Menü Kayseri Gerçek Haber
RECEP BULUT

RECEP BULUT

Tarih: 24.02.2021 16:35

“LANET OLSUN ONLARIN OY KAYGISI DEMEK İSTEDİM!”

Facebook Twitter Linked-in

***“Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını versin” şeklinde ki sözleri nedeniyle tepki çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki açıklama yaptı. Özhaseki “Birkaç puan oyumu arttıracağım diye teröre ve terör destekçisi HDP’ye karşı vatansever tutum geliştirmeyen siyasi tavrın oy alma kaygısını eleştirdim. Bundan dolayı da ’Lanet olsun onların oy kaygısına’ demek istedim. Konuşmamın bütünü dikkate alındığında bu anlam kolaylıkla çıkartılabilmektedir. Bu maksatla konuşmuş olsam da yine tepkim biraz aşırı bulunmuş olabilir” dedi.

ÖZHASEKİ, “SÖZLERİM

YANLIŞ ANLAŞILDI” DEDİ!

19 Şubat Cuma günüydü…

Sivas Caddesi ile Hulusi Akar Caddesi’ni bir birine bağlayan ve adına Dr. Sami İpek Caddesi verilen caddenin açılış töreni vardı…

Açılışa katılan AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, törende yaptığı konuşmayla bir anda ülke gündemine oturdu…

Gara’da rehin tutulan 13 asker ve sivil vatandaşımızın bölücü terör örgütü PKK tarafından şehit edilmesinin verdiği kızgınlıkla açtı ağzını yumdu gözünü…

Özellikle ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “13 vatandaşımızın şehit edilmesinin tek sorumlusu Erdoğan” diye eleştirmesi üzerine Özhaseki de Kılıçdaroğlu’na yüklenmek istedi…

Ve başladı kürsüden konuşmaya:

“Terör örgütünün, satılık adamların sözcülüğünü yapanlara açıkça tavır almalıyız. HDP’yi her fırsatta söylemeliyiz. Bir gün olsun Meclis’te PKK’ya ‘lanet olsun’ demediler. Diyoruz ki, ‘Burada katiller sürüsü var, diğer tarafta polisimiz, Mehmetçiğimiz var, diğer tarafta katiller sürüsü var. Ne demek iki taraf? Ne yazık ki üzülerek söylüyorum, muhalefette bunların sözcülüğünü yapmaya devam ediyor. Beyefendi Genel Başkanları beyanat veriyor: ’13 yavrumuzun katili, sorumlusu Cumhurbaşkanımızdır.’ Allah seni ıslah etsin. Ne olur bir gün PKK’yı kınasan. Ne olur üç tane lanet olasıca oy alacağım diye bu adamlara yaltakçılık yapmasan? Yağ çekerek güya HDP’yi yanında tutup, olmadık kılığa giriyorsun. Yazık günah değil midir bunlara? Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını versin.”

Konuşmasının giriş bölümünde, CHP lideri Kılıçdaroğlu ve diğer CHP’lileri, doğru ya da yanlış, PKK’yı ve HDP’yi eleştirmedikleri gerekçesiyle eleştirebilirsiniz, hatta onları suçlayabilirsiniz ama konuşmasının sonuna gelindiğinde “Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını versin” diye HDP’ye oy verenleri lanetlemeniz kabul edilebilir gibi değildi…

Seçmen bu!

Belki dün sizi oy vermiş olabilirler!

Bu konjektürel bir durum!

Doğu ve Güneydoğu’da seçmenin oyu iki parti arasında gidip-geliyor;

Genel seçim de AK Parti’ye oy veren güneydoğu seçmeni yerel seçimler de HDP’nin Belediye Başkan adaylarına verebiliyor…

Bir üçüncü parti yok!

Yani seçmenin tavrı değişken…

HDP ve AK Parti arasında…

Bir başka seçim de HDP’ye oy veren bir seçmen bir başka seçim de pek ala AK Parti’ye oy verebilir…

Kaldı ki doğu ve güneydoğu da seçmenin oyu iki parti arasında gidip geliyor…

Bir bakıyorsunuz bir seçim de HDP’ye bir başka seçimde de AK Parti’ye verebiliyor…

Yani üçüncü bir parti yok!

O halde bu durumu iyi görmen lazım…

Hele hele son yerel seçimler de Ege de, Marmara da ve Akdeniz’de büyük oy kaybına uğramışsan, esas oy depon olarak İç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu kalmış ise…

Ki durum onu gösteriyor!

Yani parti olarak da hareket alanının daralı…

Sadece milliyetçi söylemlerle AK Parti’nin iktidarını koruması ve sürdürmesi de mümkün gözükmüyor…

O halde kullandığın dile ve üsluba çok ama çok dikkat etmen gerekiyor…

Bu anlattıklarım işin siyasi boyutu…

Evet, doğru! Bir de karşımız da son derece dramatik bir olay var!

Yaklaşık 5.5 yıldır asker ve sivillerden oluşan 13 vatandaşımız bölücü terör örgütünün elinde rehin tutuluyordu… Ne acı ki başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri operasyon sonunda PKK rehin tuttuğu 13 vatandaşımızı acımasızca katletti…

Hepimizin tereddütsüz PKK’ya lanet okuması şart!

