Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 02.07.2023 11:29

KURBAN BAYRAMI...

Facebook Twitter Linked-in

Bugün arife… Yarın Kurban Bayramı… Kutlu olsun… “28 Haziran çarşamba 1 Temmuz cumartesi” günleri arasında kutlanacak. Hatırlarsanız, on on beş yıl öncesi yapılan tartışmalarda; “Horozdan, tavuktan kurban olur mu?” gündemin birinci sırasında yer alırdı. Tartışmaların başını da merhum Zekeriya Beyaz çekerdi. Mesela, merhum Yaşar Nuri Öztürk Hocamız gibi bazı ilahiyatçılar tümden karşıydı. Kur’an’da sözü edilenin Hac sırasında kesilen olduğunu falan söylerdi. 

***

Neredeyse; “güvercinden, serçeden, bıldırcından kurban olur mu?” sorusunu tartışacak; gide gide artık, “tüm kaldırsak olmaz mı?” noktasına varacaktık... Ne günlerdi o günler yâ Rabbi!

***

Kurban da dahil tartışılan dini konuların hiç birisi yeni değildir. Bu gibi konular, çağlar boyu sürekli tartışılmış... Karşılıklı suçlamalar olmuş... Karşı görüşler sunulmuş... Zaman zaman kanlar dökülmüş. Sonuçta “ekoller” oluşmuş... Tafsilatlı bir “İlmihal” kitabına bakarsak, bunları görürüz.

***

Bunlar tartışılmasın mı, gündeme gelmesin mi?Elbette tartışılsın, gündeme gelsin ama edebi dahilinde; insanları suçlamadan. Aksini söyleyenlere “kâfir” falan demeden.  İnananı, inanmayanı; taraf olanı olmayanı; sonuçta toplumu incitmeden, rahatsız etmeden...

***

Hem kurban da uzun tartışmalar sonunda belirli esaslara bağlanmış, bir dini konu... Kimine göre sünnet... Kimine göre ise vacip... Tüm fıkıh ekollerinin birleştikleri konu, farz olmayışı. Hoca efendiler böyle diyor... Bizlere de inanmak düşer. Ayrıca; amaçları, yöntemleri, hedefleri, referansları vs. farklı da olsa tüm inanç sistemlerinde kurban varmış... Müslümanlara has bir şey değilmiş.

***

Kurb, kurban, karabet, akraba, karib gibi sözcükler aynı kökten gelirmiş ve sözlük anlamı; yakın, yakın olmak, yaklaşmakmış... Kavram yani “ıstılah” anlamı ise Kurban Bayramı’nın ilk üç günü içerisinde yine belirlenmiş ölçüler dahilinde yine belirlenmiş hayvanları kesmek...

***

Kesenin de zengin olması gerekir... Zenginliğin ölçüsü de farklılıklar olsa da yine fıkıh kitaplarında belirlenmiş... İllâ keseceğim diyenlere de saygım sonsuz, kurbanlarının kabulünü dilerim...Biz Türkler, genellikle, “Hanefi Fıkhı”’na göre amel ettiğimizden, bu ekolün ölçülerine uyarız ve buna göre de “vacip”... Sanırım, “vacip” olma keyfiyeti sadece “Hanefilere” has… 

***

Mesela, Hanefiler’de şu hükme riayet edilir: “İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti Hanefîlere göre yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.”

***

Kurban kesilirken üç defa;“Bismillah Allahüekber" denilir. Farklı tekbir getirenler de var… Mesela, Allah’ın “rahman” ve “rahim” sıfatları eklenmez. Nedeni de kan dökülmesi. Öyle ya; kan dökerken, “rahman” ve “rahim” denmez. Zira ikisi de;“rahmet, şefkat ve merhamet eden, acıyan” ifade eder. 

***

O nedenle, insanlar, ibadetini gönlüne göre yerine getirsin. Kavgaya, insanların kafasını bulandırmaya, insanları vesveseye düşürmeye ne gerek var? Anlamak mümkün değil... Kesmek istemeyen kesmez... Fukaraya zaten düşmez... Kesecekler de o beldedeki ya da o ülkedeki yerleşik usullere uyar, ayrılık gayrılık olmasın diye! 

***

KurbanAllah’a yaklaşmak, yakın olmak olunca, Halveti büyüklerinden Ahmet Tahir Mârâşi Hazretlerinin şu nefis sözü hatırıma gelir: “Gerçek kurban o dur ki; tüm masivâdan beter olan benlik bakiyesini yok etmek!”

***

Buyurun bakalım, içinden nasıl çıkacaksak çıkalım... Var mısınız buna yani “menliği” kurban etmeye? Vallahi, ben yoğum; zira “benliğim” buna izin vermez.

***

Bu sözden anlayabildiğim kadarı ile gerçek kurban şuymuş; “Her şeyden beter olan benlik duygusunu gözümüzden, gönlümüzden söküp atmak!” Sözlerin güzeli de Cenab-ı Peygamber’den; “Namaz, bütün takva sahiplerinin kurbanı, yani Allah’a yaklaşma yoludur.”

***

O halde kurban, “Sadece hayvan kesmek ya da boğazlamak” anlamı taşımıyor... Bu sadece işin bir boyutu. Ve bunu da Kurban Bayramı’nda belirlenmiş usullere göre yerine getiririz... Bu nedenle; “Eski köye yeni adet getirmenin bir yararı, yok!”

***

Dedik ya; kesebilecekler, bırakınız, bildikleri gibi kessin... Ve keserken de sözlerin en güzeli olan şunu unutmasın; ”Şu bir gerçek ki, kurbanların ne etleri, ne kanları Allah’a asla ulaşmaz. O’na asla yaramaz. Allah’a ulaşacak olan, sizin gönüllerinizde ki takva olacaktır!”(Hac/37).

***

Evet…İşittiklerim şu: Allah’a ulaşabilmenin en önemli yolu samimiyettir, ihlastır... Kesilen kurbanların, yapılan duaların kabulü ile Kurban Bayramımız kutlu olsun.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —