“Epistemolojik” teorileri ile ünlü“gözlerinin ışıltısından” ayna gibi, her şeyi görebileceğimiz Nebati Bakan’dan öğreniyoruz ki; “koyun eti kokarmış!” Et alamayışımızın nedeni de buymuş. Ucuzmuş ama pahalı olan diğer türleri de alamıyormuşuz. Haberi, ODATV’den (05.04.2023) aldım. Ben onların yalancısıyım.
***
“Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Haber Global ekranlarında yayınlanan ‘Başak Şengül ile Mesele Özel’ programına konuk oldu.Yaptığı ilginç açıklamalarla sık sık gündeme gelen Nebati, bu kez de vatandaşın neden et alamadığı ile ilgili çok konuşulacak bir iddia ortaya attı.”
***
Bu sayede de et uzmanı olduğunu anladık. Tabii, ünlü et uzmanı Nusret buna ne der, bilemem.
***
"Türkiye'de damak tadı değişti" ifadelerini kullanan Nebati vatandaşın et alamamasını koyun etinin kokmasına bağladı. Nebati, "Koyun eti ucuz ama tercih edilmiyor, kokusundan dolayı. Bunu da değiştirmek lazım" dedi.
***
Sayın Nebati bilir mi bilmem… Bizde bir söz var… “Baban açlıktan öldü!”, diyene oğul şu yanıtı vermiş; “Buldu da yemedi mi?” Beyefendi, açlıktan ölmektense, kokan koyunetini yemek evladır. “Ver koyun kavurmayı da gör savurmayı!”
***
“Nebati sözlerini şöyle sürdürdü. ‘Bu işlerin belirli bir plan çerçevesinde yapılması ve kamunun elini taşın altına koyma konusunda çekinmemesi gerekir. Bizim burada yapmamız gereken, aracıların fiyatları artırıp artırmaması çok önemli.Elbette kasıtlı fiyat artıranlar da vardır. Kasıtlı işler yapılıyor olması ahlaki olarak anormal ama bunlarla bizim incelemelerimiz var, ciddi düzenlemeler yapıyoruz. Fahiş gelir elde ediliyorsa, ithalat yoluyla da insanlarımız ucuz ete ulaşmalı’."
***
Düşünebiliyor musunuz, bir maliye bakanı, aracılardan söz ediyor. Bunların fiyatları artırıp artırmaması çok önemliymiş. Ne yapacak yani aracı? Zararına mı edecek? Yık suçu aracının üstüne, geçsin gitsin. Ülkeyi yönetenler bu kolaycılıktan bir türlü kurtulamadı.
***
Sayın Bakan unutmasın, üretici dışında, bir ürünü son tüketiciye kadar ileten her şey“aracıdır”. Kombinalar, kesimhaneler, depolar, taşıyıcılar ve kasaplar…
***
Yine unutulmasın, her aşamanın bir bedeli vardır ve bunun maliyete yansıması gerekir. O nedenle, “aracısız”, “komisyoncusuz”, “nakliyecisiz”, “toptancısız”, “perakendecisiz” ve tabii “vergisiz” vs. “piyasa” olmaz. Bunlar, piyasanın birer aktörleridir. Bunların hepsi birer maliyet unsurudur. Tabii, pespentesini, firesini de unutmayın.
***
MeselaTekir’e gidip, beş bin liraya bir koyunu alıp evine getirsen, kendin kesip kendin pişirip kendin yesen bile bunun görünmeyen maliyeti var. Yani, sen bu koyunu beş bin liraya asla yemiş olmazsın.
***
Bir kere Tekir’e bir vasıta ile gideceksin bunun bir bedeli var. Yok, yürüyerek gitseniz, kaslarınız enerji harcayacak. Bu enerjinin de… Diyelim, koyunu evine getirdin, kestin, parçaladın. Kıyma, kuşbaşı, parça ayırdın. Yine diyelim, 20 kilo et elde ettin. Peki, bunu nerede koruyacaksın. Bir buzdolabında… Yine peki, bu buzdolabı ne harcayacak? Ha. Bir de kasap olabilmek bir eğitim almak gerekir. Herhalde bunun da bir dersi ve bu dersinde bir bedeli ne olacak?
***
Bu kadar uzun gevezeliği şunun için ettim… Üreticisinden kasabına kadar oluşan zincirin halkasının hiçbiri“zalim ve gaddar” değildir… Bunlar sistemin olmasa olmazıdır… Sistemin birer olmazsa olmaz aktörleridir. Bir kere bu gerçeği herkesin bilmesi lazımdır. İkincisi, devletin görevi bunları terbiye etmek değil; “iş ve fiyat tekelini” önlemektir.
***
Ama “iktisadi aklı” olmayan toplumlarda, işte bu bilinç yoktur. Olmayınca da debelenip durur. Kusuru sağda solda arar. Bir takım dönemsel “hainler” yaratır. Biz de olduğu gibi…
***
Tabii, bir de Nebati Bakanın dediği gibi yirmi yıl, “ithalat silahı” ile “piyasayı” ve “piyasa aktörlerini” dize getirmek istediklerinden, tarımda ve hayvancılıkta ki felaketlerde başımıza geldi.
***
Sayın Bakan, et yiyememenin nedeni “koyun etinin kokuyor” olması, o nedenle “damak tadımızın” ne olduğu değildir. Nedeni; “epistemolojik teoriler”, “gözlerinizin ışıltısı”, Nobel ödüllük, heterodoks teorinizin anlamsız oluşu.