Bunda da hemfikiriz!

Ancak bu başarısız operasyonunuzdan dolayı sizi eleştiren muhalefeti eleştireceğiz derken yukarı da izah ettiğim gibi zaman zaman partinize zaman zaman da HDP’ye oy veren seçmeni ağır bir dille eleştirerek, “Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını vesin” diye lanet okursanız öncelikle o seçmenleri hem PKK’nın hem de HDP’nin kucağına itmiş olursunuz!

Bu hem 83 milyonluk ülke vatandaşlarının bütünlüğünü koruma adına riskli bir çıkış hem de siyaseten de yanlış bir söylem!

Özhasaki’nin düştüğü durum aynen böyle oldu…

Doğal olarak bu çıkışa oldukça sert tepkiler geldi…

Özhaseki’yi bu sözlerinden dolayı eleştirdiler…

En keskin eleştiri de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den geldi…

Akneşener partisinin grup toplantısında oldukça ağır ifadeler kullandı…

Tüm bu tepkilerden sonra Özhaseki açıklama yapmak zorunda kaldı…

Özhaseki bir “Duyuru” mahiyetinde yaptığı açıklama da, daha önceki konuşmasına bir kelime ekleyerek, “Birkaç puan oyumu arttıracağım diye teröre ve terör destekçisi HDP’ye karşı vatansever tutum geliştirmeyen siyasi tavrın oy alma kaygısını eleştirdim. Bundan dolayı da ,’Lanet olsun onların oy kaygısına’ demek istedim” dedi…

Yani seçmeni değil, seçmenin “oyunu alma kaygısıyla”  PKK ve HDP’yi eleştirmeyenleri eleştirdim dedi…

Aynı anlamı ifade eder mi?

Etmez! Ama ne yapsın, diyecek başka bir şey yok!

Eskiler derler ki;

“Bir laf ağzınızdan çıkana kadar o laf sizin esiriniz o laf ağzınızdan çıktıktan sonra da siz onun esiri olursunuz!”

Aynen öyle!

Neyse lafı fazla uzatmayayım, Sayın Özhaseki’nin açıklamasını aynen paylaşıyorum: “Kayseri’de bir açılış programında yaptığım konuşma maalesef bağlamından koparıldı.

Konuşmam da; PKK’yı kınamayan, PKK’ya tek söz etmeyen, üç beş tane oy alacağım diye HDP’ye yağ çekip, yaltakçılık yapan ve olmadık kalıplara giren CHP’nin tutumunu lanetledim.

’13 şehidimizin katilleri PKK’dır ‘ diyemeyen siyasi tutumu sertçe kınadım.

‘Birkaç puan oyumu arttıracağım diye ‘ teröre ve terör destekçisi HDP’ye karşı vatansever tutum geliştirmeyen siyasi tavrın oy alma kaygısını eleştirdim.

Bundan dolayı da ‘Lanet olsun onların oy kaygısına’ demek istedim. Konuşmamın bütünü dikkate alındığında bu anlam kolaylıkla çıkartılabilmektedir. Bu maksatla konuşmuş olsam da yine tepkim biraz aşırı bulunmuş olabilir. Ancak bu tepkim asla seçmene değil oy alma hesabıyla teröre göz kırpan ayak oyunlarına karşıdır. Sözlerimin maksadından çıkarılmak istendiğini ve bundan siyasi menfaat gözetildiğinin farkındayım.

Benim seçmeni lanetlemek gibi bir şey asla söz konusu olamaz. Milli iradeye yürekten bağlı biri olarak; seçme kardeşlerimin her bir oyunun kutsal olduğuna inanıyorum.

Bugün de hala terörü lanetlemeyen oy kaygısıyla terör muhitlerine gerekli tepkiyi ortaya koymayan her türlü tutuma karşıyım.”

**

KAYSERİSPOR DA

ŞİMDİ SÖZ VE YETKİ

UĞUR KULAKSIZ DA!

Her giden hocanın arkasından yazı yazmak adettendir…

Gelirken;

“Bu hoca var ya bu hoca, zehir gibi! Gelsin de bak gör sen takımı uçurur!”

Ya da:

“Adam bir cevher! Takımı öyle bir dizayn eder ki inci gibi! Takım sahaya öyle bir yayar ki, rakip futbolcu hayatta bizim ceza sahamızın önüne bile gelemez!”

“Ya da bu hoca bir işe başlasın, gelsin puanlar, gitsin puanlar! Vallahi de billahi de Lig’in ilk beşinde oluruz!” derler…

Hoş,  Dan Petrescu için öyle de demediler…

Övgüler de dizilmedi…

Hatta;

“Yahu nereden çıktı bu adam? Kim önerdi? Bir süre para-pul veriyorlar! Uğur Kulaksız ne güzel götürüyordu işte! İki maç oynattı iki maçı da aldı! Bırakın Uğur hoca devam etsin!” dediler…

Ama dinlemediler,  adamı aldılar getirdiler…

Yazık! Üstelik bu kadar ekonomik sıkıntı içinde…

Bazı çevreler;

“Canım bırakın getirsinler, nasıl olsa parasını Berna Hanım ödüyor! Beğenmezlerse üç-beş maç sonra gönderirler” diye işin içinden sıyrılıyor…

Yazık ama!

