gelen kişileriz.
***
Mesela bir iddia ortaya atıldı. Ne derece de doğru bilemem ama bizim evde benzeri şeylerin yendiğini de söyleyebilirim. O nedenle, haber doğrudur. Sık sık rastladığımız sofra benzerlerinden. Hem, ne diye abarttılar sofrayı anlayamadım. Hangi yere gitsen, hangi eve uğrarsan, rastlarsınız böyle bir sofraya.
***
Haber şöyle; “Hafta başında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında özel yemek servisi yapıldığı iddia edildi. Sözcü gazetesinden Veli Toprak’ın haberine göre;…Balıkesir Edremit ilçesinden gelen özel bir işletmenin çalışanları, yöresel yemeklerden oluşan menüyü… AK Partili yöneticilere servis ettiler.”
***
“İşletmenin sosyal medya hesabından paylaşılan menüye göre şu yemekler ikram edildi:
Başlangıç: Etli düğün çorbası. Tadımlık Edremit sepet peyniri. Mihaliç peyniri. Koyun beyaz peynir. 0,3 dizem erken hasat zeytinyağı.
Ana yemek: Balıkesir kıvırcık kuzu kol tandır. Kozak çam fıstıklı bademli içi pilav. Kuzu etli dövme keşkek. Edremit koyun yoğurdu.
Soğuklar: Çıkrıkçı ovası kerevizi. Portakallı kereviz. Bostancı ovası lahanası. Çam fıstıklı kuş üzümlü lahana sarması. Edremit ovası yer elması. Karaoğlanlar köyü kuzu ıspanak.
Salata: Kuzukulağı ısırgan otlu nar, ceviz ve keçi peyniri ile Eybek salata.
Tatlı: Zeytinyağlı cevizli/bademli Edremit ev baklavası.”
***
Kökü dışarı da solcuların/sağcıların, buna tepki vereceği muhakkak. Ama dünün “mücahidi”, günümüz “müteahhidi” bizim “ecmain” bu menüye ne diyecek, acaba? Çok merak ediyorum.
***
Tabii, münafık tayfasının dediği gibi bu ülkede “aç ve açıkta” milyonlar varmış… Halt etmişler; bizim ahali, hiçbir şey bulamazsa “sabırla, şükürle” doyuruyorlar karınlarını bundan büyük “nimet” olur mu? Hem Avrupa’da “sabır” ve “şükür” var mı ki?
***
Tabii, bu haber çıkınca ve bir de “Karne” dönemine denk gelince, münafıklar durur mu? Daha da azgınlaştılar… Asla doğru olduğuna inanmadığım, belli ki “Bay Kemal”kurgusu, şu haberi servis ettiler:“Habertürk'te bir ilkokul öğrencisiyle yapılan röportaj sosyal medyada gündem oldu. Öğrenci, muhabirle yaptığı konuşmasında, ‘Annem karne hediyesi et aldı’" dedi.Kasap da "Karne hediyesi[olarak], kasap abisinden 3 kalem pirzola…’ ifadelerini kullandı”.
***
Tabii, “üç kalem pirzola” beni, 1960’larda okuduğum, JackLondon’un“Bir kalem pirzola” romanına götürdü. Bu roman, o dönem ABD’sinde yaşanan sefaleti anlatır… Şimdi ABD’de sefalet var mı? Mutlaka vardır. Sanırım, insanlar orada da sürünüyordur; “aç ve açık”tır.
***
Tabii, dış dünyayı bilmediğimden, anlatılanlara inanmak noktasındayım, şahsen…
***
Gençler anımsamaz… Rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil Dışişleri Bakanı… Yabancı misyona, mutada yemeklerinden birisini veriyor. Menü, basına sızdı… İçlerinde; “Ekose etekli levrek” de vardı…Durur mu bizim “solda” ve “ecmain” kanadında “vuruşanlar”! Aldılar ele çıktılar yola; “Ekose etekli levreği!”. Vurdukça vurdular Adalet Partisi’ne ve merhum Demirel’e… Bazıları da “çay, simit” hesabı yapıyordu, meydanlarda.
***
Hayat çok pahalı diyen ve halktan kopuk, bir eli yağda bir eli balda, “tatlı su frenklerine” bir anımsatma yapayım. Geçenlerde bir kalıp peynir, dörtte bir Erzincan tulumu ve 250 gram“çizik yeşil zeytine” ne verdim, biliyor musunuz? 220 lira… Sürekli aldığım aynı firmaya ait, aynı miktarda (4 kğ.) yoğurt ise, 95 liracık olmuş. Sudan ucuz… Git bakalım, Avrupa ve dahi ABD’de bulabiliyor musunuz bunları!..
***
Afiyet olsun efendim!..