15 Temmuz hain darbe girişiminin seneyi devriyesinde, Devlet Bey,Ankara’da, Polis Özel Harekatmerkezini ziyaret etti. Eder ya! Ama ilginç bir şey oldu; Polis Harekat Daire Başkanı Sayın Bahçeli’nin elini öptü.
***
Öptü öpmesine fakat kıyamet de koptu, sağdan, soldan. Kimi; “bunda ne var, El öpme devlet geleneğimizde var. Devlet büyüklerinin eli öpülür!”.
***
Kimi daha ileri gitti; “Devletin başına devlet gelecek!”. Daha da ileri gitti; “Devlet başa kuzgun leşe!”
***
Kimi de; “Devletler karıştırıldı. Eli öpülecek devlet, bu devlet değil. Bir kamu görevlisi, bir siyasinin elini nasıl öper kamuoyunun önünde!” dedi.
***
Birisi de espri yaptı; “Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü!”diyerek komplo teorisiüretti, “öküz altından buzağı aradı!”. İşi, Tayyip Bey’emesaja kadar götürdü.
***
Vallahi biz de anlayamadık bunu ama aklıma merhum Ziya Paşa’nın bir buçuk asır önce söylediği şu dizeler aklıma geldi;
“Kâdı ola da'vâcıvü muhzır dahîşâhid,
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?”
***
Anlamı şöyleymiş; Hakimin davacı, mübaşirin tanık olduğu bir davada o mahkemenin verdiği hükme adalet denir mi?Muhzır, mübaşir anlamına geliyor, gerisi anlaşılır.
***
Tabii Daire Başkanı, bunu ne diye yaptı? Bilemiyoruz. Mutlaka kendisi açıklar. Ama artık kamu da “suyunun ısındığı!”; artık o makamda duramayacağı muhakkak.
***
Emeklilerin gözü aydın. Bir kısmına iki bin beş yüzlira ek ödemeye karar verdiler. Diğer kısmı, şimdilik havasını aldı. Tabii, “münafık tayfası!” da hemen devreye girdi; “Bunların hepsi de iki bin beş yüz alamayacak. Banka matike ya da banka veznesine gidince görecekler! Herkesin maaşı on iki bin beş yüz olmayacak!”
***
Bakalım, dedikleri gibi on iki bin beş yüz liraolacak mı, herkesin ki? Göreceğiz.
***
Ama bilinen şey o da şu. Ne olursa olsun, bu parayı bile Ağustos’ta alabilecekler. Bunu kâr saydı maliye. Bir de emekliler, “varlıkta” değil “yoksullukta” eşitleniyor. Diğer taraftan da, “sermaye” ile “emeğin” milli gelir pastasından aldığı payın makası giderek açılıyor.“Yoksulluğu gidereceğiz!” diye iktidar olanlar, sermayeye hizmet devam ediyor. Fakir, fukaranın; dul ve yetimin, emeklinin de ağzına bir parmak bal sürüyor. O da bal yedim sanıyor.
***
İşin hazin ve acı yanı, 2002’de “3Y”yi yani “yoksulluğu, yolsuzluğu, yasakları”amasız, ancaksız, fakatsız kaldıracağız diyen AKP’nin yirmi iki yıllık iktidarı sonunda gelinen nokta bu.
***
Bundan tam bir yıl önce, 06 Ağustos 2023 tarihinde, deprem bölgesinde 319 bin konutun teslim edileceği ve bunun 680 bin konuta tamamlanacağını söylemişti devletlilerimiz.
***
Bu gerçekleşti mi hayır? Aslında mümkün değildi. Matematik buna izin vermezdi. Zira, bunu yapacak eleman ve ekipmanı; malzemeyi nereden bulacaktınız. Tabii, parayı da…
***
Bilemiyoruz, bu süreçte kaç konut yapıldı. Bir rivayete göre, seksen bin civarında kaldı. İşin garibi, AK Parti’nin iktidar sürecinde ortaya koyduğu hiçbir hedef tutmadı. Çok saydım, isterseniz bir kez daha sayayım.
***
Üç yüz on dokuz bin konut hedefi de tutmayacak diyenlere de demediklerini bırakmadılar. İnşaattan anlamadıklarını, akıllarının ermediğini söylediler; “yaparsa AK Parti yapar!” dediler. Diğer hedeflerin tutmayacağını söyleyenlere de neler demediler neler?
***
Tabii,“algı operasyonunda” çok başarılı oldular. Doktor (Gobels)in stratejisini çok güzel uyguladılar. Mesela, “bir yalan ne kadar büyük olur, ne kadar sık tekrarlanırsa inanan da o kadar çok olur!”muş. Tabii, nereye kadar? “Basra harap olana kadar!”
***
Sandıktan da çıktılar fakat artık tılsım bozuldu, ipin kıvrağı çözüldü artık dikiş tutmaz, ne yaparlarsa yapsınlar.
***
Ülkem insanı Temel fıkrasında ki, gibi. Temel kendisini otuzuncu kattan atmış. On beşinci kata geldiğinde, on beşinci kat penceresinde duran Dursun sormuş; “Nasıl gidiyor?” Yanıt; “Şimdilik iyi gidiyor!” Artık Temel zemine yaklaştığının farkında ama nafile. Yine artık; “Bade el harabül Basra!”
***
Bilinen “kurbağa” deneyi de buna benzer. Bu deneyi, bilenler bilmeyenlere anlatsın. Yerim daraldı artık.
***
Hep söylüyoruz, bir kez daha söyleyelim. Vatandaş olmanın ön şartı, ödediği vergileri nereye ve nasıl harcandığını sorup sorgulayabilmek. Şayet bunu yaparsak “vatandaş” oluruz; yoksa“teba”.Verilene de şükrederiz. Öyle ya, “fukara cennete, zenginden yetmiş sene önce gidecekmiş!”, başta Ali Erbaş olmak üzere hocalar böyle söylüyor vaazlarında. Ali Erbaş’ın kim olduğu herkesçe malum artık.
***
Tekrar soruyorum; yirmi bir yılda toplanan vergi, özelleştirme, kiralama geliri ve iç ve dış borç toplamı 3-3,5 trilyondoları ne yaptınız? Nereye ve nasıl harcadınız?
***
Bunu sorgulayamadığınız sürece, ağlayıp sızlanmanın hiç yararı yok.“Vatandaş” da olamazsınız.