Parasını Berna Başkan da ödese bir başkası da ödese cidden yazık! Evet, yükü Berna Başkan çekiyor ama sonuçta kulüp borçlanıyor…

Üstelik altın değerinde puanlar kaybediyoruz!

Her defasında film başa sarılmaz!

Zaten pandemi süreciyle birlikte Lig’de bir hayli ilginç hale geldi…

Özellikle pandemi sürecinde yayıncı kuruluş ön plana çıkmış durumda.

Bu arada VAR kararları takımların puan tablolarını da ciddi şekilde etkiliyor.

Bu tablo içinde ise Kayserispor’un durumu bize göre daha da özel!

Transferde Sarı Kırmızılı takım deyim yerinde ise “Dolmuş Seferi” gibi!

Sezon başında ve ara transferde maşallah kimseye ilk sıraları kaptırmayan temsilcimizin işi bilip bilmediği de gerçekten tam bir tartışma konusu.

Bu arada kulübe de teknik adam dayanmıyor…

10 haftayı gören hoca yok gibi Sarı Kırmızılı takımda…

Bayram Bektaş, Samet Aybaba, Uğur Kulaksız, Dan Petrescu ve yeniden Uğur Kulaksız…

Yazık değil mi Sayın Başkana?

Takım için harcadığı rakamın 10 Milyon dolar olduğu konuşuluyor! Bir taraftan da muhalifler, takıma 70 milyon TL temlik koydurdu diye ha bire laf ediyor…

Gelinen süreçte görülen o ki takım adeta menajerlere teslim olmuş gibi…

Malum, sezon başında transferlerde Bülent Bölükbaşı ile bir fiyasko yaşandı…

Ardından ara transferde başta Fernandes olmak üzere alınan birçok yeni isimle yaşanan ikinci skandal perdesi… Manuel Fernandes yan gelip yatıyor… Hiçbir kulübe gitmeyi de kabul etmiyor… Çatı çatır parasını alıyor…

Cidden ben futboldan pek anlamam yazık bu takıma!

Başkan’ın ilk yönetime girdiği zaman elbette ki çıraklık dönemi idi…

Ancak başkan olduğu gün kalfa, bugün ise ustalık dönemine geçmiş olması lazımdı…

Gerek Kayserispor’da gerekse de Türk futbolunda ilk bayan başkan olarak dikkat çeken Gözbaşı’nın gelinen nokta itibarı ile verdiği sınavda özellikle A takımı konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığı yaptığı tercihlerden görülüyor…

Maalesef Kayserispor Başkan Berna Gözbaşı’nın ciddi borçlarla ki o zamanki rakam 360 Milyon TL civarında idi…

Kongre öncesinde halen yine ciddi borçlarla karşı karşıya ve takımın başarı çıtası da yerlerde gezerken, teknik adam değişim furyası ise tüm hızıyla sürüyor…

Bir yandan borç sarmalı, bir yandan yanlış transferlerle borçlara eklenen yeni rakamlar, bir yandan takımın küme düşmemek için canhıraş çabası ve önümüz de kalan sayılı haftalar…

İşin garibi de maç kazanamayınca kasaya para da girmiyor iyimi…

Erciyes Dağı’ndan para vaat edenler de hiç o dallara basmıyor…

Erol Bedir’de kesenin azını açıp söz de “bağışta” bulunacakta oradan da bir ses-seda gelmedi…

Zaten taraftar olmadığı için bu yönde ciddi bir kayıp mevcuttu…

Yani yük yine Sayın Berna Gözbaşı’nın omuzlarında…

Ticarette başarılı olan birinin futbolda başar şansı yok şeklinde ki sözlerini boşa çıkarmak lazım…

Ali Koç örneğinde olduğu gibi!

Sayın Başkanın ticarette ki yeteneğini futbolda a bir an önce ortaya koyması şart! Aksi takdirde bu gidişat onu da kulübü de dibe çekecek gibi!

Haydi hayırlısı bakalım…

Şimdilik söz ve yeki Uğur Kulaksız’da!

Uğur Hocaya can-ı gönülden başarı diliyoruz…

Aksi taktirde önce Kayserispor’un sonra da Berna Başkanın durumu ciddi anlamda zora girer ve altından da kalkamayız!

Malum futbolda kazandığınız zaman kahramansınız, heykeliniz dikilir!

Kaybettiğiniz an tu-ka-kasınız!

Sizden kötüsü yoktur!

Ne harcadığınız milyonlar akla gelir ne de gecenizi-gündüzünüze kattığınız! Hepsi yenilgiyle sonuçlanan bir maç sonrası öfke seline dönüşür!

Tribünler ve stat giriş-çıkışları “İstifa! İstifa!” sesleriyle inler…

İyisi mi tribünler boşken ve de vakit varken elbirliğiyle Kayserispor’u kurtaralım!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —