Türkiye’de Kadınlarımızla ilgili rakamlara dünden devamla bugün de rakamlarla bakıyoruz.
Onlar aslında ne bir rakam, ne de bir istatistik.
Baş tacımız ama…
Maalesef burası Türkiye…
VEKİL SAYISI YÜZDE
20’NİN ALTINDA KALDI
Bir de siyasi arenaya bakalım mı?
TBMM’de Kadın milletvekili oranı %19,9 oldu.
Yani her 5 erkek vekile karşılık 1 bayan vekil var TBMM’de.
Bu bağlamda Kayseri’nin de son dönemde hep tek kadın vekili oluyor TBMM’de.
Sanki kota konmuş gibi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü.
Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında %9,1 iken, 2025 yılında %19,9 oldu.
İŞ HAYATINDA KADINLAR…
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı %21,5 oldu.
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında %14,4 iken 2024 yılında %21,5 oldu.
Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında %12,2 olan kadın üye oranı 2025 yılında %18,3 oldu
AR-GE’DE YÜZDE 34.2’LER
Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı %34,2 oldu.
Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır.
Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2024 yılında 106 bin 74 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının %34,2'sini oluşturdu.
Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde %47,9, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette %30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise %28,2 oldu.
BOŞANMALARDA DURUM…
Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı %74,6 oldu.
Boşanma İstatistiklerine göre 2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı %74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise %25,4 oldu.
YAPAY ZEKA DA TABLO
Yapay zeka kullanan kadınların oranı %18,8 oldu.
Yapay Zeka İstatistiklerine göre İnternet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında %19,2 oldu. Bu oran kadınlarda %18,8 iken erkeklerde %19,4 oldu.
Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin %39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü.
Bu yaş grubundaki kadınların %40,5'inin, erkeklerin ise %38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü.
BEYİN GÖÇÜ ORANI DÜŞÜK…
Beyin göçü oranı kadınlarda %1,6 oldu
Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında %2,0 oldu.
Bu oran kadınlarda %1,6 iken erkeklerde %2,4 oldu.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan kadınların oranı %30,1 oldu.
YOKSULLUK VE
YAŞAM KOŞULLARI
Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında,
2025 yılında toplam nüfusun %27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda %30,1 iken erkeklerde %25,6 olduğu görüldü.
Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı %28,4, erkeklerin oranı %21,8 olarak görüldü.
ŞİDDETE MARUZ
KALIYORLAR…
Son kadın ölümleri ve şiddet malumunuz.
Hem seviyor, hem de öldürüyoruz.
Kadınların en fazla maruz kaldığı şiddet türünün psikolojik şiddet olduğu görüldü.
Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların %28,2'sinin psikolojik şiddete,
%18,3'ünün ekonomik şiddete, %12,8'inin fiziksel şiddete, %10,9'unun ısrarlı takibe, %8,3'ünün dijital şiddete ve %5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü.
EĞİTİM SEVİYELERİ…
Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü.
Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için %31,8 iken yükseköğretim mezunlarında %8,9 oldu.
Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için %16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için %5,3 oldu.
Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için %13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için %2,2 oldu.
HER DÖNEMDE ŞİDDET
HAYATLARINDA HEP VAR
Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların %39,5 ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü.
Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla %56,0, %42,0 ve %38,3 oranları ile en fazla eş/eski eş/birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü.
Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınların %66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.
Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla %39,6 ve %62,3 oranları ile en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı görüldü.
11,7 MİLYONU İŞ
GÜCÜNE KATILIYOR
Kadınların ekonomik ve toplumsal hayattaki konumuna baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Türkiye’de çalışma çağında 33,7 milyon kadın bulunmasına rağmen yalnızca 11,7 milyonu iş gücüne katılıyor. Yaklaşık 22 milyon kadın ise iş gücünün dışında kalıyor.
Bu kadınların önemli bir bölümü, ev içi sorumluluklar ve bakım yükü nedeniyle çalışma hayatına katılamadığını ifade ediyor.
Bu tablo kadınların potansiyelinin değil, fırsatlara erişimin sınırlı olduğunun en açık göstergesi.
Bugün hayatımızı kolaylaştıran pek çok icat ve keşif çoğunlukla erkeklerin adıyla anılıyor.
Ancak bunun nedeni kadınların bilimde, akademide ya da teknolojide daha az üretken olması değil; uzun yıllar boyunca bu alanlara eşit biçimde erişim imkânına sahip olamamaları.
Oysa tarih, bilimden teknolojiye, girişimcilikten sosyal yeniliklere kadar pek çok alanda kadınların dönüştürücü katkılarıyla dolu.
Kadınların imzasını taşıyan pek çok buluş bugün hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.
Günlük yaşamdan teknolojiye, iletişimden sağlığa kadar pek çok alanda kullanılan bu yenilikler yalnızca hayatı kolaylaştırmakla kalmadı; aynı zamanda bilimsel ve teknolojik ilerlemenin önemli kilometre taşlarından biri oldu.
Kadınların bilgiye, finansmana ve fırsatlara eşit erişebildiği bir dünya; daha güçlü bir ekonomi, daha kapsayıcı bir toplum ve daha hızlı bir yenilik demek.
Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasının toplumsal dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olduğuna inanıyoruz.
Biliyoruz ki fırsatlar eşitlendiğinde kadınlar yalnızca başarmakla kalmaz, dünyayı dönüştürür.
KAYSERİ KENT KONSEYİ
KADIN ÇALIŞMA GRUBU
Bu konuda yerelden Kayseri Kent Konseyi Kadın Çalışma Grubu 8 Mart 2026 açıklamasının ayrıntıları ile devam edelim mi?
Kadınların eşit, güvenli ve onurlu bir yaşam sürdüğü bir toplum; daha güçlü, daha adil ve daha umutlu bir geleceğin en sağlam temelidir.
8 Mart, kadınların tarih boyunca verdikleri eşit haklar, adil çalışma koşulları ve insan onuruna yakışır bir yaşam mücadelesinin simgesi olan önemli bir gündür.
Bu tarih, kadın emeğinin görünür kılındığı ve kadınların toplumsal yaşamın her alanında daha güçlü şekilde yer almasının öneminin vurgulandığı evrensel bir dayanışma günüdür.
Kadınların hak arayışı mücadelesi, 19. yüzyılın ortalarında ağır çalışma koşullarına karşı verilen emek mücadelesi ile uluslararası bir boyut kazanmış; 20. yüzyılın başından itibaren ise kadınların eğitim, çalışma hayatı ve siyasal temsil alanlarında eşit haklara sahip olma talepleriyle daha geniş bir toplumsal harekete dönüşmüştür. Bu mücadele süreci sonucunda 8 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmiştir.
Türkiye’de kadınlar tarih boyunca toplumsal hayatın her alanında önemli roller üstlenmiş; özellikle Kurtuluş Savaşı yıllarında gösterdikleri fedakârlıklarla ülkemizin bağımsızlık mücadelesine büyük katkı sağlamışlardır. Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte kadınların eğitim, hukuk ve siyasal haklar alanında elde ettiği kazanımlar, Türkiye’nin bu alandaki ilerici adımlarının önemli göstergelerinden biridir.
İNSAN TOPLULUĞU…
Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi: “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Bir toplumun yarısını geri bırakarak ilerlemek mümkün değildir.”
Bugün kadınlar; bilimden eğitime, ekonomiden sanata, sağlıktan siyasete kadar toplumun her alanında önemli katkılar sunmaktadır.
Bununla birlikte kadınların eğitim, istihdam ve karar alma süreçlerine katılımını zorlaştıran bazı fırsat eşitsizlikleri, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık gibi sorunlar hem dünyada hem de ülkemizde önemini korumaktadır.
Kadın hakları meselesi yalnızca kadınların sorunu değil, aynı zamanda demokratik toplumların gelişmişlik göstergelerinden biridir. Kadınların eşit ve özgür bireyler olarak toplumsal yaşamda var olabilmesi yalnızca yasal düzenlemelerle değil; kadın dayanışmasının güçlenmesi, sivil toplum kuruluşlarının aktif katkısı ve toplumsal farkındalığın artmasıyla mümkün olacaktır.
Bu nedenle kadınların sosyal, ekonomik ve kamusal hayatta daha güçlü şekilde yer almasını sağlayacak politikaların geliştirilmesi; kadınların güvenli, adil ve fırsat eşitliğine dayalı bir yaşam sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Kadınların üretimde, girişimcilikte ve ekonomik yaşamın her alanında daha güçlü biçimde yer alması hem kadınların ekonomik özgürlüğü hem de toplumun sürdürülebilir kalkınması açısından kritik bir rol oynamaktadır.
Öte yandan son yıllarda yaşanan afetler ve krizler, kadınların kırılganlıklarının daha görünür hale geldiğini göstermiştir. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, kadınların afet süreçlerinde çok boyutlu risklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koymuştur. Afet yönetimi politikalarının planlanmasında kadınların, çocukların, engellilerin ve yaşlıların ihtiyaçlarının dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.
KAYSERİ KENT KONSEYİ KADIN
ÇALIŞMA GRUBU DİYOR Kİ;
Kayseri Kent Konseyi Kadın Çalışma Grubu olarak;
kadınların eğitim ve istihdam olanaklarının güçlendirilmesi
kadına yönelik şiddetin önlenmesi
kadın emeğinin görünür kılınması
genç kızların eğitim ve kariyer fırsatlarının desteklenmesi
yerel yönetimlerde kadınların katılımının artırılması
yönünde yürütülen tüm çalışmaları desteklediğimizi ve bu doğrultuda katkı sunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Bizler biliyoruz ki; Güçlü Kadın → Güçlü Aile, zGüçlü Aile → Güçlü Toplum, Güçlü Toplum → Güçlü Gelecek demektir.
Kadınların bilgisi, emeği, üretkenliği ve kararlılığı; toplumların gelişiminin ve sürdürülebilir kalkınmanın temel dinamiğidir.
Bu nedenle kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit ve etkin biçimde yer alması, yalnızca bir hak meselesi değil aynı zamanda insanlığın ortak geleceği için bir zorunluluktur.
Kadınların sesinin duyulduğu, emeğinin değer gördüğü ve eşit yurttaşlar olarak toplumsal yaşamda yer aldığı bir toplum, hepimizin ortak geleceğini daha güçlü ve daha umutlu kılacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta ülkemizin aydınlık geleceğini inşa eden kadınlar olmak üzere, emeğiyle hayatı güzelleştiren, toplumun her alanında üretmeye ve mücadele etmeye devam eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit, adil ve şiddetsiz bir dünya temennimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
SONUÇ OLARAK…
Fırsatlar eşitlendiğinde kadınlar sadece başarmakla kalmaz dünyayı dönüştürmeye başlar
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde; kadınların ekonomik ve toplumsal hayatta eşit haklara sahip olması için farkındalık yaratmanın ve bu yönde somut adımlar atmanın önemi bir kez daha her platformda özenle vurgulandı.
Çünkü biliyoruz ki, kadınların potansiyelini sınırlayan koşullar ortadan kalktığında yalnızca kadınlar değil, toplum kazanır.
Sözün özü: Kadınların potansiyeli hiçbir zaman sınırlı olmadı. Sınırlı olan fırsatlardı.